DOLAR 7,5140
EURO 9,0099
ALTIN 409,32
BIST 1.538
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Mersin 20°C
Az Bulutlu
Mersin
20°C
Az Bulutlu
Cts 20°C
Paz 20°C
Pts 19°C
Sal 19°C

TÜRKİYE’DE EMEKLİLERİN VAZİYETİ 1

TÜRKİYE’DE EMEKLİLERİN VAZİYETİ 1

13 milyonu aşan sayılarıyla ülkemizin en önemli toplumsal gruplardan birisini de emekliler oluşturmaktadır. Bu kadar büyük bir topluluğun dertlerini, taleplerini dikkate almadan o ülkede sağlıklı bir ekonomik ve toplumsal yapının olduğunu iddia etmek çok güçtür. Aslında, emeklilik çalışmaya bağlı olarak ortaya çıkan bir haktır. Dolayısıyla emeklilik konusu çalışma hayatının da bir konusudur. Aşağıdaki tablo Türkiye’de Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) verilerine göre aylık veya gelir alan sigortalıların sayısını ortaya koymaktadır (1).

Aylık veya Gelir Alan Sigortalılar (Pasif) 2020 Nisan

Kişi sayısı 13.098.592
1 – Yaşlılık Aylığı Alanlar 9.048.057
2 – Malullük Aylığı Alanlar 127.525
3 – Vazife Malulü  Aylığı Alanlar 14.174
4 – Ölüm Aylığı Alanlar (Dosya) 2.996.062
5 – Ölüm Aylığı Alanlar (Kişi) 3.731.629
6 – Sürekli İşgöremezlik Geliri Alanlar 80.473
7 – Sürekli İşgöremezlik Ölüm Geliri Alanlar (Dosya) 63.271
8 – Sürekli İşgöremezlik Ölüm  Geliri Alanlar (Kişi) 96.734

Kaynak: SGK, Sigortalı Sayıları, 2020.

2020 Nisan itibarıyla aylık veya gelir alan yani çalışma hayatında pasif olarak adlandırılan 13 milyonun üzerinde vatandaşımız bulunmaktadır. Bunların yaklaşık 9 milyonu yaşlılık aylığı almaktadır. En temel sorun alınan aylıkların düşük olması, hatta önemli sayıda bir kesimin asgari ücretin altında gelir elde etmesidir. Ömürlerinin en verimli yıllarını çalışarak tüketen insanlarımızın bu paralara mahkum edilmesi sosyal adalet ve sosyal refah ilkeleri açısından kabul edilecek durumlar değildir.

Durumun vahametini belirten en önemli gösterge, milyonlarca emeklinin ortalama emekli aylığının asgari ücretin altında olmasıdır. Asgari, yani minimum ücretin altında bir gelir etmek ve bununla geçinmeye çalışmak açıklanması zor bir durum. DİSK (Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu) Araştırma Merkezi DİSK-AR “Nisan 2020 itibarıyla 4/a kapsamında (işçi emeklileri) 8 milyon 126 bin emekli ve hak sahibine 16 milyar 968 milyon TL emekli aylığı ödendiğini, ortalama emekli aylığının da bu durumda 2.080 TL olduğunu açıklamıştı.

Türkiye’de asgari ücretin altında gelir eden emekliler sayı olarak 4 milyon 179 bin 840 kişi olarak görünmektedir. 2019’de emeklilerin % 11.96’sı asgari ücretin altında gelire sahipken, bu oran son iki yılda % 50’ye dayanmış durumda. CHP’den Özgür Özel’in yaptığı çalışmaya göre 4/a statüsünden emekli olanların % 50.8’i, 4/b statüsünden emekli olanların % 89.5’i ve 4/c statüsünden emekli olanların % 0.7’si asgari ücretin altında bir gelire sahip.

Normal şartlarda gelişmiş bir ülkede, ekonomisi üretim temelleri üzerine inşa edilen bir ekonomide sosyal devletin bir gereği olarak emeklilerin yaşlılıklarını mutlu, huzurlu ve refah içerisinde geçirmesi en önemli hedeflerden birisi olurdu. Ancak, ülkemizde ne bu şekilde güçlü bir ekonomi var ne emeklilerin bu alanda pazarlık gücüne sahip olabileceği bir örgütlenme süreci var ne de onların haklarını gerçek anlamda savunacak bir siyaset mekanizması var.

Sosyal güvenlik sisteminde reform olarak adlandırılan girişimler de emeklilerin haklarında iyileşmeye yol açmadı. Hatta 2008’de yapılan reform örneğinde olduğu gibi yapılan çalışmalar emeklilerin aylıklarında düşüşle sonuçlandı. Halihazırda milyonlarca insanı ilgilendiren bir EYT (Emeklilikte Yaşa Takılanlar) konusu olduğu gibi duruyor.

Bütün bunların üstüne ekonomideki kötü gidiş, artan döviz kurları ve düşmeyen bir enflasyon gerçeği de karşımızda duruyor. Bunların tamamı dar gelirlilerin veya sabit gelirlilerin yoksullaşmasına neden olan temel faktörler. Örneğin son dönemlerde güzel bir uygulama olarak değerlendirilen ikramiyeler hiç değişmeden 1.000 TL olarak ödeniyor. Fakat enflasyon söz konusu olunca ve temel mal ve hizmetlerin fiyatları artınca hem bu ikramiyeler hem de maaşlar satın alma gücü açısından değer kaybediyor. Bu nedenlerle başta hükümetin ve parlamentonun daha sonra kamuoyunun bu konuya odaklanması gerekiyor. Cumhuriyetimizin kurucusu ve aynı zamanda Diyanet İşleri Başkanlığının da kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’e bir duayı çok gören Diyanet İşleri Başkanı, elinde kılıçla Fetih ve Cihad hayalleri kuracağı yerde, önce kendi ülkemizde İslam dinindeki güçlü adalet vurgusu adına belirli bir yaşa gelmiş milyonlarca insanın asgari ücretle geçinmek zorunda kalmasının yarattığı kalp kırıcı duygulara tercüman olsa ne iyi olurdu.

Prof. Dr. Hüseyin M. YÜCEOL



Bizi desteklemek için; 

>Şahit olduğunuz haberleri habercizgi@gmail.com ‘a veya aşağıdaki sosyal medya hesaplarımız iletebilir, 

>Sosyal medyada takip edebilir, paylaşabilir, beğeni ve yorum yapabilirsiniz. 

• İnstagram: haber_cizgi https://instagram.com/haber_cizgi 

• Facebook: habercizgi https://www.facebook.com/habercizgi/ 

• Twitter: haber_cizgi https://twitter.com/haber_cizgi
Tüm ilginiz ve destekleriniz teşekkürler…


ahmetverde corona coronavirüs deprem DÜNYADANİLGİNÇHABERLER dünya dünyadanhaberler ekonomi elazığdepremi emresun gazete güncel gündem haber habercizgi hatay hatayhaber ilginçhaber internethaber KOMİKHABER korona koronavirüs koseyazısı makale merkel mersin mersinbelediye mersinhaber ortadoğu ortadoğuhaberleri politika saglık salgın siyaset sondakika sondakikahaber spor sporhaberleri suriye suriyeordusu tarsus teknoloji virüs ÇİN İLGİNÇHABERLER

YORUMLAR

  1. Avatar Yunus İstanbulluoğlu dedi ki:

    Harika yazısından dolayı Değerli Prof. Dr. Hüseyin Mualla Yüceol Hocamıza teşekkürlerimi sunarım.