DOLAR 8,0659
EURO 9,6646
ALTIN 459,31
BIST 1.410
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Mersin 23°C
Az Bulutlu
Mersin
23°C
Az Bulutlu
Cts 23°C
Paz 22°C
Pts 24°C
Sal 23°C

İNTİHARLAR

İNTİHARLAR
20.08.2020
265
A+
A-

Son günlerde, gazete ve televizyonlarda yayımlanan yeni intihar olayı haberleri, görmezden gelinmeyecek ve dikkatlerden kaçırılamayacak şekilde artmaya devam ediyor. Bu durum bizlere, Türkiye’de TÜİK tarafından açıklanan resmi intihar sayısı oranlarının da arttığını gösteriyor. Bazı gazetelerde okuduğumuz acıklı intihar öyküleri, duyarlı insanlarımızı derinden derine sarsıyor. Kimi televizyon kanallarında izlediğimiz, kendi yaşamlarına kendi elleriyle son veren insanların dramlarını anlatan görüntüler, yüreklerimizi dağlıyor. Yaşayan bir canlının, içimizden herhangi birinin yaşamına bu şekilde son vermesinden etkilenmemek, bu olaya üzülmemek elde değildir. Normal koşullarda hemen herkesin, insanları bu yola sevk eden nedenler üzerinde uzun uzun düşünüp kafa yormaları, bir takım çözümler üretmeleri gerekmektedir. Ancak geliniz görünüz ki, çok yerinde söylenmiş bir atasözümüzde belirtildiği gibi “ateş düştüğü yeri yakıyor” ve yaktığı yerde kalıyor. İntihar olayları çoğunlukla büyük bir aymazlık ve duyarsızlık içerisinde ya görmezden geliniyor ya da yasak savarcasına geçiştirilerek üstü örtülüyor. İçinde yaşadığımız 100 yılın felaketi Kovid-19 pandemisinin olağanüstü koşullarında ne yazık ki, göz gözü görmüyor. 10 binleri, 100 binleri bulan ölüm sayılarının günlük hava raporu sunar gibi açıklandığı, ölümün kanıksandığı böyle bir ortamda intihar olayı, vaka-i adiye’den sayılıyor. Günlük yaşamın hızlı temposuna ayak uydurmak isteyen insanların, adeta zamanla yarışırcasına bir o yana, bir bu yana koşuşturmalarının telaşesi içersinde intihar olayları, ya büyük bir çoğunluk tarafından fark edilemiyor ya da şöyle bir haberlere bakılıp geçiştiriliyor. Her biri başlı başına büyük bir insanlık dramı olan intihar haberleri gazete arşivlerinin tozlu raflarında unutulmaya terk ediliyor. İşin daha da acı veren tarafı, devletin bu işler için görevlendirdiği yetkililerin, Kurum ve Kuruluşların intihar olaylarının nedenleri, engellenmesi ve sonuçlarıyla ilgili herhangi bir çalışma yapmamış olmalarıdır. Bu makalemi hazırlamak için yapmış olduğum kaynakça araştırması sırasında, intiharlar konusuna ilişkin en son ayrıntılı istatistikî çalışmayı TÜİK’in 2018 yılında yapmış olduğunu üzüntüyle öğrendim. Bazı üniversitelerde yazılmış Yüksek Lisans ve Doktora Tezlerinin dışında resmi kurumlarca yapılmış bir çalışmaya da rastlayamadım. Kısacası, hepimizi ilgilendiren böylesine yaşamsal bir sorunun, yetkili makamlar mevkiinde sorumlu bir sahibi, sahipleneni ne yazık ki yoktur. Oysa bu yaşamsal konuda, başta Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı olmak üzere Sağlık Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı gibi bakanlıklara ve belediyelere de çok önemli görevler düşmektedir. Bu arada hazır belediyelerden söz açılmışken; Mersin Büyükşehir ve Tarsus Belediyelerine naçizane bazı önerilerde bulunmak istiyorum. Örneğin, intihar olayları da dâhil kente ilişkin nüfus hareketlerini,  toplam yatırım-üretim miktarlarını, sözün özü şehrin dinamikleriyle ilgili her türlü rakamsal veriyi öğrenebileceğimiz bir “Belediye İstatistik Müdürlüğü” kurulabilir. Ayrıca, intihara eğilimli kişileri önceden saptayarak onlara çeşitli ekonomik ve sosyal destekler sağlayacak, intihar eden kişilerin yakınlarını bir şekilde rehabilite edebilecek “Sosyal Hizmet ve Psikolojik Danışma ve Rehberlik” birimleri oluşturulursa büyük bir boşluk doldurulmuş olur. İntihar olaylarının tarihi, sonuçta canlı doğasıyla ilgili olduğu için insanlık tarihi kadar eskidir. İnsanlığın var olmasıyla birlikte intihar olayları da görülmeye başlanmıştır. Sırlarla dolu, gizemli bir olay olması nedeniyle tarihin her döneminde ilgi çekmiş, toplumu etkilemiş ve insanları üzerinde düşünmeye sevk etmiştir. Çeşitli düşünürler, intiharı çeşitli biçimlerde tanımlamışlardır. İntiharın tanımını yapmak aslında pek basit bir iş değildir. Kimilerine göre intihar, kendini öldüren insanın eylemidir. Sosyoloji biliminin kurucu babaları arasında sayılan ve intihar konusundaki ilk ayrıntılı bilimsel araştırma olarak kabul edilen “İNTİHAR” kitabını yazmış olan Fransız Sosyolog Emil Durkheim intiharı; “ölüme götüreceğini bilerek, girişilen olumsuz bir eylemin doğrudan doğruya ya da dolaylı olarak meydana getirdiği ölümdür.” Şeklinde tanımlamıştır. İntihar olayı, yaygın olarak bilinenin aksine tek boyutlu, tek nedene bağlı bir olay değildir. Çok boyutlu ve karmaşık bir olaydır. Günümüzde, başta psikiyatrik olmak üzere, biyolojik, sosyal psikolojik, sosyolojik, etik, sosyal hizmet, sosoyo-ekonomik ve ekonomik yönleriyle ele alınıp incelenmektedir. Bilim insanlarınca çok çeşitli intihar kategorilerinden bahsedilmektedir. Sosyolog Emil Durkheim, ekonomik ve toplumsal çöküntü dönmelerinde intihar olaylarında büyük artışlar meydana geldiğini belirtmektedir. Durkheim intiharı 4 başlık altında incelemiştir.

1) Bencil intihar: Bireyin toplumsal çevresiyle yeterince bütünleşememesi sonucu oluşan intihardır. Bir anlamda bireyin toplumsal bağının zayıflaması ya da kopması intihar eğilimini arttırmaktadır.

2) Elcil intihar: Bencil intiharın aksine bireyin toplumla bağının çok güçlü olmasından kaynaklanan intihardır. Burada birey grup kuralları ya da normları gereği intihar etmektedir. Örneğin Hint kastlarında dul kalan kadından kendisini cenaze ateşinde yakması beklenmektedir. Bazı kültürlerde intihar, yerine göre yiğitlik ve saygınlık göstergesi olarak kabul edilebilmektedir. Budizm, Hinduizm, Jainist gibi din inançlarında ve Japonya’da abartılmış erdem anlayışı nedeniyle ölümle sonuçlanan bu intihar türüne sıklıkla rastlanmaktadır.

3) Anomik (Kuralsızlık) intihar: Tolumdaki norm ve kuralların çözülmesinden kaynaklanan intihar türüdür. Özellikle ekonomik kriz ve toplumsal çöküntü dönemlerinde, toplumu bir arada tutan kuralların çözüldüğü toplumsal anomi ve toplumsal yabancılaşma dönemlerinde ortaya çıkmaktadır. Ülkemizde son zamanlarda giderek artan intiharlar, daha çok ekonomik kriz, toplumsal anomi ve toplumsal yabancılaşmadan kaynaklanan olaylardır. Köklü, ciddi ve kurumsal önlemler alınmadığı takdirde kaçınılmaz olarak artmaya devam edecektir.

4) Fatalist (Kaderci) intihar: Bireyin üzerinde baskı yapan kuralların katılığından kaynaklanan intihardır. Durkheim buna köleleri örnek göstermiştir. Tabi burada daha pek çok intihar türünden, intihar kuramlarından ve kuramcılarından bahsetmek mümkündür. Bu konu, psikiyatristlerin, sosyologların, psikologların ve sosyal hizmet uzmanlarının alanına giren başlı başına bir akademik ve mesleki uzmanlık alanıdır. Ancak bizim açımızdan kesin olan somut bir Türkiye olgusu vardır ki, o da 2018 yılı TÜİK verilerine göre her gün ortalama olarak 9 kişinin intihar ederek yaşamına son verdiği gerçeğidir. Günümüzde bu sayının giderek artmakta olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. İntihar olayı, herkesin başına gelebilir. Yapılan bilimsel araştırmalar göstermiştir ki, intihar olayları tamamen yok edilemez. Ancak konunun üzerinde ciddiyetle durulur, kurumsal ve etkili önlemler alınırsa intihar vakaları asgari düzeye indirilebilir. Klasik anlamda devletin temel görevlerinden birisi de halkını huzurlu bir dinginlik içerisinde yaşatacak olan ortamı sağlamaktır. Bunun için başta toplumsal huzursuzluk ve güvensizliğin en ileri aşamalarında ortaya çıkan intiharlarla mücadele edilmelidir. Toplumsal koşullardan kaynaklanan bir takım açmazlar nedeniyle intihara sürüklenen insanlarımızı insancıl, demokratik, sosyo-ekonomik ve eğitsel desteklerle onurlu bireyler olarak topluma yeniden kazandıracak kurumsal yapılar mutlaka tesis edilmelidir.   

Celal TEZEL



Bizi desteklemek için; 

>Şahit olduğunuz haberleri habercizgi@gmail.com ‘a veya aşağıdaki sosyal medya hesaplarımız iletebilir, 

>Sosyal medyada takip edebilir, paylaşabilir, beğeni ve yorum yapabilirsiniz. 

• İnstagram: haber_cizgi https://instagram.com/haber_cizgi 

• Facebook: habercizgi https://www.facebook.com/habercizgi/ 

• Twitter: haber_cizgi https://twitter.com/haber_cizgi
Tüm ilginiz ve destekleriniz teşekkürler…


adana ahmetverde alisamiyen ankara Azerbaycan Beşiktaş cimbom corona coronavirüs deprem dünyadanhaberler ekonomi fenerbahçe Galatasaray Gaziantep gs gündem haber habercizgi instagram izmir korona koronavirüs magazin makale mersin mersinhaber moda ortadoğu ortadoğuhaberleri saglık salgın sağlık siyaset sondakika sondakikahaber spor suriye tv türkiye ultraslan virüs yks ÇİN İstanbul

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.