İŞİ KİTABINA UYDURANLAR

1
106

  Size çocukluğumda geçen bir olayı anlatarak başlayalım; İlkokul son sınıftayım. Bir gün arkadaşlarımla okuldan çıktık, yürüyerek eve gidiyoruz. Sıcak bir gün, sırtımızda bizden ağır çantalar. ‘Servise binseydik keşke’ diye mırıldananlar, mızmızlananlar oldu. Eve yürüme fikrini ben ortaya attığım için kendimi suçlu hissettim. Tam o sırada bir belediye otobüsünün geldiğini farkettim. Elimi kaldırıp otobüsü durdurmamla bizim çocukları içeri atmam bir oldu. Şoföre dönüp, “Ben Mustafa Yılmaz’ın oğluyum!” dedikten Sonra hiç vakit kaybetmeden arkadaşlarıma dönüp ‘Bu otobüslerin hepsi babamın’ dedim. Babamın arabasına havamı atmadan öyle kuru kuru bindiremezdim onları. Bu hakkı kendimde nasıl bulduysam şimdi gülüyorum. Vay be! Özgüven patlamasına bak diyorum. Şoför hiç sesini çıkarmadı, otobüs yoluna devam etti ve biz mahallede indik. Ertesi gün okulda bir numaraydım! Bunları yazarken hala gülüyorum…

BELEDİYE BAŞKAN YARDIMCISININ OĞLUYUM

Mustafa YILMAZ kim derseniz; Mersin Belediyesi Başkan Yardımcısıydı. Uzun lafın kısası babam olur kendisi; işte buradan bulmuştum kendimde bu hakkı. Neden anlattım bunları; bugünlerde Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur YAVAŞ ve Ankaralı iş insanı Sinan AYGÜN arasındaki kapışması konuşuluyor. İş ana muhalefet etrafında dolandıkça gündeme de oturdu tabii.

Kısaca olay: Sinan Aygün, TOGO kuleleriyle ilgili olarak kendisinden rüşvet istendiğini iddia ediyordu. Ama bunu kendi basın toplantısında inkar etti.

Mahkeme kararını yerine getirdiğini belirten Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ise haksız rant elde edilmesine müsaade etmeyeceğini söylüyor. Konu yargıda.

Biliyor musunuz Ankara’daki binaların yüzde 90’ı iskanlıdır. İstanbul’daysa durum tam tersi. Çünkü Ankaralılar zeki insanlardan ve daha az risk alanlardan, işi kitabına uyduranlardan; İstanbullularsa zeki ama rant için risk alan iş insanlarından, mafyatik dayılardan oluşur. Ankaralılar başına geleceklere karşı temkinli, İstanbullularsa başına gelecekleri çekecek tüccarlarla doludur.

Ankara Mimarlar Odası da haklı çünkü iyi biliyor; binalar için nasıl kanuna uygun iskan alınır ve kitabına uydurulmuş imarlarla yapılan binalar nasıl rant yerleri olur. Ama biz yine de son sözü hukuka bırakalım: “Suç yoksa suçlu da yoktur.”

SUÇ YOKSA SUÇLU DA YOK

Aslında olay Nasrettin Hoca hikayesi, “Sen de haklısın” demek geliyor her iki tarafı dinleyince. İşte Ankara’da yaşananlarda bana çocukluğumdaki bu olayı anımsattı. Amma velakin ben o zamanlar aklı ermez ehliyet sahibi olmayan bir çocuktum ve yaptığımın farkında olmadığım için naçizane “affedilmiştim”. Olaylar kanunların, hem seçilmişler hem de iş insanları için, verdiği gücü nasıl kullandığıyla ilgili!

Bir gün üniversitede hocam bize “Ben size her şeyi öğretmekle mükellefim ama ahlak sizin içinizde, ister insanlık yararına ister kendi çıkarınıza kullanın.” demişti. İşte siz aslında ne yapacağınızı (işinizi) bilirsiniz;buna da vicdan denir. Zeki insanlar her şeyi kitabına uydururlar daha zekiler sizin sonradan neyi amaçladığınızı bilir. Ama yargı ne der onu da bilirsiniz ‘Suç yoksa suçlu da yoktur.’

    Buğra YILMAZ

1 YORUM

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here