DOLAR 7,4901
EURO 9,0468
ALTIN 413,92
BIST 1.531
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Mersin 17°C
Sağanak Yağışlı
Mersin
17°C
Sağanak Yağışlı
Per 20°C
Cum 20°C
Cts 20°C
Paz 20°C

UÇAN EKONOMİ

UÇAN EKONOMİ

2020 yılı getirdiği Covid-19 belası ve neden olduğu ölümlerle anılmak üzere çekip gitti. 2021 ise doğal olarak umudun, daha sağlıklı ve huzurlu bir yılın habercisi olmak üzere gelip hayatımıza yerleşti. Bakalım ! Allah’tan öyle olmasını tüm insanlığın daha iyi daha yaşanabilir bir döneme doğru yelken açmasını dileyelim.

Bizim ekonomi cephesinde durumlar ise genellikle önceki yıllar gibi. Çünkü, bu alanda çok umutlu olmamızı sağlayacak veriler veya atılan adımlar yok. Halen algıyla yönetilen ve sadece para politikalarıyla ve lafla işlerin düzeleceğini ima eden açıklamalar var. İşin özünde ise aklını kiraya vermeyi, vicdanını yastık yapıp üzerine yatmayı görev haline getiren kişilerle onların icraatları ve ekonomideki keyfi uygulamaları, istediği kaynağı istediğine verip istemediğine vermeyen tuhaf bir sistemin sonuçları var. Bu o kadar açık ki bunu görmemek için gözlerin görmüyor, kulakların duymuyor olması gerekir.  

Şöyle düşünün: TBMM’de dünyada en çok hayatını kaybeden sağlık çalışanlarıyla ilgili, covid-19 hastalığının bir “meslek hastalığı” sayılması ve vefat edenlerin “görev şehidi” sayılmasıyla ilgili görüşmeler yapılıyor ve Sağlık Bakanı Fahrettin Koca da bundan duyduğu memnuniyeti dile getirerek katkısı olanlara teşekkür ediyor. Çünkü bu konu hem hayatlarını ortaya koyarak mücadele eden sağlık çalışanlarının hem de vefat edenlerin eş ve çocuklarının geleceği açısından büyük önem taşıyor. Ancak, bununla ilgili önerge Meclise geldiğinde AKP ve MHP oylarıyla kabul edilmiyor. Neden ? Çünkü memleketimizde bir önergenin kabul edilmesi için o önergenin halkın, sağlıkçının, emekçinin yararına olmasından önce iktidar tarafından verilmesi gerekiyor. Muhalefetin verdiği önerge zinhar ! kabul edilmiyor. İkincisi, eğer önerge burada olduğu gibi bütçenin gerçek sahibi olması gereken halka ekstra sosyal katkı sunacaksa, yani para bütçeden çıkacaksa yine kırmızı kart çıkıyor. Öyle bir şey olsa dahi onun da iktidar yani patron tarafından verilmesi gerekiyor. Yani, anlayacağınız bu ekonomide bütün kurallar ve tercihler sadece iktidar için geçerli ve her şey otomatik olarak ona bağlanmış durumda.    

2018 Haziran Genel Seçimleri yapılırken “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi” olarak lanse edilen işte bu yeni model uygulandığında Türkiye ekonomisinin nasıl şahlanacağı, uçuşa geçeceği yüksek sesle dillendirilmiş, bilbordlarda büyük puntolarla vurgulanmıştı. Bu modelde ekonomiye istikrar gelecek, faizin de dövizin de hakkından gelinecek, dış güçler dize getirilecekti.

Gelin görün ki geçen süre içinde Türkiye ekonomisi içi havayla doldurulan ve bir yükselip bir alçalan balon misali fena halde sağa sola savruldu. Covid-19 belasının bu savrulmayı daha çok şiddetlendirdiği ve ekonomi üzerinde giderek yoğunlaşan bir baskı yarattığı bir gerçek. Ancak meseleye dışarıdan  objektif bir bakış açısıyla ve halkçı iktisat perspektifinden bakıldığında Covid-19 pandemisi olmasa da Türkiye ekonomisinin er ya da geç duvara toslayacağı aşikârdı. Çünkü, sistemi denetleyecek, kontrol edecek ve dengeleyecek bütün mekanizmalar bu sistemle belli ki yok olacaktı. Parlamento devre dışı kalacak, yargı mekanizması siyasi iklimin tesiri altında kalacak, milli kurumlar siyasallaşacak dolayısıyla zaten tam olarak başaramadığımız liyakat sistemi külliyyen yok olacaktı. Aksi takdirde eski monarşik rejimlerde olduğu gibi damat nasıl hazine ve maliye bakanı olacak, borç batağına doğru giden bir ekonomide varlık fonu oluşturulup ülkenin en büyük kamu kurumları içine atılıp, sonra da o damat nasıl varlık fonu yönetimine yardımcı olacaktı.

Peki üretemeyen, istihdam yaratamayan, ara malda, enerjide, teknolojide dışa bağımlı bir ekonomide ve üstelik yukarıdaki çerçevede bir ekonomiyi uçurmanın yegane yolu ne olabilirdi ? Tabii ki kredi musluklarını şişirmek ve her defasında yaşanacak ekonomik krizi biraz daha öteye ittirmek. Nitekim 3. Çeyrek büyüme rakamları (% 6.7) tam da pandemi kurallarının gevşetildiği ama kredi şişkinliğinin tavan yaptığı Temmuz-Ağustos-Eylül döneminde geldi. Ama nereye kadar ? Aşağıdaki tablo Nisan ayından Kasım ayına ekonominin kredi cenahında neler olup bittiğini gözler önüne sermektedir.

Kredi Türü                                          6 Kasım 2020 (milyon TL)            3 Nisan-6 Kasım değişim (%)

Konut                                                                   278.919                                                31.9

Taşıt                                                                      11.330                                                  60.2

İhtiyaç                                                                  380.279                                                30.2

Bireysel Kredi Kartları                                    137.067                                                22.3

Bireysel Krediler ve Bireysel

Kredi Kartları                                                     807.596                                                29.7

BDDK (Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu) verilerine göre, kredi faizlerinin hızla düştüğü Nisan ayından bu yana konut kredilerinde % 32, ihtiyaç kredisinde % 30, taşıt kredisinde % 60 ve kredi kartı borcunda % 22 artış olmuştur. Bu süreçte vatandaşın bankalara borcu % 30 artarak 807 milyar 596 milyon liraya çıkmış, pandemide milyonlarca kişi farklı nedenlerle de olsa nakit ihtiyacı için bankalara koşmuştu. Kimileri düşük faiz fırsatını kaçırmamak için kimileri de mevcut borçlarını ötelemek için bu koşuya katılmıştı. İşsiz kalma endişesi, gelirlerin düşmesi gibi geleceğe yönelik belirsizlikler de kredi kullanımını tetiklemişti.

Böylece bireysel kredi kullanan kişi sayısı son bir yılda 2.2 milyon kişi artarak 33.6 milyon kişiye çıktı. Kişi başına düşen ortalama tüketici kredisi bakiyesi ise bir yıl önceki 18 bin TL seviyesinden 25 bin TL’ye ulaştı. 3.7 milyon kişi tüketici kredileri ve kredi kartlarıyla ilk kez bu dönemde tanıştı. Pekala bu süreçte ekonomide ve vatandaşların ekonomik durumunda nasıl bir iyileşme oldu ? Maalesef alınan kredilerle herhangi bir iyileşme olmadığı gibi şimdi sıra bu kredi koşusunun faturasının ödenmesine geldi. Ödenemiyorsa batık krediler şişecek demektir. Nitekim, takipteki alacaklar 6 Kasım itibariyle önceki haftaya göre 545 milyon lira artarak 152 milyar 262 milyon liraya çıktı. Bu tutarın 18 milyar 829 milyon lirası ödenmeyen tüketici kredileri ve kredi kartlarından oluşuyor. İnsanlar işini kaybederse ve iş yapamazsa beklenen son kaçınılmazdır.

Bir de bu türden bir ekonomik modelin yani ekonomik krizi bol kredi ile aşma çabasının genel olarak faturasının ödenmesi var ki bunun adı konmuş durumda: acı reçete. Eskilerden tanıdık acı reçete; daha yüksek faiz, ilave vergi ve kemer sıkma anlamına geliyor. Bu arada döviz kuru eski seviyesine gelmeyecek, ekonomide durgunluk ve tabii ki daha fazla işsizlik olacak. Piyasa bu kadar badireden sonra daha rasyonel adımlar atılacak düşüncesinde (ki bunu da zaman gösterecek). Bu nedenle finansal piyasalarda bir toparlanma mümkün, yabancı yatırımcılara da mavi boncuk dağıtılmış durumda. Ancak, hayat pahalılığı da devam ederken acı reçete belli ki esnafa, dar gelirliye, emekçiye içirilecek. Dolayısıyla artması yüksek ihtimal dahilindeki yoksulluğu da azaltacak tedbirlere, bazı ülkelerde uygulanan nakdi destek uygulamalarına şiddetle ihtiyaç bulunmaktadır.

Prof. Dr. Hüseyin M. YÜCEOL



Bizi desteklemek için; 

>Şahit olduğunuz haberleri habercizgi@gmail.com ‘a veya aşağıdaki sosyal medya hesaplarımız iletebilir, 

>Sosyal medyada takip edebilir, paylaşabilir, beğeni ve yorum yapabilirsiniz.

• Instagram: haber_cizgi https://instagram.com/haber_cizgi 

• Facebook: habercizgi https://www.facebook.com/habercizgi/ 

• Twitter: haber_cizgi https://twitter.com/haber_cizgi
Tüm ilginiz ve destekleriniz teşekkürler…


YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.