DOLAR 8,1049
EURO 9,7001
ALTIN 459,43
BIST 1.408
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Mersin 23°C
Az Bulutlu
Mersin
23°C
Az Bulutlu
Cts 23°C
Paz 22°C
Pts 24°C
Sal 23°C

YAŞAMAMIZA YÖN VEREN SÖZCÜK “EKONOMİ”

YAŞAMAMIZA YÖN VEREN SÖZCÜK “EKONOMİ”
23.11.2020
3.250
A+
A-


Ekonomi veya iktisat terimi: sözcük olsa da, hayatımızla sihirbaz gibi oynuyor. İnsanlar ihtiyaçlarını temin ederken, “ekonomi tahsilini” pratikle yapıyorlar. 1-Yatırım (iş kurma) 2-İstihdam(iş-çalışma) 3-Üretim(mal-değer) 4-Tüketim(kullanım) Bunların toplamı ekonominin ana hatlarıdır. Bu nedenlerle, tarihe damga vurmuş sosyoloji ve siyaset adamları “siyaset ekonominin billurlaşmış ifadesidir” dediler. Nitekim: Üretim araçlarına sahip olan kişi, zümre, sınıf vs. unsurlar her ülkede siyasi iktidarları da belirliyorlar. Çünkü ekonomi, eğitim, sağlık, güvenlik, adalet ve savunma kurumlarına da yön verdiğini, seçimler sürecinde ve çıkarılan kanunlardan öğreniyoruz.
Her vatandaşın temel amacı: Geçimini sağlayacak ekonomik imkânlara kavuşmaktır. Herkes için 1-İş 2-Barınma 3-Sağlık 4-Eğitim, temel ihtiyaçtır. Bunlar “kamu eliyle” veya özel biçimde karşılanmalıdır. Böyle olursa, “lüks hovardası” kişiler dışında, o ekonomi bütün vatandaşların mutlu olmasını sağlayabilir. Bir hayalden bahsetmiyoruz. Devleti yöneten iktidarlar veya partilerin vaatlerinden ziyade icraatları onların karakteridir. Atatürk’ün Cumhuriyeti böyle bir sistemi(karma ekonomi) modeli ile devlet, özel sektör yatırımları halkçı ve planlı bir biçimde uygulayarak 1930’lar da mucizeler yaratmıştı. Cumhuriyetin 5 yıllık kalkınma planları, daha sonra DPT Devlet Planlama Teşkilatı’nın çalışmaları sağlam bir milli pazarı ve ekonomiyi inşa etmişti.
Küreselleşme ile emperyalizm, 1980’ler den bu yana, özelleştirmeleri göklere çıkarmıştı. Fakat özelleştirmelerin; milli devletleri yıkma provokasyonları olduğunu öğrendik. Bugün KORONA “musibeti” bile hükümetlerin ancak kamucu ekonomik politikalarla halka sahip çıkılabileceğini gösteriyor. Burada milli Pazar ve milli üretim belirleyici hale gelmiştir. Bunları yabancılara kaptırırsanız; 10 ihraç ettim diye övünür, ama 20 ithal ederek % 50 zararı gizlemek için millete yalan söylersiniz. Sonra sıcak para mafyası “finans kapital” babaları, yüksek faizle ülkemizi boğmaya çalışırlar. Döviz, enflasyon nüfusun % 80 ini yaralarken % 20 azınlığı daha da zenginleştirmektedir. Bu sülükler: Ülkemizin yer altı, yer üstü ve iş gücü zenginliklerimizi hala talan etme peşindedirler.
Ülkemizin kara para babaları, daha çok, daha çabuk kârlar için, tarım ve hayvancılıktan yılladır vazgeçtiler. Kârlı fabrikalar kurdular. Sonra bankacılığa (faizcilik)başladılar. Daha sonra sanayiden vazgeçip (emperyalizmin temsilcisi)”ithalatçı” oldular. Son 15-20 yılda “inşaatçılık kaymağına” yöneldiler. Bugün marketçilik yapıyorlar. Kâra doymuyorlar. Hatta gözleri hala emekçilerin ekmeğinde; ama herkesten fazla ağlıyorlar. Ülkemizin tasarrufa, yatırıma, istihdama en önemlisi, bir milli üretim programı ile emek seferberliğine hayati derecede ihtiyacı vardır. Ancak bu kamucu bir planlamayla ve devlet eliyle olmak zorundadır. Hükümet kemer sıkmaktan bahsediyor. Tamam. Fedakârlık, çaba, gayret ve yaratıcılık lazım; fakat buna devleti idare edenlerden başlayıp, bütün kurumlara ve bireylere yayılırsa umut yeşerebilir.
Ülkemize, devletimize, milletimize, ekonomimize dış güçler “emperyalizm” saldırıyor. Bunu ancak top yekûn ve milletçe göğüsleyebiliriz. Hatta yıllardır milletin kanını emen vurguncu, talancı, rüşvetçi ve faiz lobisi sülüklere dokunarak işe başlanmalıdır. Mesela: 380 bin adet boş konut stokuna, beklenen depremler öncesi vatandaşın yerleştirilmesi için hükümet şimdiden planlar yapmalıdır. Günümüzde Batı devletleri bile ekonomi ve sağlıkta yaşanan krizlere çözümü, kamuculukta arıyorlar. Asya ülkeleri yeni ekonomik birliktelikler kurarak bir çıkış buluyorlar. Türkiye’de iktidar veya muhalefet AB (Avrupa Birliği) ya da ABD (Amerika)dan çare beklerse ancak tuzakların aleti olabilirler.
Türkiyeci çözümler: Ekonomi uzmanları, Prof. Osman Altuğ, Prof. Özgür Demirtaş, Bartu Soral, Hakan Topkurulu, Bülent Esinoğlu gibi Atatürkçülerden öğrenilmelidir. Hayatın ihtiyaçları dayatınca: Tarihsel olgular ve halk kimin iktidarda olduğuna bakmaz; o hükümeti yapmaya mecbur eder. Yapmıyorsa da bertaraf eder.
ÇÜNKÜ: EKONOMİYİ EN İYİ BİLEN GEÇİM SIKINTISI ÇEKENLERDİR.

Kitap önerisi:1- Küresel Para Baronu ROTHSCHILD AİLESİ-Ali Kuzu-Kariyer Kitap 2-Türkiye’de Bitmeyen Ekonomik Kriz-Bartu Soral- Kaynak Yay. RADYO KİLİKYA PROGRAMCISI SÜLEYMAN ÇELİKCAN

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.