YENİDEN YAZMAYA BAŞLARKEN

0
83

Sevgili dostlar sevgili okurlar. 2 gün sonra yeni yıl 2020 ye gireceğiz. Dolayısıyla yaşımıza da bir yıl daha katacağız. Bu sebeple herkes eşine, dostuna, soydaşlarına, milletine, inançdaşlarına sağlık huzur ve mutluluk dileklerinde bulunacaktır. Bu güzel ve gerekli temennilere bende katılıyorum. Ancak şunu da düşünüyorum. Acaba insanlık bunu hak ediyormu? Daha doğrusu insanların ne kadarı bu dileklerde ki talepleri hak ediyor? Çünkü Dünyanın damını (Ozon tabakası) delen denizleri, suyu, ormanı, havayı, toprağı daha önemlisi insanı, insanlığı, aklı ve vicdanı kirleten bir nesil yetiştiriliyor. Vahşi kapitalizm dediğimiz Emperyalist sistemin hakim ve zalim doymak bilmez kâr hırsı ile hareket eden bir avuç Devlet veya şirketler insanların hülyası (Dünya cennetini) cehenneme çevirdiler. 7 milyar civarında olan Dünya nüfusunun 10 milyonlarcası açlıktan, 10 milyonlarca insan kadarı da oburluktan ölümle pençeleşiyor. Bunun üç temel sebebi var. Kâr hırsı, hurafecilik ve cahilliktir. Esasında insanlarımızın üretici ve yaratıcı yetenekleriyle kurabilecekleri huzurlu bir Dünya yerine, sanal Dünya zebanileri tembel yalancı ve nankör insan tipi modelini ikame ediyorlar. Oysa insanlık 10 binlerce yıl doğayla uyumlu ve mutlu yaşama deneyimlerinin kazandırdığı bilimsel tecrübe ile zamanı, maddeyi, hareketi kavramış ve DİYALEKTİK metodlarla sorunlarına çözüm yolları bulmaya çalışmaktadır. İşte bu bakış açısı ile insanlık sorunlarını şu üç mantıklı sözcük ile huzuru yakalayabilir. ÇALIŞACAĞIZ, ÖĞRENECEĞİZ, PAYLAŞACAĞIZ kavramlarını insan bilincine ve vicdanlarına yerleştirebilirsek mutluluk mümkün olacaktır. Umutlar hayallerle başlar ama başarı ancak akıl, azim, mücadele ve kuvvetle gerçekleşebilir. Bizler en değerli varlık saydığımız Yurdumuza, Kültürümüze, İrademize sahip çıkmalıyız. 2020 yılının insan ve doğayı uyumlu hale getiren bir Cennette buluşturması dileğimdir. Aman dostlar; mutluluğumuzun kaynağı AKLIMIZ, SAĞLIĞIMIZ ve gerçek DOSTLARIMIZA sıkı tutunalım. Bunun için YUNUS EMRE bize diyorki; İnsan yanlız paylaştığı şeylerin sahibidir. Yığdığı şeylerin değil. O halde esas sahip olan paylaşandır. Biriktiren değil. Paylaşabilen, sevebilendir. Ve sevebilmenin mutluluğunu tatmak, paylaşabilmekle elde edilir. 

                                                                                                                    Mersin Radyo Kilikya Yapımcısı Süleyman ÇELİKCAN

Önceki İçerik59 İLDE UYUŞTURUCU OPERASYONU: 574 GÖZALTI KARARI
Sonraki İçerikİÇİŞLERİ BAKANI SOYLU: ATİLLA PEKER’İN SORUŞTURULMASI TALİMATINI BEN VERDİM
Süleyman Çelikcan, 1954 Tarsus doğumlu. İlkokulu burada okudu. Dışardan okuyarak Metal teknisyeni oldu.1976’da ÇİTOS-İŞ sendikasının Genel Eğitim Sekreterliğine seçildi. 1978 Adana ve Mersin Çimento fabrikalarında yapılan grevlere önderlik etti. 1979’da Tarsus’tan Mersin’e ABD U2 casus uçaklarına karşı, 2002’de Mersin’den Silopi’ye Irak ambargosuna karşı yürüyüşlere katıldı. 1979-80’de Türkiye İşçi Köylü Partisi Tarsus İlçe Başkanlığı yaptı. 1980’de yurtdışına çıkmak zorunda kaldı. 1982’de yurda döndü. 1986’da Sosyal Demokrat Halkçı Partide faaliyetlerde bulundu. Çalıştığı birçok firma veya fabrikada sendikal çalışmalar nedeniyle işten atıldı. Televizyon açık oturumlarında ve panellerde İşçi Partisi Mersin milletvekili adayı olarak Prof. Halil Cin, Prof. Enis Öksüz, AKP milletvekili Dengir Mir M. Fırat’la Türkiye’yi tartıştı. Üç yıla yakın İşçi Partisi Mersin İl başkanlığı yaptı. Türkiye kanalı AKSU TV’de ve Mersin Kanalı Toros TV’de Gazeteci Saadet Pesen’le ortak ” Haftaya Bakış ” adıyla siyasi programlar yaptı. Bölgede faaliyet yürüten kitle örgütlerinde konferanslar verdi. Mersin Çukurova ve Mersin Gazetesinde köşe yazarlığı yaptı. Evli ve 3 çocuk babası olan yazarımız Arapça ve Almanca bilmektedir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here