YÜZ YÜZE EĞİTİME DÖNÜŞ VE EĞİTİMDE REFORM ARAYIŞLARI

0
6

Sonunda sağduyu galip gelmiş, eğitim bilimcilerin uzun zamandan beri başlamasını istedikleri örgün eğitime kademeli geçiş için adımlar atılmaya başlanmıştır. Önce Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ardından Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, 2 Kasım tarihinde Ortaokul 5’inci sınıflar ile Lise 9’uncu sınıfların yüz yüze eğitime başlayacaklarını açıklamışlardır. Böylelikle, Ortaokul 6 ve 7’inci sınıflar ile Lise 10 ve 11’inci sınıflar dışında kalan öğrencilerin tamamı örgün eğitime geçerek yüz yüze eğitime başlamış olacaklardır. Belirtilen açıklamalarda ayrıca, hâlihazırda öğrenimlerine uzaktan eğitim yöntemleriyle devam eden, Ortaokul 6 ve 7’inci sınıflar ile Lise 10 ve 11’inci sınıfların ve Üniversitelerin de yüz yüze eğitime geçebilmeleri için gerekli hazırlıkların yapıldığı ve yakın bir gelecekte bunların da örgün eğitime geçiş yapacakları duyurulmuştur. Gecikmeli de olsa, alınmış olan bu kararlarla eğitim-öğretimde asıl olması gereken örgün eğitime dönüş yolunda önemli bir dönemeç daha dönülmüştür. Okulların açılması kararının, sosyal izolasyona ve hijyen koşullarına uygun fiziki düzenlemeler yapılmadan ve gerekli koşullar sağlanmadan alınması; eğitim dünyasında, öğretmenler, veliler ve öğrenciler arasında çeşitli tereddütlerin doğmasına neden olmuştur. Söz konusu bu kararlarlar ayrıca, okulların; nitelikli bir eğitim sağlanması amacından daha çok, çalışmaları okulların açılmasına bağlı olan okul kantinleri, okul yemekhaneleri, öğrenci servisleri, özel öğrenci yurtları, öğrenci cafeleri, kırtasiyeciler, dolmuşçu esnafı gibi iflas noktasına gelmiş işletmelerin faaliyete geçirilmesi kaygısıyla açıldığı yönündeki tartışmaları da beraberinde getirmiştir. Türkiye, UNICEF tarafından yayınlanan raporda, eğitim kalitesi kategorisinde en kalitesiz eğitim veren ülke olarak sonuncu sırada yer almıştır. OECD ülkeleri sıralamalarında ve PISA raporlarında da hep böyle sonuncu sıralara düşmüştür. Bu ve buna benzer nedenlerle Türk Eğitim Sistemi, çok çeşitli yönleriyle yeniden tartışılmaya başlanmıştır. Dünyada yaşanan bu pandemi sürecinde, eğitim sistemini tamamen uzaktan eğitme bağlayan ve yine bizim ülkemizdeki gibi okullarını ve sınıflarını aşama aşama örgün öğretime geçiren ikinci bir ülke yoktur. Tabii bu durum, başta ekonomik kaynak yetersizliği olmak üzere, okul ve sınıf sayılarının yetersizliği, okullarımızın fiziki ve teknik alt yapılarının yetersizliği, öğretmenler için yeterli kadro verilemeyişi gibi pek çok yetersizlikten kaynaklanmaktadır. Bunun en büyük nedenlerinden birisi de 18 yıllık AKP iktidarı döneminde uygulanan yanlış eğitim politikalarıdır. Bu dönemde eğitime uzun vadeli planlı bir faaliyet olarak bakılmamıştır. Eğitim politikalarını belirleme işi, gelen giden Milli Eğitim Bakanlarının kişisel tercihlerine bırakılmıştır. AKP iktidarı döneminde önce Erkan Mumcu, ardından sırasıyla, Hüseyin Çelik, Nimet Çubukçu, Ömer Dinçer, Nabi Avcı ve İsmet yılmaz gibi isimler Milli Eğitim Bakanı yapılmışlardır. Son olarak da Ziya Selçuk Milli Eğitim Bakanlığı görevine getirilmiştir. Göreve gelen her Bakan, işe önce kendinden önce uygulanan eğitim sistemini ortadan kaldırmakla başlamıştır. Daha sonra kendi sistemini kurma işine girişmiştir. Bu şekilde sıklıkla yapılan birbirinden kopuk ve uyumsuz değişiklikler eğitim sistemini içinden çıkılamaz bir sorunlar yumağı haline getirmiştir. O kadar ki, artık eğitim sistemi üzerinde yapılacak bazı düzeltmelerle işin içinden çıkılamayacağı hususu ilgili herkes tarafından iyice anlaşılmıştır. Eğitimde köklü bir reforma duyulan ihtiyaç, en üst düzeydeki en yetkili kişi olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından seslendirilmeye başlanmıştır. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, oğlu Bilal Erdoğan’ın kurucusu olduğu TÜRGEV’e ait İbn Haldun Üniversitesi Külliyesi açılış töreninde yaptığı konuşmada dile getirmiş olduğu “Samimi bir muhasebeyle geçtiğimiz 18 yılda her alanda, tarihi eserlere ve hizmetlere imza attığımızı ama eğitim ve öğretimde, kültürde arzu ettiğimiz ilerlemeyi sağlayamadığımızı düşünüyorum.” Sözleriyle, eğitimde gelinen son noktaya ilişkin görüş ve kanaatlerini ortaya koymuştur. Bu ifadeler, AKP iktidarı döneminde eğitim alanında ortaya çıkan başarısızlığın itirafı niteliğindedir. Erdoğan, aynı konuşmasında “…Ne insanlığın milletimizin ve inancımızın binlerce yıllık birikimine sırtımızı döneceğiz, ne de modern dünya imkânlarını reddedeceğiz. Biz her alanda olduğu gibi fikri alanda da üretici olma peşindeyiz, Türkiye kuru kuruya batıcılık saplantısı yanında, pek çok sapkın ideoloji ve akımın zehrine de maruz kalmış bir ülkedir… Evlatlarımızın zihinleri batının popüler kültür ve sapkın hezeyanlarla doldurulmuştur… Önümüzdeki dönemde önceliğimiz aileden başlayarak çocuklarımızı hakkıyla yetiştirmektir. Bu değişim sıradan müfredat tadilatından ziyade topyekûn eğitim-öğretim reformu gerektirir…”  açıklamasını yapmıştır. Açıklamada yer alan görüş ve düşünceler, kamuoyunda yeni bir gündem maddesi oluşmasına ve eğitim konusunun hararetle tartışmasına neden olacaktır. Tabii olarak bu konuşmasında Erdoğan, kendi dünya görüşüne, siyasal inanç ve beklentilerine uygun bir eğitim reformundan söz etmektedir. Böyle bir reformun, ülkeyi çağdaş uygarlık düzeyine taşıyıp taşıyamayacağı, topluma yarar sağlayıp sağlayamayacağı ve halkın beklentilerine cevap verip vermeyeceği sorularının bilimsel akılla, ülke gerçeklerine ve ihtiyaçlarına uygun bir şekilde cevaplandırılması gerekmektedir. Türkiye’nin, ders içerikleri alabildiğine dinselleştirilmiş, ortaçağ kalıntısı, çağ dışı bir eğitim modeliyle ulaşabileceği hiçbir hedefi yoktur. Böyle bir eğitim sistemi hiç kimseye en küçük bir yarar dahi sağlayamaz. Halkımızın beklentisi, tıp, genombilim, yapay zekâ, robotik, yazılım gibi alanlarda dünya gençleriyle rekabet edebilecek, çağımızın en ileri bilimsel bilgileriyle donanmış üstün niteliklere sahip öğrenciler ve gençler yetiştirmektir. Evet, toplumuzda eğitim alanında köklü bir eğitim reformu yapılması konusunda çok geniş bir oydaşma meydana gelmiştir.  Bir eğitim reformu yapılması konusunda herhangi bir tartışma yoktur. Ancak reformun yönü konusunda çok büyük tartışmaların yapılacağı ve kutuplaşmaların meydana geleceği anlaşılmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti Devletinin, kurucusu Mustafa Kemal Atatürk tarafından belirlenmiş olan hedefi çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmak hatta onun da üzerine çıkmaktır. Bu hedeflere ulaşabilmesi için Türkiye’nin özgürlükçü, fırsat eşitliğine ve eleştirel akla dayalı, çağdaş, demokratik, bilimsel ve laik bir eğitim sistemine ihtiyacı vardır. Bunun için köklü bir eğitim reformu yapılarak eğitim sisteminin A’dan Z’ye sıfırdan en üst düzeye kadar ayrıntılı bir şekilde yeniden yapılandırılması gerekmektedir.

Celal TEZEL



Bizi desteklemek için; 

>Şahit olduğunuz haberleri habercizgi@gmail.com ‘a veya aşağıdaki sosyal medya hesaplarımız iletebilir, 

>Sosyal medyada takip edebilir, paylaşabilir, beğeni ve yorum yapabilirsiniz. 

• İnstagram: haber_cizgi https://instagram.com/haber_cizgi 

• Facebook: habercizgi https://www.facebook.com/habercizgi/ 

• Twitter: haber_cizgi https://twitter.com/haber_cizgi
Tüm ilginiz ve destekleriniz teşekkürler…


adana ahmetverde alisamiyen ankara Azerbaycan Beşiktaş cimbom corona coronavirüs deprem dünyadanhaberler ekonomi fenerbahçe Galatasaray Gaziantep gs gündem haber habercizgi instagram izmir korona koronavirüs magazin makale mersin mersinhaber moda ortadoğu ortadoğuhaberleri saglık salgın sağlık siyaset sondakika sondakikahaber spor suriye tv türkiye ultraslan virüs yks ÇİN İstanbul

Önceki İçerikİSTANBUL’DA EĞİTİM UÇAĞI DÜŞTÜ
Sonraki İçerikİSTANBUL’DA VAKA SAYISI TÜRKİYE GENELİNİN YÜZDE 40’INA ULAŞTI
Öğr. Gör. Celal TEZEL
Öğr. Gör. Celal TEZEL, 20.05.1954 tarihinde Tarsus’ta  dünyaya geldi. Sırasıyla; Tarsus Kerim Çeliktaş İlkokulu, Tarsus Erkek Sanat Enstitüsü Ortaokulu, Tarsus Cengiz Topel Lisesi ve üniversite sınavını kazanarak girdiği Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Basın ve Yayın Yüksekokullarından mezun oldu. Kamu hizmetine 1979 yılında o zamanki adıyla Köyişleri ve Kooperatifler Bakanlığı Kooperatifler Genel Müdürlüğü Eğitim Dairesi Başkanlığında Eğitim Uzmanı olarak başladı. Daha sonra askerlik hizmeti nedeniyle gittiği Polatlı Topçu ve Füze Okulundan Topçu Asteğmen olarak mezun oldu. Kıta hizmeti nedeniyle gönderildiği Erzurum’da 1983-1984 yıllarında Erzurum Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hemşirelik Yüksekokulunda Atatürk İlkeleri İnkılâp Tarihi derslerini vermek ve aynı şekilde Erzurum Lisesi ve Erzurum Kız Meslek Liselerinde ise Milli Güvenlik derslerini okutmak üzere görevlendirildi. Askerlik görevinin sona ermesinin ardından o zamanki adıyla Maliye ve Gümrük Bakanlığının açtığı sınavları kazanarak bu bakanlığa katıldı. Çeşitli Defterdarlıklarda Özel Yetkili Yoklama Memurluğu ve vergi dairelerinin Çok çeşitli servislerinde servis şefliği görevlerinde bulundu. 1994 yılında Mersin Üniversitesinin açmış olduğu sınavları kazanarak bu üniversitede Öğretim Görevlisi oldu. Aynı yıl açılan Erdemli Meslek Yüksekokulunun kuruluşunda görev aldı. Burada İktisadi ve İdari Programlar Bölüm Başkanlığı yaptı. Yine aynı yıl açılan Silifke Meslek Yüksekokulunun kurucu ekibi arasında yer aldı bu yüksekokulda uzun yıllar uzmanlık alanına giren alanlardaki çeşitli dersleri okuttu. Mersin Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Kamu Yönetimi Bölümünde Yüksek Lisansını tamamladı. Burada yazmış olduğu “Türkiye’de Yönetsel Denetimin Yapısı ve İşleyişi – Denetim Yönetimi” adlı tezini “Bilim Jürisi” önünde savunarak “Kamu Yönetimi ve Yönetim Bilimleri Bilim Uzmanı” unvanını almaya hak kazandı. Daha sonra, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Doktora Programına kayıt yaptırdı. Bu eğitimi nedeniyle Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi ve Siyaset Bilimi Bölümünde doktora düzeyinde çeşitli çalışmalar yaptı. Bazı sağlık sorunları nedeniyle bu eğitimini yarıda bırakmak zorunda kaldı. 2000 yılında Tarsus’ta kurulan Tarsus Teknik Eğitim Fakültesinde görevlendirildi. Bu Fakültenin kurucu ekibi içerisinde Fakülte Sekreter Vekilliği, Eğitim Bilimleri Bölüm Başkanlığı ve Eğitim Bilimleri Ana Bilim Başkanlığı gibi idari görevlerde bulundu. Yine bu yıllarda Mersin Üniversitesi Tarsus Teknik Eğitim Fakültesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi ve Silifke Uygulamalı Teknoloji ve İşletmecilik Yüksekokullarında uzmanlık alanına giren konularda Lisans düzeyindeki çeşitli dersleri okuttu. Tarsus’ta yükseköğretimin gelişmesine katkı sunmak amacıyla “Tarsus Teknik Eğitim Fakültesini Geliştirme ve Güçlendirme Derneği”ni kurdu ve daha sonra çıkartılan bir yasayla okul dernekleri kapatılıncaya kadar bu derneğin başkanlığını yaptı. Bu çerçevede Tarsus’taki Yükseköğretim kurumlarına fiziki, sosyal, kültürel ve akademik destekler sağladı. Yine bu yıllarda Tarsus Kaymakamlığı öncülüğünde kurulan ve Tarsus’a üniversite kurmak için faaliyet gösteren komisyonda üye olarak görevlendirildi. Bu komisyonda aktif olarak çalıştı ve çok çeşitli katkılar sundu. Tarsus Teknik Eğitim Fakültesi’nin kapanması nedeniyle Tarsus Meslek Yüksekokulu Büro Hizmetleri ve Sekreterlik Bölümünde görevlendirildi. Akademik çalışmalarını burada ve Çağ Üniversitesi Meslek Yüksekokulunda sürdürmekte iken 2018-2019 Eğitim-Öğretim yılı sonunda yaş haddinden emekli oldu. Öğr. Gör. Celal TEZEL, sosyal sorumluluk çalışmaları kapsamında TEMA Vakfı, İltişimliler Vakfı (İLEF) ve Mülkiyeliler Birliğinin aktif üyesi olarak akademik ve bilimsel faaliyetlerini halen sürdürmektedir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here