DOLAR 8,2833
EURO 10,0163
ALTIN 484,80
BIST 1.428
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Mersin 27°C
Az Bulutlu
Mersin
27°C
Az Bulutlu
Cts 26°C
Paz 27°C
Pts 28°C
Sal 27°C

Ekonomik Analiz

Krizin Rabiası: Dört Adımda Yeni Dolar Patlaması

19 Ekim 2020 Pazartesi ile başlayan yeni haftada piyasalarda süren iyimser havanın etkisiyle dolar 7 lira 80 kuruş civarına kadar düşmüştü. Ancak Merkez Bankası’nın “faiz arttırmama” kararıyla iyimser hava yerini kötümserliğe bıraktı ve Kasım ayına girerken dolar tarihi rekorla 8 lira 46 kuruş, Euro ise 9 lira 92 kuruş seviyesine kadar yükseldi. Dolardaki bu artış elbette sadece Merkez Bankası’nın kararına bağlı olarak açıklanamazdı. Bu nedenle aşağıda dolardaki yüksek artışlara neden olan etmenleri dört (erbaa ya da rabia) adımda sıralamayı uygun gördük.

  1. Bilim Karşıtlığı: 21. Yüzyılda bazılarımıza inanılmaz gelebilir ama ortaçağda kalan bilim ile din arasında sapla samanı karıştırırcasına ilişki kurma biçimi ülkemizde halen devam ediyor. Halbuki bilim ve din yöntem olarak birbirinden farklı ama birbirinin tersi olmayan alanlardır. Aydınlanma dönemi bitinceye kadar Batı Avrupa bunu ancak çözebilmiş ve laik bir bakış açısıyla eleştirel akıl ve düşünen akıl sayesinde hayatın her alanında büyük ilerlemeler kaydetmiştir. Dinin imana bağlı esasları ki bunlar da ancak akıl yoluyla idrak edilebilir ve örneğin İslam dininde zorlama olmadan pratiğe geçirilebilirken, bilim daha farklı bir yoldan doğanın yasalarını deneme yanılma yöntemleriyle eleştiri süzgecinden geçirerek kanıtlamaya çalışır. Dumlupınar Üniversitesi’nde, yani bilim yuvasında yapılan bir toplantıda “bilim seküler ve laik olmaz” türünden açıklamaları görünce Müslüman ülkelerin hal-ı pürmelalinin nedenlerini hiç anlamamış olmak ve geleceğe bu şekilde hazırlanmayı aklından geçiriyor olmak insanı dehşete düşürüyor.

Peki konumuzla ne alakası vardı bunun derseniz hemen açıklayalım. Her şeyden önce iktisat da bir bilimdir. İktisat biliminin yasalarını görmezden gelerek- bir ülkenin enflasyon oranları ve risk primleri yüksek iken hem kurları hem de faizleri baskılamaya kalkması işte bu tarz bir düşüncenin sonucudur. Bundan kötüsü iktisat biliminin tek taraflı olarak söylemediği “faiz enflasyonun” nedenidir türünden ideolojik bir saplantının Merkez Bankası gibi kritik kurumlara baskı yaparak uygulatılmaya çalışılmasıdır. Akıl dışı- bilim dışı takıntılar İslam’a uymadığı gibi sonuç her zaman kriz ve akabinde halkın sırtına yüklenen faturalardır. Diyelim ki bu iddia fazla abartılı bulundu ve ekonomi yönetiminin aslında bütün derdi ekonomik büyüme hedefini tutturabilmek için faizlerin düşürülmesiydi. Fakat bu kez iç-dış makroekonomik dengeler ve ülkemizin yapısal sorunları hesaba katılmadığından, yani yine iktisat biliminin temel ilkelerinden hareket edilmediğinden olası sonucu yazalım: yanlış politikalar sonucunda faizler çok daha fazla yükseleceği için bu büyüme hedefi de büyük ihtimalle daha çok sapacak.

  • Merkez Bankası’nın faiz kararı: dünyevi bir alanda en azından bilimsel verilerden yola çıkarak karar vermesi gereken Merkez Bankası bütün beklentilerin aksine faizleri sabit tuttu ya da iktisadi gerçekleri göz ardı ederek ekonomik büyüme hedefine yoğunlaştı (ki Merkez Bankasının birinci önceliğinin fiyat istikrarı olduğunu biliyoruz). Daha önce atması gereken adımları atmayarak “kredibilitesini” ve “güvenilirliğini” büyük ölçüde aşındırdı. İşin trajik tarafı hem iç hem de dış piyasaların, Merkez Bankası’nın bu politikasının Türk Lirasını rekabetçi yapma isteğinden değil faizle olan takıntıdan kaynaklandığına inanıyor olmaları. Daha da trajik tarafı bu kumarın maliyetinin yükselen enflasyon, artan faizler, kronik işsizlik ve iflasa giden şirketler olması.
  • Açıklanan programlar: Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından açıklanan programlar kısa sürede anlamını yitiriyor. Yılsonu için veya 2021 yılsonu için belirlenen kur hedefi bir haftada aşılıyor, dolayısıyla ekonominin zemini sürekli kayıp gidiyor. Peki ilgili Bakanlığın geçtiğimiz haftalarda açıklamış olduğu verilerde 1 trilyon lirası döviz cinsinden yaklaşık 850 milyar lirası TL cinsinden borçlar ne anlama geliyor ? Oysa kur yükselmesin diye döviz rezervleri de kullanılarak 95-120 milyar arası dolar harcanmış, adeta bu kadar yüksek bir para gözlerimizin önünde buhar olmuştu. Sanayideki ara malları ve enerji başta olmak üzere yüksek ithalat bağımlılığına tarım ürünleri ithalatını da eklediğinizde bu ülke bu şartlar altında nasıl üretim yapacak, işçisini, memurunu, emeklisini nasıl doyuracak ve ironik bir şekilde daha çok faizi ödedikten sonra esas borçları nasıl ödeyecek ?
  • Jeopolitik riskler ve şahsi dış politika: ülkemizin geldiği aşama yine inanılmaz ama duygusallık, şahsilik dış politikayı öyle bir hale getirdi ki ülkemizin Cumhurbaşkanının başka bir ülke lideriyle arası iyiyse dış politikada iyi işler yok değilse kötü işler olacak gibi bir algı oluştu. En azından yeni sistemde piyasaların algısı böyle olduğu için, ABD seçimlerinde Cumhurbaşkanımıza daha yakın görünen Trump değil de daha uzak görünen Biden kazanırsa ve ilişkiler bozulup Türkiye’ye yaptırım konuları daha fazla gündeme gelirse düşüncesiyle dolar biraz daha zıpladı. Bununla birlikte, corona virüsün de küresel ve lokal artış trendi, AB ile tansiyonun yeniden artması endişesi, Fransa ile ülkemiz arasındaki düşmeyen tansiyon, Azerbaycan-Ermenistan gerilimi ve S-400 hava savunma sistemleri konusunda devam eden süreçler de cabası.

Ortak kanı: bizim dolara bakmamamız değil doların bize bakmaması daha hayırlıymış.

                                                                                                                04.11.2020

Jeopolitik risklere de değinmek gerektiğini belirten Özlale, “Görünen o ki ekonomi alanında alınan bu yanlış kararların maliyetini bir kez daha dış politikadaki gelişmelere yükleme isteği var. Bunun artık vatandaşta ve iş dünyasında bir karşılığı yok.” ifadelerini kullandı.

Ekonomist Dr. Murat Kubilay

2) BIDEN’IN BAŞKAN OLACAĞI BEKLENTİSİ

Sozcu.com.tr’ye konuşan ekonomist Dr. Murat Kubilay ABD seçimlerinin Türk Lirası üzerinde baskı oluşturduğunu söyledi. Döviz cinsinden borçlu şirketlerin finansal güçlerini korumalarında sorun yaratabileceği için, bu şekilde devam etmenin sürdürülebilir olmadığını ifade eden Dr. Kubilay, “Ekonomi yönetimi şu anda büyümenin daha önce geldiği politikalar uyguluyor. Önümüzdeki günlerde de eğer Merkez Bankası ek tedbirler almazsa bu şekilde ilerleyecek.

Avrupa’daki corona virüsü vakalarının tekrar yükselişe geçmesi, Türkiye’de durumun kötüleşmesi ve çok yüksek ihtimalli olmasa da kapatmaların imkan dahilinde bulunması ve ABD başkanlık seçimlerinde Demokrat Parti adayı Biden’ın olası seçim zaferi de Türk Lirasına baskı yapıyor. Bu noktada Merkez Bankası bir sonraki toplantı tarihi olan 19 Kasım’a kadar kuru, makul seviyelerde tutmaya çalışacak ancak bunun için yeterli önlemleri almadığından dışarısı bozulduğu için Türkiye’de de TL’nin değer kaybının yükselmesi kaçınılmaz hale gelecek.” açıklamasında bulundu.

Piyasalarda hayal kırıklığı olduğunu ve dolar kurunda yukarı yönlü bir yükseliş gerçekleştiğini belirten Dr. Kubilay, “Diğer taraftan Merkez Bankası’nın ağırlıklı ortalama fonlama faizini artırarak, fiili faizi yukarıda tutmasıyla da bu hayal kırıklığının hızlı bir spekülatif atağa dönüşmesi şu ana kadar önlenmiş duruyor. Dolayısı ile Türk Lirası son bir kaç aydaki istikrarlı değer kayıplarına devam ederken çok büyük hızlı sıçramaları da görmüyor.” dedi.

ABD Başkanlık seçimleri yaklaşırken, anket sonuçları Türkiye gibi gelişen ülkelerin para birimlerini etkiliyor. İngiliz Financial Times gazetesi, Joe Biden’ın seçileceği beklentisinin TL ve Rus rublesini olumsuz etkilediğine, diğer gelişen ülke para birimleri ile TL ve rublenin farklı yönlerde hareket ettiğine dikkat çekti.

3) TÜRKİYE’NİN BORCUNU ÖDEYEMEYECEĞİ ENDİŞESİ

Yalova Üniversitesi Ekonomi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Baki Demirel ise Türkiye’nin borçlarına vurgu yaptı.

Doç. Dr. Demirel, “En önemli endişe küresel çevrelerde bu kadar borcun ödenemeyecek olması yönünde. Kur yükselmesin diye kaybedilen yaklaşık 120 milyar dolar da bu endişeleri artırıyor.

Merkez Bankası’nın faiz konusunda yarattığı son belirsizlik hem faiz hem de döviz kuru üzerindeki baskıyı artırıyor. Merkez’in politikalarına olan güven azaldı. Faizi yüzde 24 seviyesinden çok hızlı bir şekilde yüzde 8.25 seviyesine çekti. Ancak aynı şekilde yükseltemiyor.” açıklamasında bulundu.

Yalova Üniversitesi Ekonomi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Baki Demirel

4) JEOPOLİTİK RİSKLER TAKİP EDİLİYOR

Piyasada TCMB kararı haricinde yakından izlenen gelişmeler arasında ABD seçimleri, Brexit, corona virüsünde küresel ve lokal artış trendi, AB ile tansiyonun yeniden artması endişesi, Azerbaycan-Ermenistan gerilimi ve S-400 hava savunma sistemleri konusunda devam eden süreç öne çıkıyor.

Prof. Dr. Hüseyin M. YÜCEOL



>Şahit olduğunuz haberleri habercizgi@gmail.com ‘a veya aşağıdaki sosyal medya hesaplarımız iletebilir, 

>Sosyal medyada takip edebilir, paylaşabilir, beğeni ve yorum yapabilirsiniz.

• İnstagram: haber_cizgi https://instagram.com/haber_cizgi

• Facebook: habercizgi https://www.facebook.com/habercizgi/ 

• Twitter: haber_cizgi https://twitter.com/haber_cizgi
Tüm ilginiz ve destekleriniz teşekkürler…


adana ahmetverde alisamiyen ankara Azerbaycan Beşiktaş cimbom corona coronavirüs deprem dünyadanhaberler ekonomi fenerbahçe Galatasaray Gaziantep gs gündem haber habercizgi instagram izmir korona koronavirüs magazin makale mersin mersinhaber moda ortadoğu ortadoğuhaberleri saglık salgın sağlık siyaset sondakika sondakikahaber spor suriye tv türkiye ultraslan virüs yks ÇİN İstanbul

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.