YARIM ASIR ÖNCESİ YAŞAMIMDAN BİR GÜN

0
17


Her insanın yaşamında öğretici ve unutulmaz öyküleri vardır. 1963 yılıydı. Tarsus’un Yeşil mah. 197 sok. 41 nolu evde bir günde yaşanılan öykümü okuyucu dostlarımla paylaşmak istedim. Evimiz mahalle dışına kadar uzayan mıcırlı sokağın son eviydi. Bol ağaçlı bahçelerin içinde kalmış etrafı kargıdan çitle çevrili 450 metre kare civarında bir arsa içindeydi. Evimizi babam 1930 yıllarında samanlı toprak kerpiç ile ağaç kalas ve tahtalardan, üstünü de çinko ile kapatarak iki gözlü yapmıştı. Ayrıca yılda arsa sahibine 300 TL kira ödediğini öğrenmiştik. Ailemiz, baba, anne, ablam, abim ve ben ile 5 kişi idi. Sokakta aydınlatma, evimizde elektrik yoktu. Suyu emme basma tulumba ile elde ediyorduk.

Arsa avlusu içinde olan nar, erik, kaysı, yenidünya, incir, portakal, dut, dardağan üzüm asması ağaçlarını babam ekmişti. Mutfağımız çinko örtülü ama duvarları yoktu. WC (hela)üstü açık, banyo (hamam)kerpiçten yapılma lakin üçü de dışardaydı. Aydınlatmamız, kapalı mekânda fitilli gaz lambası, avluda çamurdan yapılma yer ocaklarında aydınlanma, ısınma ve yemek pişirme amaçlı yaktığımız odun ateşiyle olurdu. Gece ay ışığından da yararlanırdık. Evimizde buzdolabı, çamaşır makinesi, tüplü ocak yoktu. Çamaşırları annem küllü suya, defne veya portakal yaprağı koyarak kaynatırdı. Avlumuzda kümes ile tavuklarımız vardı. Mahalle dışı evimizde güvenlik için köpek, farelere karşı kedi beslenirdi. Soğuklarda, çamurdan yapılma ayaklı ocak da yaktığımız odunlar köz olunca ocağı evin içine alır, ailece etrafında ısınırdık. Okul ödevlerimizi abimle gaz lambası ışığı altında yapardık.

Babam hasta olmasına rağmen, o annem, ablam, her türlü sebze ile meyvenin toplanması ve taşınmasında kullanılan kamıştan (kargı)örme küfe, sepet üretip satarak geçimimiz sağlanırdı. Üretime abim ve ben de katılırdık. Yiyeceklerimizi dış etkilere karşı annem tavan çengellerine astığı tel elekli dolabın içinde tutardı. Ekmek, değirmende öğütülen buğdayın unu ile mahallelinin ortak malı tandırda açık ekmek şeklinde imece usulü ile pişirilip yenirdi. Birçok sebze ve meyve olgunlaştığı mevsimin doğallığıyla tüketilirdi. Ayrıca yazlık ürünlerin birçoğu kurutulup Kışın yenmek üzere toprak altına saklanırdı. Evimize yakın olan komşuların çoğu sebze meyve üretimiyle uğraşırdı. O zaman en çok ekilen ürün şeker kamışı(şimdi yok) patlıcan, kabak, karpuz, domates, marul idi.

Ben ve abim mahallemizin tek okulu Turan Emeksiz ilkokuluna bin metre yürüyerek gidiyorduk. Mersin Adana transit otoyolu (NATO)asfaltı adı ve can alan kazalarıyla meşhurdu. Bizde akrabalarımızdan ikisini bu yola kurban vermiştik. Bu yola ev mesafemiz 200 metre olup çarşıya, bakkala, okula giderken buradan geçmek zorunlu idi. Alt veya üst geçit, işaret bile yoktu. Ben 9-10 yaş arası üçüncü, abim beşinci sınıfta okuyorduk. Her gün annem sabah ezanından sonra beni simit satışına gitmem için uyandırırdı. O saatin alaca karanlığı ve soğuğunda annem beni oto yoldan karşıya geçirirken korkumu da yenerdim. Yolda su birikintilerinin oluşturduğu buzları kıra kıra fırına giderdim. Aldığım 20 simidin tanesini 25 kuruştan öğleye kadar satıp eve, sonra okula yetişmeliydim. Simit satışından 1 TL payımı ev bütçemize katardım.

Okula abimle giderken ayağımızda çarık el örümü dize kadar çorap, askılı kısa pantolon, vücuda kazak üstüne siyah önlük giyerdik. Pantolon ve yakalarımızı akşamdan sabaha yastığın altına koyarak ütülü sayardık. Kundura ve ceketi ancak 13-14 yaşlarında giyebilmiştim. Evden bana 10 abime 20 kuruş harçlık verilirdi. Buda okulda acıkınca yarım simit almak demekti. Öğretmenlerimiz; bizden de yoksul ve yırtık pantolonla gelen sınıf arkadaşlarımıza (yırtık giymek ayıp ama yamalıklı giymek ayıp değil; yırtıklarınızı yamalatın derlerdi.) Öğretmenlerimizden korkar ama onları çok severdik. Hem disiplinli hem korumacıydılar. Çünkü onlar Köy Enstitülü efsane insanlardı. Ben üçüncü sınıfta olmama rağmen abimin kitaplarını da okuyarak Tarih, Coğrafya ve Yurttaşlık bilgilerini çok severdim. Ayrıca harçlık paramla resimli Teksas, Tommiks macera kitapları alır okumamı geliştirirdim.

O yaşımda gece tuvalete çıktığımda, gökte ay ışığına bakar, yıldızları sayıp onları koruyucu sanırdım. Evde hiçbir yemeğe burun kıvıramazdık. Kilosu 7 TL olan eti soframızda haftada bir görürdük. Okuldan dönünce babam beni evde çarpım tablosuyla imtihan ederdi. Babam eve radyo alınca sevinçten uçmuştuk. Ben radyonun arkasına geçip konuşan adamın nerede saklandığını merak ederdim. Okulun karne ve tatilini sabırsızlıkla beklerdik. Çünkü ben ve abim, tatili Mantaş köyündeki akrabalarımıza gidip, eşeğe binme keyfini yaşayarak mutlu olurduk.

GÜNÜMÜZ TEKNOLOJİSİ BİLE YARIM ASIR ÖNCESİNİN O PAYLAŞMA MUTLULUĞUNU BİZE VEREMEZ.

Kitap önerisi:1-Rıfat Ilgaz’dan(SARI YAZMA)Çınar yay. 2-İrfan Yalçın’dan(ÖLÜMÜN AĞZI) Kaynak Yay.

RADYO KİLİKYA PROGRAMCISI SÜLEYMAN ÇELİKCAN



Bizi desteklemek için; 

>Şahit olduğunuz haberleri habercizgi@gmail.com ‘a veya aşağıdaki sosyal medya hesaplarımız iletebilir, 

>Sosyal medyada takip edebilir, paylaşabilir, beğeni ve yorum yapabilirsiniz. 

• İnstagram: haber_cizgi https://instagram.com/haber_cizgi 

• Facebook: habercizgi https://www.facebook.com/habercizgi/ 

• Twitter: haber_cizgi https://twitter.com/haber_cizgi
Tüm ilginiz ve destekleriniz teşekkürler…


adana ahmetverde alisamiyen ankara Azerbaycan Beşiktaş cimbom corona coronavirüs deprem dünyadanhaberler ekonomi fenerbahçe Galatasaray Gaziantep gs gündem haber habercizgi instagram izmir korona koronavirüs magazin makale mersin mersinhaber moda ortadoğu ortadoğuhaberleri saglık salgın sağlık siyaset sondakika sondakikahaber spor suriye tv türkiye ultraslan virüs yks ÇİN İstanbul

Önceki İçerikDEFNE BELEDİYE BAŞKANI İBRAHİM GÜZEL “İLÇEMİZE HASTANE KAZANDIRILMASIYLA İLGİLİ OLARAK ÇALIŞMALARA ARALIKSIZ DEVAM EDİYORUZ”
Sonraki İçerikKAMU ÇALIŞANLARINA UZAKTAN, DÖNÜŞÜMLÜ VE ESNEK ÇALIŞMA HAKKI TANINDI
Süleyman Çelikcan
Süleyman Çelikcan, 1954 Tarsus doğumlu. İlkokulu burada okudu. Dışardan okuyarak Metal teknisyeni oldu.1976’da ÇİTOS-İŞ sendikasının Genel Eğitim Sekreterliğine seçildi. 1978 Adana ve Mersin Çimento fabrikalarında yapılan grevlere önderlik etti. 1979’da Tarsus’tan Mersin’e ABD U2 casus uçaklarına karşı, 2002’de Mersin’den Silopi’ye Irak ambargosuna karşı yürüyüşlere katıldı. 1979-80’de Türkiye İşçi Köylü Partisi Tarsus İlçe Başkanlığı yaptı. 1980’de yurtdışına çıkmak zorunda kaldı. 1982’de yurda döndü. 1986’da Sosyal Demokrat Halkçı Partide faaliyetlerde bulundu. Çalıştığı birçok firma veya fabrikada sendikal çalışmalar nedeniyle işten atıldı. Televizyon açık oturumlarında ve panellerde İşçi Partisi Mersin milletvekili adayı olarak Prof. Halil Cin, Prof. Enis Öksüz, AKP milletvekili Dengir Mir M. Fırat’la Türkiye’yi tartıştı. Üç yıla yakın İşçi Partisi Mersin İl başkanlığı yaptı. Türkiye kanalı AKSU TV’de ve Mersin Kanalı Toros TV’de Gazeteci Saadet Pesen’le ortak ” Haftaya Bakış ” adıyla siyasi programlar yaptı. Bölgede faaliyet yürüten kitle örgütlerinde konferanslar verdi. Mersin Çukurova ve Mersin Gazetesinde köşe yazarlığı yaptı. Evli ve 3 çocuk babası olan yazarımız Arapça ve Almanca bilmektedir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here