DOLAR 8,4047
EURO 10,1808
ALTIN 507,39
BIST 1.461
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Mersin 29°C
Parçalı Bulutlu
Mersin
29°C
Parçalı Bulutlu
Pts 28°C
Sal 27°C
Çar 28°C
Per 29°C

SAVAŞ VE BARIŞ

SAVAŞ VE BARIŞ
07.12.2020
236
A+
A-


Savaş deyince elbette ki akla asker ve silah gelecektir. İnsanın doğayla savaşını bir kenara koyalım. Biz insanlar ve devletlerarasında günümüzde cereyan eden savaşlarda kullanılan araç, gereç ve yöntemlerinden bahsedeceğiz. Nükleer, biyolojik, kimyasal harp askeri alanda (NBC) diye geçer. Fakat artık daha çeşitli ve etkili savaş aletleri bulunmuştur. Ekonomik, diplomatik, siyasi, istihbarat(casusluk) provokasyon (kışkırtma) medya(propaganda) ve psikolojik(sinir harbi) savaşlarıdır. Son yıllarda ordular artık savaşta son koz oluyor. Bunu son 20-30 yılda emperyalizmin yıktığı ve haritalarını değiştirdiği devletlerden öğreniyoruz. 1952 yılında Amerika’nın NATO’suna üyelikle başlayan, IMF tuzaklarıyla süren, Avrupa Birliği tehditleriyle doruk noktasına çıkan Batı’nın devletimize olan baskıları sürmektedir. Dünya’nın her zamankinden fazla bugün “korona salgını ile ekonomik krizler” nedeniyle barışa diyaloğa ihtiyacı vardır. Bu ülkemiz için de geçerlidir.
Amerika’nın başını çektiği Batı emperyalizminin politikaları salgın dâhil her konuda söylediklerinin, % 70-80 i süslü yalanlar üzerine kuruludur. Barış, demokrasi sözcükleri bile psikolojik savaş malzemesidir. Çünkü onlar: yoksul, gelişmekte olan ve milli devletlere “bize boyun eğin ve istediklerimizi yapın” barış olsun demektedirler. Bağımsız başı dik uluslar ise, barış tanımını: “uluslararası menfaatler temelinde eşit ilişkiler ve iç işlere karışmama” şeklinde görürler. Çünkü ABD’nin silahlarıyla PKK teröre devam ederken, bile “barış” yalanıyla ülkede müttefikler aramaktadır. Bu olgular nedeniyle biz ve bizim gibi ülkelerin, barışa kavuşmanın en önemli güvencesi, vatanı savunan ordusudur. Bunu bilen emperyalistler, Akdeniz’de, Suriye’de, Libya’da başarılar kazanan ordumuza karşı şimdi her araç ve psikolojik (medya yalanları)ile savaş yürütmektedirler. 7-8 yıl önce ordumuza gaflet, delalet, hatta hıyanet derecesinde saldıranlara, bugün birileri “güya eleştiri” yaparken, ordumuza hakaret ederek emperyalizme hizmet etmektedirler. Oysa Vahdettin ile Damat Ferit döneminin Osmanlı ordusunda çapsız, liyakatsiz, hatta işgale duyarsız olan askerlere bile Mustafa Kemal hiç hakaret etmemiştir. Öyle davrandığı için daha sonra o ordu Atatürk’ün ordusu haline getirilebilmiştir.
Bugün Batı Türkiye’nin Rusya, Kıbrıs ve Azerbaycan politikalarından rahatsızdır. Başkan Biden’in devletimize karşı düşmanca planları Amerikan basınında “yaratıcı yıkıcılık” süslemesiyle yer aldı. Bu küstahlık NATO’da tehdit e vardı. Şimdi Avrupa Birliği Türkiye’ye “ambargo kararı alırız ha” şantajına hazırlanıyor. Bunlar barış, demokrasi yalanlarıyla, ülkemiz vatandaşlarından kiraladıkları sözcüler de buluyorlar. Güya: “insan hakları ihlali raporu” hazırlayanları milyon Dolar ve Euro ile fonluyorlar. Bunlar da: savaş değil “barış, demokrasi” diye bağırarak ajan (casusluk)faaliyeti yürütürler. Buda emperyalizmin sinsi ama etkili psikolojik savaş yöntemidir. Temel kuraldır. “Parayı veren emri verir.” “Parayı alan da emir alır.” PARAYI VEREN DÜDÜĞÜ ÇALAR. Maalesef dün de bugün de Batı’nın fonlarıyla ülkemizde bazı Dernek, oda, vakıf, sendika ve kişiler vatanına karşı bu psikolojik savaşın aleti yani düdüğü oldular. Bu görev PKK ile FETÖ’nün ekmeğine yağ sürmektir.
Atatürk “hayatta en hakiki mürşit ilimdir” demişti. Bunun gereği, geçmişten öğreneceğiz; Ama bugün ün önüne geçmişi koymayacağız. Bu günü de geçmişin arkasına takmayacağız. Yani: her olguyu yaşandığı yer ve tarihsel koşullar içinde ele almalıyız. “NESNEL” bakarsak, analiz, tahlil, tespitlerimiz doğru olacaktır. Yurtseverlik: günümüzde sadece askerlik yapmak, vergi ödemek veya ülkemi seviyorum, barış istiyorum demek yetmiyor. Atatürk “savaşa karşı en etkili ve önlem yolu, güçlü bir orduyla savaşa hazırlıklı olmaktır” der. Bu uyarı bize emperyalizme karşı vatanımızı savunmanın en önemli yurtseverlik ölçüsü olduğunu göstermektedir. Bunun gereğini yaparsak savaşı da barışı da kazanırız. Çünkü dünyada “tabiatla savaş dışında” hiçbir savaş sonsuz değildir. Masada barışı kazanmak için sahada ordumuzu güçlü kılmalı ve “tam bağımsız Türkiye” için bütün milletimizi bu mücadelede birleştirmeliyiz. ANCAK O ZAMAN “YURTTA SULH CİHANDA SULH” GERÇEKLEŞEBİLİR.

Kitap önerisi: PSİKOLOJİK SAVAŞ- Hasan Yalçın- Kaynak Yay.

RADYO KİLİKYA PROGRAMCISI SÜLEYMAN ÇELİKCAN

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.