ENFLASYONU ARTTIRMAYAN ZAMLAR VE HALKIN GEÇİM DERDİ

0
214

EKONOMİK ANALİZ

ENFLASYONU ARTTIRMAYAN ZAMLAR VE HALKIN GEÇİM DERDİ

2019 yılının Aralık ayı enflasyon rakamları açıklandı ve böylece 2019 yılında yıllık enflasyonun ne olduğu kamuoyu tarafından görülmüş oldu. TÜİK’e göre (Türkiye İstatistik Kurumu) TÜFE olarak adlandırılan Tüketici Fiyatları Endeksi, Aralık ayında yüzde 0.74, yılın ikinci altı ayında % 6.496 ve yıllık olarak da yüzde 11.84 oranında arttı. Ancak, alışılageldik üzere her ay bu rakamlar açıklandığında alevlenen tartışma da başlamış oldu.

Enflasyon bir ülkede makro iktisadın en önemli sorunlarından birisi olarak kabul edilir ve Merkez Bankaları da enflasyonun genellikle parasal bir yanı olduğundan enflasyonu aşağıya çekme hedefi üzerinde dururlar. Hükümetler de enflasyonun aşağı çekilmesi yönünde çeşitli tedbirler alırlar. Enflasyonu bu kadar önemli kılan şey onun tanımında gizlidir. Enflasyon, fiyatlardaki sürekli artışı veya mal ve hizmetlerin fiyatlarındaki artış trendini ifade eder. Bu durum, bazen dolanımda bulunan para miktarıyla, malların ve satın alınabilir hizmetlerin toplamı arasındaki açığın büyümesi nedeniyle bazen de üretim maliyetlerindeki artışlar nedeniyle ortaya çıkabilir. Ancak, her halükarda fiyatların artıyor olması paranın değerinin veya paranın satın alma gücünün azalmasıyla sonuçlanır. Bu nedenle halk tabiriyle “hayat pahalılığı” söz konusu olur. Zira, özellikle dar gelirli insanların, işçilerin memurların gelir açısından yoksullaşmaması için ya gelirlerin fiyat artışları kadar ya da daha fazla arttırılması, ya da mal ve hizmetlerin fiyatlarının azaltılması gerekir. Tabiri caiz ise “bu insanların enflasyon karşısında ezdirilmemesi” ekonomi yönetimleri için en önemli toplumsal görevlerden birisidir.

Öyleyse her ay başında TÜİK tarafından rakamlar açıklandığında neden tartışma çıkmaktadır ? Çünkü, TÜİK rakamlarına göre fiyat artışları, yani enflasyon düşüyor görünürken, halkın çarşıda, pazarda, marketlerde gördüğü fiyat etiketleri ile yokladığı cüzdanı arasında bir çelişki ortaya çıkmaktadır. Başta gıda olmak üzere çok temel tüketim kalemlerinde peşi sıra yapılan zamlara rağmen nasıl oluyor da enflasyon düşmektedir ? Öyle ya bir yılda elektriğe yapılan zamlar % 32.25, doğalgaza yapılan zamlar da % 32’nin üzerindedir. Vergi ve cezalara % 22.58, köprülere % 14 zam gelmiştir. Patlıcan, kuru soğan, domates, salatalık, kabak gibi bazı ürünlerin fiyatları ise % 14 ile % 30 arasında değişen oranlarda zamlanmıştır. 

Hal böyle iken yukarıdaki tanımdan yola çıkarak dar gelirlinin zamlar karşısında mağdur olmaması için ücret ve maaşlarının da en azından makul bir seviyede arttırılması gerekirken, örneğin memura % 5.5, emekliye % 6.5 zam yapılmış olması, asgari ücret görüşmelerinin sadece % 15 düzeyinde bir zamla sonuçlanması konuyu bir bilmece haline getirmektedir. 2020 Ocak ayında zamlı olarak;

en düşük memur emeklisi 2.569 TL, 

en düşük işçi emeklisi 1.263 TL, 

en düşük esnaf emeklisi 1.539 TL

en düşük çiftçi emeklisi 1.451 TL alacaktır. 

Şimdi, elimizde bir tarafta zamlanan pek çok mal ve hizmetle birlikte bu kadar düşük emekli maaşları, net 2.534 TL’lik bir asgari ücret varken diğer tarafında TÜİK’in kamuoyuna açıkladığı beklenenden düşük enflasyon rakamları varsa elbette burada bir çelişki doğacaktır. TÜİK’in düştü dediği (ki konuştuğumuz oran % 10’nun üzerindedir) enflasyon rakamlarını, geçim derdine düşmüş vatandaşlar kendi yaşamlarında, mutfak harcamalarında  hissetmemektedir. Bu nedenle zamlara rağmen enflasyonun nasıl daha çok artmadığı sorusu şüpheli bakışları TÜİK’e çevirmektedir.

Aslında, TÜİK’in kendi sayfasında (www.tuik.gov.tr) yapmış olduğu açıklamalar da TÜİK’i zor durumda bırakmaktadır:

Aralık 2019’da, endekste kapsanan 418 maddeden, 131 maddenin ortalama fiyatında düşüş gerçekleşirken, 34 maddenin ortalama fiyatında değişim olmadı. 253 maddenin ortalama fiyatında ise artış gerçekleşti”.

Yani enflasyon sepetinde yer alan maddelerin büyük bölümünde fiyatlar artmış ancak enflasyon düşmüştür. Peki bu nasıl mümkün olabilir ? Bu şöyle mümkün olur: sepet içerisinde ürünlerin ve ana harcama gruplarının ağırlıkları çok önemlidir. Eğer, ortalama fiyatlar hesaplanırken fiyatı düşen ürünlerin ağırlığını küçük oranlarda arttırıp, fiyatı artan ürünlerin ağırlığını azaltırsanız bilmece çözümlenmiş olur. Buradaki mesele sepetlerin değiştirilmesi, ayarlamaların yapılması, ağırlıkların kaydırılmasıdır.

Bu tür hamleler döviz kurunu, faizleri baskılamaya çalışan ekonomi yönetiminin burada da görevde olduğu izlenimini vermektedir. Halbuki, TÜİK’i de vatandaşlarımızı rahata kavuşturacak hamleler enflasyonla gerçekten mücadele edilmesi ve bunun için dışarıdan daha az mal alarak üretim yapılması, özellikle tarımda plan ve program doğrultusunda işler yapılması, tüketerek, kredi ve borçları şişirerek değil yatırım yaparak büyümenin yollarına bakılması ekseninde olmalıdır. Ancak o zaman hem tartışmalar azalır ve TÜİK’e itibarı devredilir hem de halkın geçim derdine derman olunur ve gelir dağılımı bozukluğunun tedavi edilmesine daha çok katkı sağlanmış olunur.

 06.01.2020

                                                                      Prof. Dr. Hüseyin Mualla YÜCEOL

Önceki İçerikBİLİM, EĞİTİM, SANAT, KÜLTÜR AKADEMİSİ’NİN KURSİYERLERİ SERTİFİKALANDI
Sonraki İçerikMEZİTLİ BELEDİYESİ ‘SONSUZ BİSİKLET YOLU’NDA YENİ BİR ZAFER İÇİN HAZIRLANIYOR
Dr. Hüseyin Mualla YÜCEOL 20.02.1971 tarihinde Adana’ da doğmuştur. İlköğretim ve Ortaöğretimini Adana’ da tamamlamış, lisans eğitimini Çukurova Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümünde, Yüksek Lisans ve Doktora eğitimini Çukurova Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İktisat Ana Bilim dalında tamamlamıştır. Mersin Üniversitesi Erdemli Meslek Yüksekokulu’nda 1996 yılında göreve başlayan Dr. Yüceol, 2003 yılında Yardımcı Doçent 2008 yılında Makro İktisat temel bilim alanında Doçent unvanını almıştır. 2013 yılında profesör olan Hüseyin Mualla Yüceol, Mersin Üniversitesi’nde Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri ile Uluslararası İlişkiler bölümlerinde bölüm başkanlıkları, Erdemli Uygulamalı Teknoloji ve İşletmecilik Yüksekokulu’nda Müdürlük, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nde Dekan Vekilliği görevlerini yürütmüştür. Kendisi halen Mersin Üniversitesi İİBF Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkiler bölümünde çalışmakta ve Toros Üniversitesi Mütevelli Heyetinde görev yapmaktadır. Evli ve üç çocuk babası olan Hüseyin Mualla Yüceol’un yayımlanmış ‘Ahlâki Ekonomi’ ve ‘İşsizlik Kuramları ve İşsizlikle Mücadele Politikaları’ adlı iki kitabı, çok sayıda araştırma makalesi, ulusal ve uluslararası bildirileri bulunmaktadır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here