DOLAR 7,4997
EURO 8,9552
ALTIN 409,66
BIST 1.542
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Mersin 20°C
Az Bulutlu
Mersin
20°C
Az Bulutlu
Cts 19°C
Paz 19°C
Pts 18°C
Sal 18°C

LAİKLİK, 1982 ANAYASASI VE ALEVİLİK-3/3: 1982 ANAYASASI

LAİKLİK, 1982 ANAYASASI VE ALEVİLİK-3/3: 1982 ANAYASASI
14.03.2020
37.704
A+
A-

İlk yazıda, kısaca Alevilerin inançları üzerinden yaşadıkları üç temel sorun üzerinde durmuş ve ikinci yazıda bu sorunları laiklik ilkesi üzerinden değerlendirmiştik. Bu yazıda ise, bu sorunlar 1982 Anayasası üzerinden irdelenecektir.

Laiklik, 1982 Anayasası’nın ‘başlangıç’ kısmı dahil, birçok maddesi yanında, Türkiye Cumhuriyetinin değiştirilmesi dahi teklif edilemeyecek olan 2. maddesindeki bir özelliğidir: II. Cumhuriyetin nitelikleri-MADDE 2: Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir.” 2. maddede belirtilen laikliğin ne anlama geldiği önceki yazıda ele alındığından, burada tekrar değinilmeyecektir.

Aleviler bağlamında 1982 Anayasasının 10. maddesi de önemlidir. 10. madde yasalar önünde eşitliği anlatırken, laiklik bağlamında da bize veri sunmaktadır:

“X. Kanun önünde eşitlik: Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.…

Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.”

10. Madde laiklik ve de Aleviler için gayet açıktır, çünkü sadece din demiyor, semavi dinler hiç demiyor. Maddeye göre, vatandaşlar arasında “… felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle…” farklılık olsa da, eşit davranmak zorunludur diyor. 1982 Anayasasının 10. maddesi, Aleviliğin ayrı bir din olup olmadığı veya İslamiyet içinde olup olmadığı tartışmasını bir kenara iter. (Bu çerçevede 11. madde de göz önüne alınmalıdır: “XI. Anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü: Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır…”).

Bu çerçevede tekke ve zaviyeler yasası akla gelebilir:

I. İnkılâp kanunlarının korunması – MADDE 174

Anayasanın hiçbir hükmü, Türk toplumunu çağdaş uygarlık seviyesinin üstüne çıkarma ve Türkiye Cumhuriyetinin lâiklik niteliğini koruma amacını güden, aşağıda gösterilen inkılâp kanunlarının, … Anayasaya aykırı olduğu şeklinde anlaşılamaz ve yorumlanamaz:…

3. 1925 tarihli ve 677 sayılı Tekke ve Zaviyelerle Türbelerin Seddine…”

Anayasa hükmü, tekke ve zaviyelerin yasaklanmasının Anayasaya aykırı olarak yorumlanmaması gerektiğini söylüyor. Bu yasağın Alevilerin ibadet ve çeşitli sosyal ihtiyaçlarını karşılayan cem evlerini kapsadığını iddia etmek yanlıştır, çünkü cem evleri günümüzde tekke biçiminde işlememektedir.

Cem evleri, bir sivil toplum örgütlenmesi olarak modern demokrasi ve laikliğe uygun biçimde oluşmakta ve işlemektedir. Yani klasik tekke biçiminde işlemediklerinden, bu yasaklamanın içine alınamazlar.

İkinci olarak, tekke ve zaviyelere ilişkin yasaklamanın içine olabilmesi için, tartışmasız İslamiyet (hatta Sünnilik) içinde yer alması gerekir. Tarikatların pratikteki serbestliği ile mevcut çelişkili durum bir yana, bu tartışmada Alevilik pratiği gözden kaçırılmamalıdır. Aleviliğin, İslamiyet içinde olduğu tartışması yapılıyor olsa da, ibadet ve camiye gitmemek gibi diğer dini ritüeller açısından İslamiyet içinde değerlendirilmesi sorunlu hale gelmektedir. Bu soruya Aleviler, kendi inanç / ibadet yerlerine cem evi diyerek yanıt vermektedirler.

Özetle, İslamiyet içinde ve İslam dininin ibadet yerini cami ile sınırlandırarak, cem evlerine yasal statü tanımamak hem Türkiye Cumhuriyeti’nin temel özelliği olan laikliğe, hem de 1982 Anayasası’nın temel hükümlerine aykırıdır.

Laik devlet, vatandaşlarının dini inançlarını tanımlamakla uğraşamaz. Vatandaşlar, istedikleri dini, mezhebi veya felsefi inancı benimsemekte özgürdür. Devletin de sadece bu hakka saygı duymak ve sıkı biçimde koruma yükümlüğü vardır.

Doç. Dr. İhsan KAMALAK

ahmetverde corona coronavirüs deprem DÜNYADANİLGİNÇHABERLER dünya dünyadanhaberler ekonomi elazığdepremi emresun gazete güncel gündem haber habercizgi hatay hatayhaber ilginçhaber internethaber KOMİKHABER korona koronavirüs koseyazısı makale merkel mersin mersinbelediye mersinhaber ortadoğu ortadoğuhaberleri politika saglık salgın siyaset sondakika sondakikahaber spor sporhaberleri suriye suriyeordusu tarsus teknoloji virüs ÇİN İLGİNÇHABERLER

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.