DOLAR 7,2056
EURO 8,8329
ALTIN 412,56
BIST 1.486
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Mersin 19°C
Az Bulutlu
Mersin
19°C
Az Bulutlu
Cum 19°C
Cts 19°C
Paz 19°C
Pts 19°C

SURİYE’NİN TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜ TÜRKİYE’NİN EKONOMİK ÇIKARLARIYLA ÖRTÜŞMEKTEDİR

SURİYE’NİN TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜ TÜRKİYE’NİN EKONOMİK ÇIKARLARIYLA ÖRTÜŞMEKTEDİR

Ekonomik Analiz

Son günlerde Suriye ile Türkiye arasında, başta İdlib konusu olmak üzere son derece kritik ve önemli gelişmeler/tartışmalar yaşanmaktadır. Bu yazıda iki ülke arasında yaşanan askeri, siyasi ve başta göç edenler olmak üzere insani boyuttaki konular bir tarafa konularak, sadece ekonomik değerlendirmeler yapılmaktadır. 911 kilometre sınır komşusu olan, 2011 yılına girerken ortak para, ticaretin geliştirilmesi, vizesiz seyahat gibi konuların tartışıldığı ve bu alanda önemli mesafelerin alındığı bir süreci ekonomik açıdan değerlendirmek bir zorunluluktur.

Türkiye ile Suriye arasında ekonomik açıdan 2000’li yıllardan 2010’lı yıllara kadar nasıl pozitif yönde bir gelişme kaydedildiğini anlamak için TEPAV’ın (Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı) Ağustos 2012 yılında yayınlamış olduğu rapora bakmak gerekmektedir (1). Rapor Türkiye-Suriye arasındaki ekonomik ilişkileri incelemek için beş ana başlık işlenmektedir. Bunlar;

*Ticaret         *Turizm    *Ulaştırma ve Lojistik Kanalı *Finans Kanalı       *Emlak Kanalı

Ticaret kaleminden başlarsak aşağıdaki tabloyu incelememiz yeterli olacaktır. Kriz başlamadan önce Türkiye Suriye’nin en önemli ticaret ortaklarından birisi olmuştur. 2000 yılında Suriye’nin ilk beş ticaret ortağı arasında Türkiye yer almazken, 2010 yılında Türkiye ihracatta ilk dört ithalatta ise ilk sırada yer almıştır. 2000 yılında Suriye Türkiye’den sadece 190 milyon dolarlık ithalat yapmışken, 2010 yılında ise 1.672 milyar dolarlık hacimle Türkiye Suriye’nin en çok ithalat yaptığı ülke olmuştur.  Aradan geçen 11 yılda Suriye’ye en çok ihracat gerçekleştiren 10 ilin içerisinde İstanbul, Ankara ve İzmir’in yanı sıra Gaziantep, Adana, Hatay ve Konya da bulunmaktadır (Şekil 1). Suriye’ye en çok ihracat yapan 10 şehir listesine 2005 ve 2006 yıllarında Mersin, 2007 yılından sonra ise Şanlıurfa da girmiştir. Bu durum Doğu Akdeniz ve Güneydoğu’daki illerin Suriye pazarına yapılan ihracattaki önemine işaret etmektedir. 

Tablo 1: Suriye’nin İhracat ve İthalatındaki En Büyük 5 Ticaret Ortağı

                        Kaynak: BM, Comtrade Veritabanı.

Şekil 1:Suriye’ye En Çok İhracat Yapan Bazı İllerin Toplam İhracatında Suriye’nin Payı

            Şekil 2 Türkiye ile Suriye arasındaki ilişkilerin iyileştiği ve geliştiği dönemde çok yüksek oranlarda gelen turist artışı olduğunu göstermektedir. 2000 yılında Türkiye’ye gelen toplam Suriyeli turist sayısı 122 bin iken, 2011 yılında bu rakam 974 bin olmuştur. Eylül 2009’da Suriye ile vizelerin karşılıklı olarak kaldırılması ise Suriyeli turist sayısında daha önce görülmemiş oranda bir artışa yol açmıştır (% 76 artış).

Şekil 2: Yıllara Göre Türkiye’ye Gelen Suriyeli Sayısı

Şekil 3: Adana Bölgesi’nde Kayıtlı, Uluslararası Taşımacılık Yetkisi Olan Firma Sayısının 2004 ve 2012 Yılları Arasındaki Değişimi

Şekil 3 uluslararası taşımacılık açısından iki ülke arasında yaşanan gelişmeyi ortaya koymaktadır. Gaziantep ve Hatay, Suriye ve Ortadoğu’ya karayolu ile yapılan ihracat taşımacılığında en önemli sınır kapılarına ev sahipliği yapmaktadırlar. Karayolları Ulaştırma Genel Müdürlüğü istatistiklerine göre, bu illeri de kapsayan Adana Bölgesi, İstanbul ve Ankara bölgelerinin ardından en çok çekici, kamyon, römork ve kamyonet tipi araca sahip üçüncü bölgedir. Bölge toplamda ciddi bir araç stoku barındırmasının yanı sıra, Suriye ve Ortadoğu ile ilişkilerin iyileşmesinin ardından uluslararası taşımacılık ve komisyonculuk yetki belgesi sahibi firma sayısındaki artış ile de sektörde önemli bir yere sahiptir.

Finans başlığından yola çıkarak şunlar söylenebilir: Arap Baharı sonrasında, tıpkı 11 Eylül 2001 krizi sonrası gibi Türkiye bir cazibe bölgesi olmuştur. 2010 yılı sonundaki bilgilere göre bölge sermayesinin önemli bir bölümü (20 milyar dolarlık bir yabancı mevduat) ülkemize yönelmiştir. Bu tutarın yaklaşık beşte birini ise İranlılar getirmiştir. 2011 yılı sonlarına doğru ise,  yabancıların Türkiye’deki mevduatları %50 civarında bir artışla 25 milyar doları aşmıştır. Bankacıların yaptıkları açıklamalara göre Türkiye’nin güvenli bir liman olarak görülmesi, sermayenin akışının önemli nedenlerinden biri olmuştur. Kriz öncesi dönemde Suriyeli turistlerin yoğun olarak ziyaret ettiği şehirlerdeki girişimcilerin, kriz sonrası dönemde kredi borçlarını almakta zorlanmaya başlamaları, özellikle Doğu Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu’daki illerde nasıl olumsuz bir tablo ortaya çıktığının bir kanıtı olmuştur.

Konut açısından bakıldığında; Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı’nın açıklamasına göre, 31 Temmuz 2012 tarihi itibarıyla Türkiye’de bulunan Suriyeli sığınmacı sayısı yaklaşık 44 bindir. Bu mülteciler için Hatay, Gaziantep, Şanlıurfa ve Kilis’te kurulan toplam 8 çadırkent ve 1 konteynır kentte sığınmacıların her türlü ihtiyaçlarının giderilmesi için gerekli tedbirler alınmıştır. Kamplarda barınma, yiyecek, sağlık ve güvenlik gibi temel ihtiyaçların yanı sıra sosyal ihtiyaçların giderildiği ve eğitim hizmetlerinin verildiği birimler de oluşturulmuştur. Sığınmacıların Türkiye’ye gelmeye başladığı Nisan 2011’den Haziran 2012’ye dek bu kamplar için harcanan para 200 milyon lirayı geçmiştir. Bu süreçten sonra kampların çeşitli ihtiyaçlarıyla birlikte bir inşa ve konut edindirme düşüncesi gelişmiştir. Ayrıca, diğer kentlere (Gaziantep, Hatay, Kilis, Adana, Mersin ve daha sonra diğer iller) yönelen Suriyeliler kiralık ev taleplerini arttırmış emlak piyasaları açısından bir hareketlilik yaşanmıştır.

Bütün bu veriler ve değerlendirmeler kriz dönemine kadar Türkiye ile Suriye arasındaki ekonomik ilişkilerin maksimum düzeye çıktığını, gerek dış ticaret, gerekse turizm ve emlak sektörlerinde önemli bir canlanma olduğunu göstermektedir. Eğer bu kriz ve sürekli savaş hali olmasaydı açık bir şekilde görülüyor ki bu trend devam edecekti. Oysa, 2011 sonrası yaşanan gelişmeler iktisadi alanda elde bütün bu kazanımları tersine çevirmiş, 5 milyonun üzerinde bir sığınmacı akını gerçekleşmiş ve resmi açıklamalara göre 40 milyar doların üzerinde Türkiye’nin bütçesinden para harcanmıştır. Aslında, iktidarın da teyit ettiği bu rakam ekonomik açıdan eksik bir veridir. Suriye ile Türkiye arasındaki yaşanan krizin yarattığı kayıp 40 milyar doların üzerindeyse, ekonomik ilişkilerin 2011’de kesilmeye başlamasıyla vazgeçmiş olduğumuz kazanç da tahmini olarak 50 milyar doların üzerindedir. Demek ki ülkemizin ekonomik olarak kaybı 40 milyar dolar değil, 100 milyar dolar civarındadır.

Buna göre, Suriye’nin toprak bütünlüğü çerçevesinde ve askeri, siyasi-uluslararası ilişkiler bağlamında dengelerin sağlanması ve barışın tesis edilmesi Türkiye ekonomisi için yeniden iktisadi kazanımları beraberinde getirecektir. Elbette, Suriye tarafında yıkılan evlerin, harap olan diyarların, babasız kalan çocukların, perişan olmuş annelerin ve Türkiye tarafında şehit olan askerlerimizin kaybının bir telafisi yoktur. Ancak, dış ticaret, turizm, finans ve uluslararası taşımacılıkta 2011 öncesi olduğu gibi bir ivme yaşanması, belki de Suriye’nin inşasında Batılı şirketlerin değil Türkiye’nin yer alması bir nebze de olsa telafi edici etkiler doğuracak ve kayıpları engelleyecek, Suriye’nin de yeniden ayağa kalkmasında belirleyici bir rol oynayacaktır.

27.02.2020

  • İdil Bilgiç Alpaslan (2012), Suriye Krizi Türkiye Ekonomisini Nasıl Etkiler ?, TEPAV (Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı),  http://www.tepav.org.tr/tr/ekibimiz/s/1254/Idil+Bilgic+Alpaslan

Prof. Dr. Hüseyin M. YÜCEOL

ahmetverde corona coronavirüs deprem DÜNYADANİLGİNÇHABERLER dünya dünyadanhaberler ekonomi elazığdepremi emresun gazete güncel gündem haber habercizgi hatay hatayhaber ilginçhaber internethaber KOMİKHABER korona koronavirüs koseyazısı makale merkel mersin mersinbelediye mersinhaber ortadoğu ortadoğuhaberleri politika saglık salgın siyaset sondakika sondakikahaber spor sporhaberleri suriye suriyeordusu tarsus teknoloji virüs ÇİN İLGİNÇHABERLER

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.