DOLAR 8,4047
EURO 10,1808
ALTIN 507,39
BIST 1.461
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Mersin 27°C
Parçalı Bulutlu
Mersin
27°C
Parçalı Bulutlu
Paz 29°C
Pts 28°C
Sal 27°C
Çar 28°C

“SU HAYATTIR,” AMA KURAKLIK KAPIMIZDA!

“SU HAYATTIR,” AMA KURAKLIK KAPIMIZDA!
18.01.2021
1.754
A+
A-


Dünya’daki bütün canlılara hayat veren varlık hava ile SU dur. Yaşamda toprak ve Güneş’te çok önemlidir. Fakat bazı coğrafyalarda bunları aylarca göremeyen birçok canlı, hayatını hava ve SU ile devam ettirebiliyor. SU Doğada hayat yeşertirken gücü ve etkisiyle coğrafyalara sınırlar çizerek biçim verebiliyor. İnsanlar yaşamı SU ile güzelleştirmiş, zenginleştirmiş yıllarca “diyar” göçleri ve nice savaşlar yapmıştır. SU ile de boğuşmuştur ama insan SU yun vücudunda kan gibi hayati bir dost olduğunu öğrenmiştir. Nitekim atalarımız dostlarına “SU kadar aziz ol ” demişlerdir. Fakat ne yazık ki son yıllarda SU da kâr hırsına esir edilmiştir. Ozon tabakası delindi. Buzullar eriyor. Ormanlar yağmalanıyor. Dereler betonlaştırıldı. Barajlar kuruyor. Meralar bitti. Göçmen kuşlar kayboldu. Korona yı yenemeden, kuraklık felaketi gelebilir.
Bilimsel öngörüler 2021 yılı kurak geçecek. Mersin için de böyle. Barajlar, beslenme kaynağımız tarımı sulayamaz, içme ve kullanıma SU yetmez endişesi yaşanıyor. 40-50 yıl önce Mersin’de SU yetersizdi. Vatandaş SU ihtiyacını kuyudan ve emme basma tulumba ile Belediye’nin de tankerle dağıttığıyla karşıladığını hatırlıyorum. Ayrıca yerleşim merkezlerinde “hayrat” veya Belediye’nin çeşmelerinden halk içecek SU alırdı. Buna rağmen her mahalle içinden geçen bir ark veya SU yolu olurdu. Bu sularda her zaman kaz, ördek, kurbağa, tosbağa sesi duyar ve görürdük. Hatta okuldan kaçan çocuklar burada çimerlerdi. Yağmur ve kontrol dışı suların Atatürk Cumhuriyetiyle başlayıp daha sonra YSE (Yol Su Elektrik) DSİ(Devlet Su İşleri) Toprak su gibi kurumlar ile planlanması tarımsal üretimi arttırdı. Böylece halka içecek yeterli temiz SU sağlandı.
Mevsimler, ormanlar, kar, yağmur, barajlar: tarlalara, bitkilere, hayvanlara, insanlara suyun nimetlerini yıllarca cömertçe sundu. Hatta insanlar düşük bedelle satın aldıkları ihtiyaçlarını “sudan ucuz” diye tarif ederlerdi. Ama fırsat avcıları, “Allah’ın suyunu” az yatırımla büyük bir ticaret malı haline getirdiler. Mersin coğrafyasının dağ ile deniz arasındaki arazilerini dere suları veya artezyen kaynaklarıyla sulayabiliyor. Ancak dağlık bölgelerdeki irili ufaklı bahçeler, kar ve yağmur havuzlarında biriktirilen sularla sulanabiliyor. Bu yıl bölgemizde kar ile yağmur cılız ve yetersizdir. Bu nedenle kuraklık kapımızda. Deliçay, Müftü, (Efrenk) Değirmençay, Bozon dereleri böyle kurak dönemler için dar boğazlarda önü kesilerek denize akması yerine acaba suları biriktirilemez miydi? Bu hususta Değirmendere, Gözne Ayva gediği arasında, Mehrican’da ve Fındık yolu üzerinde yapılan kar suyu toplama göletleri olumlu ama yetersiz kalmaktadır. Damlama usulü de geliştirilmelidir.
Kışı yarıladık. Dileğimiz, ülkemiz ve Mersin’de tarım ve vatandaşa ihtiyacı kadar SU getiren yağmurun yağmasıdır. Olmazsa kötü. Bizler ev ağaçlarımızı yağmur vs. atık suları biriktirip sulama, çevre temizliğini de bu sular ile yapma tasarrufuna katılabiliriz. “Parasını ödüyorum” hovardalığı sorumsuzluktur. Sorun yakıcıdır. Din tüccarları bile bu günden, yarın “yağdır Mevla’m SU” duası için müritlerini hazırlıyorlardır. Öte yanda Dünya’yı kâr hırsıyla çölleştiren emperyalist manyaklar “suyunuzu ancak biz sağlar ve biz satarız” diyeceklerdir. İnsanlık Dünya’da Korona virüsüne karşı savaşa devam ediyor. Şimdi de kuraklığın getireceği zorluklara karşı dayanışma kültürüyle hazırlıklı olmalıyız. İnsanları robotlaştırma planlarını açıklayan Bil Geyts gibi adamların, ne bilişim, ne savaş, ne tıp, ne uzay, ne gen, ne tohum teknolojileri, nede yağmur bombaları ile doğanın yarattığı, hayatın kaynağı HAVA İLE SUYU insana sunamazlar.
Daha önemlisi: gelecek kuşaklar, yaşayacakları Dünya’nın havası, suyu, toprağı ve doğasına göre, bizleri tenkitle veya saygıyla anacaklardır.

HAVA, SU, TOPRAK TABİATTIR. İNSANDA ONUN BİR PARÇASIDIR. BİZE HERGÜN SORUYOR. “KORUYACAKMISINIZ? YIKACAKMISINIZ?

Kitap önerisi: İnsanlığın Tarihi: Andre Ribart- May Yayınları

SÜLEYMAN ÇELİKCAN

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.