DOLAR 8,3660
EURO 10,1822
ALTIN 497,29
BIST 1.453
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Mersin 26°C
Çok Bulutlu
Mersin
26°C
Çok Bulutlu
Sal 26°C
Çar 26°C
Per 25°C
Cum 26°C

YAPTIRIMLARI NASIL OKUMALIYIZ?

YAPTIRIMLARI NASIL OKUMALIYIZ?
18.12.2020
4.011
A+
A-

Türkiye’nin gündemini takip etmek, giderek bir gerilim filminin heyecan dolu sahnelerinin izlenmesine benzemeye başladı. Bazen kaygıyla, bazen tereddütle ve bazen de korkuyla yaşadığımız sorunlarımızdan birisi dahi çözümlenip sonuca kavuşturulmadan, gündeme hemen daha yaşamsal bir başka sorunumuzun geldiğine sıklıkla tanık olmaya başladık. Geçtiğimiz hafta da yine öyle oldu. TBMM’de başlayan bütçe görüşmeleri nedeniyle milletvekilleri arasında zaman zaman itiş kakışlara varan çok sert münakaşalar yapıldı. Yapılan bu tartışmalar aynıyla topluma da yansıdı. Böylelikle, çeşitli toplum kesimlerimiz arasında zaten yaşanmakta olan çok çeşitli tartışma konuları arasına bir yenisi daha eklenmiş oldu. Yaşanan bu gerilimler, kamuoyunun gündemini uzunca bir süre meşgul etti. Ardından hayat pahalılığı konusundaki yakınmalarla ve çöp konteynerlerinden yiyecek toplayan insanların göz yaşartıcı dramlarına tanık olduk. Sağlık Bakanlığı’nın açıkladığı turkuaz tablodaki ölüm sayıları ile Belediye Mezarlık Müdürlüklerinin açıkladığı ölüm sayıları arasındaki tutarsızlıkları anlayabilmek için bir takım tabloları ve istatistikî rakamları incelemeye koyulduk. Siyasal iktidarın uyguladığı salgın yönetiminin başarılı olup olmadığı ve pandemi nedeniyle alınan karantina önlemlerinin yeterli bulunup bulunmadığı konularındaki tartışmaları izlerken çeşitli endişelere kapıldık. Daha, bu konulardaki endişe ve tereddütlerimiz giderilmeden, bu kez de medyamızı boydan boya Çin aşısı, bazı ayrıcalıklı kimselere aşılamanın gizlice başlatılıp başlatılmadığı, aşının yarar ve sakıncaları, yeterli aşı satın alınıp alınmadığı, aşılamanın ne zaman başlayacağı konularındaki haberler ve tartışmalar kapladı. 14/12/2020 günü akşamı saat 21.00 sularında, aşı tartışmalarının bütün hızıyla sürdürüldüğü bir ortamda haber ajansları ve televizyon kanalları son dakika anonsuyla ABD Başkanı Donald Trump’ın, Türkiye’ye uygulanacak CAATSA (ABD’nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Etme Yasası) yaptırımlarını uygulama kararını imzaladığı haberlerini duyurmaya başladılar. O andan itibaren, toplum sağlığını yakından ilgilendiren Covid-19 pandemisiyle ilgili konular bile adeta unutularak ikinci plana itildi. Kamuoyu gündeminin birinci maddesini yaptırımlar meselesi oluşturmaya başladı. Gazete ve televizyonlar yaptırımlarla ilgili haber ve programlarla doldu taştı. Hemen belirtmek gerekirse biz biraz zayıf hafızalı bir toplumuz. Yaptırım konusu da toplumumuzda,  sanki birdenbire, ilk defa ortaya çıkan bir sorunmuş gibi ele alındı. Ya da öyle ele alınması istendi. Oysa Türkiye’ye uygulanacak yaptırımlar meselesi 2017 yılından beri diplomatik çevrelerde konuşuluyordu. Bu yaptırımlar meselesi, zaman zaman kamuoyunun gündemine de taşınıyor ve çeşitli yönleriyle tartışılıyordu. Zaten ABD’nin CAATSA Yaptırımları kararı açıklanmadan birkaç gün önce de Avrupa Birliği yaptırımları gündemdeydi. İlginçtir, Avrupa Birliği’nin; Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de arama yapması nedeniyle Türkiye’ye uygulamayı düşündüğü yaptırımları görüşme toplantısını bir taktik olarak Nisan ayına ertelemesi, bir kısım medyamız tarafından diplomatik bir başarıymış gibi yansıtılmaya çalışıldı. Oysa yapılan bu toplantıda Avrupa Birliğine dâhil 28 ülke Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de arama yapmasını cezalandırma kararı aldılar. Bunun için bir muhakkik belirlediler.  Nisan ayında yapacakları toplantıda muhakkik tarafından hazırlanacak raporda önerilen yaptırımları karara bağlayacaklar. Ümit edelim ki hükümetimiz son derecede haklı olduğumuz Doğu Akdeniz politikaları konusunda geri adım atmaz ve bu aramaları kararlılıkla sürdürür. Her nedense Avrupa Birliği yaptırımları konusu kamuoyunda geniş bir yer bulmadı. Hemen geçiştirildi. Bunun aksine CAATSA Yaptırımları kararı büyük bir şok etkisi yarattı. Televizyonlara çıkartılan pek çok uzman konuyu ekonomik, diplomatik, siyasi, askeri ve bunlara benzer çeşitli yönleriyle açıklamaya başladılar. CAATSA Yaptırımlarını nasıl okumalıyız, sorusunun cevabını tartışmaya açtılar? Bu tartışmalar çerçevesinde hemen baştan belirtmek gerekirse CAATSA Yaptırımları sorunu, öyle yaptırımların uygulanmasıyla ya da hükümetlerin görüşmeleri yoluyla uygulamadan kaldırılmasıyla kısa sürede ortadan kalkacak bir sorun değildir. CAATSA Yaptırımları sorunu da, tıpkı Ege, 12 Adalar, kıta sahanlığı, Kıbrıs, Doğu Akdeniz sorunları gibi ülkemizin dış ilişkilerini uzun yıllar boyunca uğraştıracak diplomatik bir sorun olmaya devam edecektir. İkinci olarak hem Avrupa Birliği ve hem de ABD yaptırımlarının diyaloğa açık biçimde, en hafifinden başlanarak uygulamaya konulması, Türkiye’nin sahip olduğu jeopolitik konumuyla, yer altı ve yer üstü kaynaklarıyla, genç nüfusuyla, güçlü ordusuyla ve bunlara benzer öteki dinamikleriyle Batı Bloku için vazgeçilmez bir ülke olduğunu açıkça ortaya koymuştur. Bu nedenle, Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği ülkelerinden oluşan Batı Bloku, kolay kolay Türkiye’den vazgeçemez. Ancak ABD, uygulamayı planladığı yaptırımlar yoluyla Türkiye’nin dış politikasına biçim vermeye çalışmaktadır ki, böyle bir emperyalist yaklaşım asla kabul edilemez. Zaten dört partinin bir araya gelerek müştereken hazırladıkları, yaptırımları reddeden TBMM Bildirisiyle de bu ülkelere gereken cevap verilmiştir. Üçüncü olarak bu yaptırımlar bizlere, AKP iktidarının hem batılı devlet adamları düzeyinde ve hem de batı ülkeleri kamuoyunda büyük bir prestij kaybına uğradığını göstermektedir. Mevcut durumda, AKP iktidarı yöneticilerinin takındıkları ikircikli tavır nedeniyle bu ülkelerle olan diplomatik ilişkilerimiz zedelenmiştir. Sağlıklı ve kurumsal diplomatik ilişkileri yeniden tesis etmek hayli uzun zaman alacak ve çok zor olacak gibi görünmektedir. Elbette ki bu yaptırımların bir de, zaten çok da güçlü olmayan Türk ekonomisi üzerinde olumsuz etkileri olacaktır. Hatta bu olumsuz etkiler görülmeye başlanmıştır bile. Diplomatik ilişkilerde ulusal gücün ve uluslararası güçler dengesi hesaplarının çok iyi yapılması gerekir. Bu hesapları doğru biçimde yapmadan ve gerçek gücünüz ölçüsünde ilişkiler geliştirmeden, afakî söylemlerle diplomatik başarılar sağlayamazsınız. Evet, uluslararasında ortaya çıkan çelişmeleri çözmek üzere bir devletler hukuku geliştirilmiştir ama unutmayalım ki uluslararası anlaşmazlıklarda hak, her zaman güçlünündür. Bu güç de, ülkelerin ekonomik, teknolojik ve askeri gücüne göre belirlenir. Bütün bunlarla birlikte uluslararası ilişkilerde her zaman ulusal çıkarlar ön planda tutulmalıdır. Ulusal çıkarlara yararı olmayan ilişkilerden kaçınılmalıdır. AKP iktidarları döneminde ne yazık ki, Cumhuriyetle birlikte tesis edilen geleneksel Türk dış politikasından uzaklaşılmıştır. Bugün yaşadığımız diplomatik başarısızlıklarımızın ortaya çıkmasının en önemli nedenlerinden birisi de bu politika değişikliğidir. Bu nedenle, karşı karşıya kaldığımız mevcut diplomatik sorunlarımızın bir an önce çözülebilmesi için vakit geçirilmeden Cumhuriyet döneminin “yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesine dayanan dış politikalarına dönülmelidir.   Ulusal çıkarları gözeten kurumsallaşmış bir yapı oluşturulmalıdır. Uluslararası ilişkiler, alanında uzmanlaşmış, liyakat sahibi diplomatlar tarafından yönetilmelidir. Yoksa ödenecek olan faturanın bedeli çok ağır olacaktır.     

Celal TEZEL



Bizi desteklemek için; 

>Şahit olduğunuz haberleri habercizgi@gmail.com ‘a veya aşağıdaki sosyal medya hesaplarımız iletebilir, 

>Sosyal medyada takip edebilir, paylaşabilir, beğeni ve yorum yapabilirsiniz.

• Instagram: haber_cizgi https://instagram.com/haber_cizgi 

• Facebook: habercizgi https://www.facebook.com/habercizgi/ 

• Twitter: haber_cizgi https://twitter.com/haber_cizgi
Tüm ilginiz ve destekleriniz teşekkürler…


adana ahmetverde alisamiyen ankara Azerbaycan Beşiktaş cimbom corona coronavirüs deprem dünyadanhaberler ekonomi fenerbahçe Galatasaray Gaziantep gs gündem haber habercizgi instagram izmir korona koronavirüs magazin makale mersin mersinhaber moda ortadoğu ortadoğuhaberleri saglık salgın sağlık siyaset sondakika sondakikahaber spor suriye tv türkiye ultraslan virüs yks ÇİN İstanbul

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.