DOLAR 8,3660
EURO 10,1822
ALTIN 497,29
BIST 1.453
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Mersin 26°C
Çok Bulutlu
Mersin
26°C
Çok Bulutlu
Sal 26°C
Çar 26°C
Per 25°C
Cum 26°C

GİZEMLİ AYASOFYA’DA TARSUS İZLERİ

GİZEMLİ AYASOFYA’DA TARSUS İZLERİ
02.12.2020
2.438
A+
A-

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 8 Haziran 2020 günü TRT’de katıldığı bir canlı yayın programında, Ayasofya tartışmalarına ilişkin görüşlerini dile getirmişti. Erdoğan, 1934 yılında Bakanlar Kurulu kararı ile müze haline getirilen Ayasofya ile ilgili yeni düzenlemeler yapılacağını söylemiştir. Aynı konuşmasında Erdoğan, Ayasofya’da namaz kılınabileceğini, ayrıca, Ayasofya’nın cami olarak turistler tarafından ziyaret edilmeye devam edileceğini açıklamıştır. Bu açıklamanın ardından kamuoyunda, zaman zaman hararetlenen “Ayasofya ibadete açılsın mı? Yoksa açılmasın mı?” tartışmaları yapılmaya başlanmıştır. Bu tartışmalar çerçevesinde gazete ve dergilerde pek çok makale yayımlanmıştır. Televizyonlar konuyu; mimari, hukuki, siyasi, dini, uluslararası ilişkiler ve daha başka pek çok yönleriyle ele alan çeşitli programlar düzenlemişlerdir. Sonuçta Ayasofya, 24 Temmuz 2020 günü yapılan törenlerle ibadete açılmıştır. Pandemi ortamında büyük kalabalıklarla yapılan söz konusu açılış nedeniyle yurt içinde ve yurt dışında çeşitli tartışmalar yapılmaya başlanmıştır. Bu yöndeki tartışmalar ara ara halen de devam etmektedir. Tabidir ki Ayasofya konusu, çok yönlü bir konudur. Her bir sütununda, her bir köşe taşında ve mozaiklerinin her bir figüründe ancak çok iyi yetişmiş uzmanların çözebileceği derin anlamlar gizlidir. Bu gizemleri çözmek ancak çok iyi yetişmiş Bizans tarihçilerinin ve Ayasofya uzmanlarının işidir. Yüzyıllar boyunca Ayasofya üzerine sayısız kitaplar yazılmıştır. Günümüzde de bu çeşit, Ayasofya’yı değişik yönleriyle inceleyen kitaplar yazılmaya devam edilmektedir. Ünlü best-seller yazarı Dan Brown’ın “Inferno” adlı romanında tasvir edilen gerilimli sahnelerin büyük bir bölümü Ayasofya’nın gizemli dehlizlerinde geçmektedir. Günümüzde verilen yasal statüsüyle Ayasofya, hem cami olarak ibadethane hem de müze olarak işlev görmektedir. Ayasofya Müzesi 2019 yılında büyük çoğunluğu yabancı turist olmak üzere 3 milyon 727 bin 361 kişi tarafından ziyaret edilmiştir. Yine aynı 2019 yılında 372 milyon lira gelir getirdiği söylenmektedir. Bu rakam hatırı sayılır bir turizm geliridir. Lozan dâhil uluslararası anlaşmalarda Ayasofya’nın ibadethane yapılmasını engelleyen herhangi bir hüküm yoktur.  Ayasofya’nın müzeye çevrildiği 1934 yılında Cumhuriyet Hükümetlerine dış baskı yapıldığı yolunda bazı tevatür söylentiler mevcutsa da, bunlar tamamen asılsızdır. Mustafa Kemal Atatürk’ün Cumhurbaşkanı olduğu o yıllardaki mevcut Cumhuriyet Hükümetlerine; değil bir dış baskının yapılması, herhangi bir talepte veya ricada bulunulması dahi söz konusu edilemez. Çünkü İstanbul, 1918 yılında İngiliz ve Fransızlar tarafından işgal edilmiştir. 1923 yılına kadar bu işgal sürmüştür. Ancak bu yıllarda işgalci güçler tarafından Ayasofya’nın kiliseye çevrilmesi yönünde en küçük bir girişim dahi olmamıştır. Ayasofya 1931 yılında onarılacak diye kapatılmıştır. 22 Kasım 1934 tarihinde müze olarak hizmete açılmıştır. Atatürk, 1934 yılının aralık ayında bu müzeyi ziyaret etmiştir. Dünyanın en eski yapılarından biri olan Ayasofya’nın yapımına, Bizans İmparatoru Jüstinyen’in tahta çıkışının 5. Yılında, 532 yılının şubat ayında başlanmıştır. Yapımında on binlerce insanın çalıştırılması ve ülkenin çeşitli yerlerinden getirtilen hazır malzemenin kullanılması nedeniyle 5 yıl gibi kısa bir zaman zarfında tamamlanarak ibadete başlanmıştır. Ayasofya uzmanlarının söylediklerine göre, inşaatında kullanılan her bir taşın geçmişteki önemli bir olayla bağlantılı simgesel bir anlamı vardır. Simgesel anlam taşıyan inşaat malzemelerinin büyük bir kısmı Efeste’ki Artemis Tapınağından, Mısır’daki Güneş Tapınağından, Lübnan’daki Baalbek Tapınağından ve Tarsus’taki Pagan (Donuktaş) tapınağından sökülerek buraya taşınmıştır. Ayrıca Tarsus’taki Pagan (Donuktaş) tapınağı ile Roma Hamamındaki sütunlar, mermerler ve çeşitli inşaat malzemeleri de sökülerek yine aynı şekilde Konstantinopolis’e (İstanbul’a) götürülmüştür. Tarsus’taki Donuktaş mabedi ve Roma Hamamı duvarlarının şimdiki görünümünde olduğu gibi bezemesiz çıplak duvarlar haline gelmiş olmalarının en büyük nedenlerinden birisi de; Ayasofya’nın inşaatı için elverişli malzemenin sökülerek buradan götürülmüş olmasıdır. Ayasofya’da Tarsus’tan götürülmüş olan daha pek çok malzeme mevcuttur. Tabii bunların ortaya çıkarılması, değerlendirilmesi ve Tarsus’la anlamlı bir şekilde ilişkilendirilmesi işlemleri arkeologların, tarihçilerin ve antik mimarların görevidir. Ayasofya’nın inşaatında kullanılan malzeme ve aksesuarlar pagan, Ortodoks, Katolik ve İslami unsurlar içermektedir. Ayasofya, 537 yılında tamamlandıktan sonra, 1520 yılında İspanya’daki Sevilla Katedrali yapılıncaya kadar 983 yıl boyunca dünyanın en büyük binası olma özelliğini korumuştur. Günümüzde bile, dünya mimarlık tarihinin en büyük ve önemli eserlerinden birisi olarak kabul edilmektedir. Ayasofya, ibadete açıldığı 537 yılından, 1453 yılına kadar 916 yıl boyunca Ortodoks Kilisesi olarak hizmet vermiştir. Fatih tarafından ibadete açıldığı 1453 yılından, müze yapıldığı 1934 yılına kadar ise tam 481 yıl boyunca cami olarak hizmet vermiştir. 1481 yıllık böyle bir yapıya ilişkin pek çok gizemli öykünün, sır dolu olduğuna inanılan simgelerin, kehanetlerin, dinsel söylencelerin ve şehir efsanelerinin üretilmiş olması son derece doğaldır. Hıristiyan halkın inandığı bir söylenceye göre, 1453’te İstanbul’un fethinden sonra, güney galerisi içindeki bir şapelde bir papazın kutsal kâse ile kaybolduğuna ve onun bir gün tekrar ortaya çıkacağına inanılmaktadır. Müslüman halkın bir inancına göre ise, Hızır peygamber parmağını kuzey galerisindeki mermer sütunda bir deliğe sokarak Ayasofya’nın yönünü kıbleye çevirmiştir. Ayasofya’daki yaz kış nemli olan bir sütundan damlayan suyun, Hazreti Meryem’in şifalı gözyaşları olduğuna inanılmaktadır. Evliya Çelebi’ye göre, Ayasofya’nın 361 kapısı vardır. Bunların 100 tanesi tılsımlıdır. Kapılardan birisinin gözle görülemediğini söyleyen Evliya Çelebiye göre, her sayıldığında kapıların sayısı değişmektedir. Ancak Ayasofya’nın bazı kapıları vardır ki, bunlar kullanılış amaçları, kullanılan malzemenin özellikleri, getirildikleri şehirler ve işlevleri açısından çok önemli ve çok ünlüdürler. Bunlardan birincisi, Ayasofya’nın en büyük kapısı olan İmparator Kapısı’dır. Bu kapı, yalnız İmparator ve maiyeti tarafından kullanılırdı. Doğu Roma kaynaklarında, kapının, Nuh’un Gemisi’nin tahtalarından yapılmış olabileceğinin yanı sıra, Yahudilerin kutsal levhalarının saklandığı Hazreti Musa’nın ahit sandığının tahtası da olabileceği bilgisi geçmektedir. İkincisi, Mermer Kapı’dır. Bu kapıya Cennet Cehennem Kapısı da denilmektedir. Mermerlerinin Efes’teki Artemis tapınağından sökülüp getirildiği söylenmektedir. Üst düzey din adamlarının toplantı yaptıkları odaya geçmek için kullandıkları kapı bu kapıdır. Üçüncüsü ise, “Güzel Kapı”dır. Milattan Önce II. Yüzyılda yapıldığı tahmin edilmektedir. Ayasofya’da devşirme malzeme olarak kullanılan en eski mimari eleman bu kapıdır. Tunçtan yapılmış kapı kanatları, kabartma şeklinde bitkisel ve geometrik desenler ile süslüdür. Kapı kanatları üzerinde, “Tanrı ve İsa Yardım Etsin” ibaresi ile İmparator Theodisius, İmparator Michael, İmparator Theophilos, İmparatoriçe Theodora ile Michael Niktion kelimeleri ve 838 tarihini temsil eden isim baş harflerinden meydana gelen desenler görülmektedir. İmparator Theophilos (829- 842) tarafından 838 tarihinde, Tarsus’taki Antik Döneme ait bir pagan (donuktaş) tapınağından sökülüp, getirilerek, buraya konulmuştur. Doğu Roma Döneminde İmparatorlar, büyük törenlerde “Güzel Kapı” ya da “Vestibül Kapısı” olarak da adlandırılan bu kapıdan geçerek tören alanına girmekteydiler. Tarsus’tan götürülmüş olması nedeniyle halk arasında bu kapıya “Tarsus Kapısı” adı da verilmiştir. Uzunca bir süre kullanılan “Tarsus Kapısı” adı zamanla sönümlenerek unutulmaya yüz tutmuştur. Bu isim Tarsuslular tarafından yeniden canlandırılabilir. Kapının birebir bir örneği yapılarak Tarsus’un uygun bir yerinde estetik bir anıt olarak sergilenebilir. Kültür ve Turizm Bakanlığı’yla irtibata geçilerek Ayasofya’daki kapının görünür bir yerine Tarsus’la tarihi bağlantısını gösteren bir panonun asılması sağlanabilir. Tarsus’u tarihi ve turistik açıdan tanıtmak için hazırlanacak olan rehber kitaplarda bu bilgilere de yer verilmesi sağlanabilir. Eğer istenilirse daha başka pek çok öneriler de geliştirilebilir. Ayasofya, Türkiye’nin dünya çapındaki belki de en şöhreti ve en tanınmış yapısıdır. Bu yapıyla Tarsus arasındaki bağlantı kurularak Tarsus adının Ayasofya adıyla birlikte kullanılması sağlanabilir. Konunun üzerinde ciddiyetle durulmasında, Tarsus’un tanıtımı ve Tarsus turizminin geliştirilmesi açısından sayısız faydalar bulunmaktadır.

Celal TEZEL



Bizi desteklemek için; 

>Şahit olduğunuz haberleri habercizgi@gmail.com ‘a veya aşağıdaki sosyal medya hesaplarımız iletebilir, 

>Sosyal medyada takip edebilir, paylaşabilir, beğeni ve yorum yapabilirsiniz.

• Instagram: haber_cizgi https://instagram.com/haber_cizgi 

• Facebook: habercizgi https://www.facebook.com/habercizgi/ 

• Twitter: haber_cizgi https://twitter.com/haber_cizgi
Tüm ilginiz ve destekleriniz teşekkürler…


adana ahmetverde alisamiyen ankara Azerbaycan Beşiktaş cimbom corona coronavirüs deprem dünyadanhaberler ekonomi fenerbahçe Galatasaray Gaziantep gs gündem haber habercizgi instagram izmir korona koronavirüs magazin makale mersin mersinhaber moda ortadoğu ortadoğuhaberleri saglık salgın sağlık siyaset sondakika sondakikahaber spor suriye tv türkiye ultraslan virüs yks ÇİN İstanbul

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.