DOLAR 8,1049
EURO 9,7001
ALTIN 459,43
BIST 1.408
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Mersin 23°C
Az Bulutlu
Mersin
23°C
Az Bulutlu
Cts 23°C
Paz 22°C
Pts 24°C
Sal 23°C

OKULLAR AÇILIRKEN

OKULLAR AÇILIRKEN
11.08.2020
3.726
A+
A-

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, 02 Ağustos 2020 günü düzenlediği basın toplantısında Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı okulların 31 Ağustos 2020 Pazartesi günü açılacağını ve hazırlıkların ona göre yapıldığını söyledi. Ancak içinde bulunduğumuz olağanüstü Kovid-19 pandemisi nedeniyle yaşanan belirsizlikler dolayısıyla Milli Eğitim Bakanlığının dört ayrı senaryo üzerinde çalıştığını bildirdi. Birinci senaryoya göre, okullarda gerekli hijyen koşulları sağlanacak, fiziki ortam sosyal mesafe koşullarına uygun hale getirildikten sonra örgün eğitime geçilecek ve eğitim-öğretim bu şekilde sürdürülecektir. İkinci senaryoyu Bakan Selçuk, hibrit eğitim olarak tanımlamıştır. Buna göre sınıflar ikiye bölünecektir. Örneğin, herhangi bir okuldaki (A) sınıfının mevcudu 30 öğrenci ise, bunun 15’i Pazartesi ve Salı günleri okullarına gelerek örgün öğretim göreceklerdir. Sınıfın diğer yarısı ise, bu dersleri evlerinden uzaktan eğitim yöntemiyle takip edeceklerdir. Çarşamba günleri okullar dezenfekte edilerek temizlenecek ve sağlıklı bir ortam sağlanarak eğitim-öğretime hazır hale getirilecektir. Perşembe ve Cuma günleri sınıfın daha önce evde kalan öteki yarısı örgün eğitime devam ederken bu kez de sınıfın daha önceki günlerde okula giden öteki öğrencileri evlerinde uzaktan eğitim yöntemiyle derslerini takip edeceklerdir. Cumartesi günleri ise, yalnızca okulun sınav sınıfları okulda örgün öğretim yöntemiyle eğitim-öğretimlerini sürdüreceklerdir. Eğitim-öğretim bu şekilde dönüşümlü olarak sürdürülmeye çalışılacaktır. Bakan Selçuk’un açıkladığı üçüncü senaryoya göre ise okullar, il ve ilçelerin pandemiden etkilenme durumlarına göre açılacak ya da açılmayacaktır. Hasta sayılarının nispeten az ve hastalık bulaşma riskinin düşük olduğu il ve ilçelerde okullar açılacaktır. Bu şehirlerdeki öğrenciler, eğitimlerini örgün olarak sürdürmeye devam edeceklerdir. Riskin yüksek olduğu şehirlerde okullar açılmayacaktır. Okulların açılmadığı şehirlerdeki öğrenciler, eğitimlerini online olarak sürdüreceklerdir. Dördüncü ve son senaryoya göre ise okullar hiç açılmayacaktır. Eğitim-öğretim geçen yılın ikici yarısında olduğu gibi yine EBA TV üzerinden sürdürülecektir. Bakan Selçuk’un yapmış olduğu açıklamalardan; Milli Eğitim Bakanlığı’ndaki 2020-2021 Eğitim-Öğretim dönemi hazırlıklarının, özetle sıraladığım bu seçeneklere göre yapıldığını öğrenmiş bulunuyoruz. İçinde yaşadığımız 100 yılın felaketi Kovid-19 pandemisi nedeniyle karşı karşıya bulunduğumuz belirsizlikler dolayısıyla hazırlıkların böyle çoklu senaryolara göre yapılması son derece doğaldır. Bunda yadırganacak herhangi bir şey yoktur. Bana göre, bu seçeneklerin hepsi ile de başarılı ve kaliteli bir eğitim verilebilir. Ancak bunun için hazırlıkların çok iyi yapılması, planlanan derslerin ciddiyetle ve disiplin içerisinde ödünsüz bir şekilde öğrencilere belletilmesi gerekmektedir. Aksi takdirde bu senaryolarla başarılı bir eğitim verme olasılığı yok denecek kadar azdır. Senaryolara ve yapılan hazırlıklara bir diyeceğimiz yoktur. Amma velâkin, bu hazırlıklar yapılırken, öğretmenlerin görüşlerinin hiç alınmamış olması, sağlıklarının, motivasyonlarının ve geçim koşullarının hiç göz önünde bulundurulmaması ve en azından öğretmen sendikalarının görüşlerine bile başvurulmamış olması çok büyük bir eksikliktir. Yine aynı şekilde, öğrenci velilerinin ve öğrenci görüşlerinin alınmamış olması da kanımca doğru bir yaklaşım olmamıştır. Bunun elbette ki, ileride ortaya çıkacak bazı sakıncaları olacaktır. Anne-babalar, özellikle de çocuklarını özel okullara göndermek isteyen veliler büyük bir ikilem ve belirsizlik içinde bırakılmışlardır. Eğitim online sürdürülecekse özel okullara bu kadar büyük paralar ödenmesinin akılcı bir açıklaması var mıdır? Yoksa ücretler konusunda hakkaniyet ölçülerine uygun bir düzenleme yapılacak mıdır? Mevcut durumda kapanma tehlikesiyle karşı kaşıya kalmış olan özel okullar kaderlerine terk edilecekler midir? Veliler bu ve buna benzer sordukları pek çok sorunun cevaplarını alabilecekleri resmi bir muhatap aramaktadırlar. Kamuoyu, okullar açılırken boşlukta kalan belirsizliklerin giderilmesini ve akıllara takılan sorularının net ve kesin cevaplarının verilmesini Milli Eğitim Bakanlığı’ndan beklemektedir. Ülkemizde, hazırlıksız ve erken denilebilecek bir zamanda toplumsal karantina kaldırılmıştır. Geniş halk yığınları tarafından yeni normal olarak açıklanan sosyal mesafe, hijyen ve maske takılması gibi kurallara çoğunlukla uyulmamaktadır. Kurban Bayramı nedeniyle ortaya çıkan plaj, piknik, mesire ve eğlence yerleri görüntüleri ilgili, ilgisiz hemen hemen herkesi adeta dehşete düşürmüştür. Kovid-19 pandemisinde 2. Dalga tehlikesinin hızla yaklaştığı bilgileri gelmektedir. Kovid hastası sayısı azalacağı yerde artmaktadır. Okullarımızdaki fiziki alt yapı, öngörülen hijyen ve sosyal mesafe koşullarında eğitim yapılabilmesi için yeterli değildir. Bilim Kurulu’nun okulların açılması konusunda nasıl bir karar vereceği bilinmemektedir. Bütün bu verilere bakılacak olursa, okulların 1 Ağustos’ta açılarak eğitim-öğretimin örgün olarak sürdürülebilmesi olanağı pek te mümkün görülmemektedir. Eğitim-öğretimin, geçen yıl olduğu gibi bu yıl da yine EBA TV üzerinden online olarak sürdürülmesi olasılığı çok daha yüksektir. Yapılan tüm bu hazırlıklar, eğitimin şeklen yapılabilmesine yöneliktir. Oysa bizim eğitim sistemimizin öteden beri gelen bir de kalite sorunu vardır. Özellikle, devlet okullarında verilen eğitim kalitesinin her geçen yıl biraz daha düştüğü konusu üzerinde adeta bir görüş birliği oluşmuştur. Eğitim kalitesinin geliştirilmesi hususunda da, çok ciddi çalışmaların yapılmasına acilen ihtiyaç duyulmaktadır. Müfredata metafizik bilgiye dayalı dersler konularak din eğitiminin ağırlığı arttırılmıştır. Bu anlayıştan hızla vaz geçilmelidir. Deneysel bilgiye ve akıl yürütmeye dayalı gerçekten bilimsel bir eğitime geçiş yapılmalıdır. Eğitim bir ülkenin geleceğine yapılan yatırımdır. Bu nedenle, eğitim sistemimizin standartları dünya standartlarına yükseltilmelidir. Pandeminin varlığı bu çalışmaların yapılmasına engel değildir. Finlandiya, Japonya, Güney Kore ve Almanya gibi ülkeler eğitim kalitesinden ödün vermeden eğitimlerini sürdürmektedirler. Milli Eğitimde ağır basan düşünce bu yönde ama eğitim tamamen online olarak yapılamaz. Çünkü online ortamda etkileşim sağlanamadığı için kalıcı izli öğrenmeler gerçekleşememektedir. Ayrıca eğitim basamakları düştükçe online eğitimin etkisinin azaldığı da bilinmektedir. Kaldı ki, mesleki eğitimin ve uygulama gerektiren derslerin online ortamda yapılabilmesinin imkanı da yoktur. Bu nedenle, bizim ülkemizde de tıpkı Finlandiya ya da Japonya’da olduğu gibi 10’ar kişilik iyi donatılmış sınıflarda kesintisiz olarak etkili ve kaliteli örgün eğitim pekâlâ da sürdürülebilir. Bunun için yeterli öğretmen kaynağımız da mevcuttur. Atanamayan 600 bin öğretmenimiz atıl bir şekilde bir kenarda bekletilmektedir. Sınıf mevcutları 10 ya da 15 kişiye düşürülürse bu öğretmenlerin atanabilmeleri için uygun ortam yaratılmış olur. Böylece bu öğretmenler de, pandemi koşullarında belli bir gelire ve sosyal güvenceye kavuşturulmuş olurlar. Zaten dünyadaki genel eğilim, sınıflardaki öğrenci sayılarının azaltılması yönündedir. Çünkü yapılan bilimsel araştırmalarda sınıftaki öğrenci sayılarıyla akademik başarı arasında ters bir orantı olduğu ortaya çıkartılmıştır. Sınıftaki öğrenci mevcudu azaldıkça öğrencinin başarısı ve dolayısıyla da eğitimin kalitesi artmaktadır. Tabii, benim burada yaptığım sadece bir öneri sunmaktır. Konu üzerinde çalışılırsa çok daha verimli yöntem ve teknikler, çok daha değerli öneriler ortaya çıkartılabilir. Ancak kesin olan bir olgu vardır ki, o da Türk Eğitim Sisteminin çok ciddi bir kalite sorunuyla karşı karşıya bulunduğu gerçeğidir. Eğitimde kalite sorunu çözülmeden, eğitim yine aynı şekilde yasak savarcasına geçiştirilirse; korkarım ki, ülke olarak yakın bir gelecekte ve her alanda telafisi mümkün olamayan sonuçlarla karşılaşmamız kaçınılmaz olacaktır.

Celal TEZEL  



Bizi desteklemek için; 

>Şahit olduğunuz haberleri habercizgi@gmail.com ‘a veya aşağıdaki sosyal medya hesaplarımız iletebilir, 

>Sosyal medyada takip edebilir, paylaşabilir, beğeni ve yorum yapabilirsiniz. 

• İnstagram: haber_cizgi https://instagram.com/haber_cizgi 

• Facebook: habercizgi https://www.facebook.com/habercizgi/ 

• Twitter: haber_cizgi https://twitter.com/haber_cizgi
Tüm ilginiz ve destekleriniz teşekkürler…


adana ahmetverde alisamiyen ankara Azerbaycan Beşiktaş cimbom corona coronavirüs deprem dünyadanhaberler ekonomi fenerbahçe Galatasaray Gaziantep gs gündem haber habercizgi instagram izmir korona koronavirüs magazin makale mersin mersinhaber moda ortadoğu ortadoğuhaberleri saglık salgın sağlık siyaset sondakika sondakikahaber spor suriye tv türkiye ultraslan virüs yks ÇİN İstanbul

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.