DOLAR 8,1049
EURO 9,7001
ALTIN 459,43
BIST 1.408
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Mersin 23°C
Az Bulutlu
Mersin
23°C
Az Bulutlu
Cts 23°C
Paz 22°C
Pts 24°C
Sal 23°C

ENFLASYON VE İFLAS UYARILARI ARTIYOR

ENFLASYON VE İFLAS UYARILARI ARTIYOR
11.03.2021
3.031
A+
A-

Yüz yılın felaketi Kovid-19 pandemisi, yaklaşık olarak bir yılını doldurdu. Salgın, kimilerince tahmin edilenden daha uzun sürdü. Yakın bir gelecekte de bütün sebep ve sonuçlarıyla birlikte sona erecekmiş gibi görünmüyor. Pek çok uzman, Kovid-19’la mücadelenin ve pandeminin olumsuz etkilerinin daha uzun yıllar boyunca süreceği öngörüsünde bulunuyor. Virüsün bulaşıcılık hızı ve ölümcüllüğü gibi özellikleri nedeniyle dünyadaki tüm ülke ekonomileri kapanmak zorunda kaldılar. Üretim süreçlerinde ve tedarik zincirlerinde, tarihte eşi ve benzeri görülmemiş aksamalar meydana geldi. İşyerleri kapandı, işsizlik ve hayat pahalılığı arttı. Çeşitli ülkeler, ekonomilerini ayakta tutabilmek için kendi güçleri ve ihtiyaçları ölçüsünde önlemler almaya çalıştılar. Dünyada, ekonomisi bu süreçten olumsuz etkilenmeyen hiçbir ülke kalmadı. Ancak aralarında Türkiye’nin de bulunduğu, kırılgan ve zayıf ekonomili Arjantin ve Brezilya gibi Latin Amerika ülkeleri ile bazı yoksul Afrika ve Uzak Asya ülkeleri yaşanan bu olumsuzluklardan çok daha fazla etkilendiler. Ekonomik göstergelerindeki kötüye gidiş nedeniyle öteki dünya ülkelerinden ayrıştılar. İşsizlik, hayat pahalılığı ve bunlara bağlı olarak ortaya çıkan yaygın yoksulluğun olumsuz etkilerini daha derin bir şekilde hissetmeye başladılar. Aslında, Türkiye Ekonomisinin salgından önce de yüksek iç ve dış borçlar, gelir ve servet dağılımının bozukluğu, işsizlik, yüksek enflasyon, döviz kurlarının yüksekliği, Türk Lirasının sürekli değer kaybetmesi, büyüme hızının yavaşlaması, ekonominin daralması, milli gelirin azalması, bu nedenlerle yoksulluğun giderek artması gibi önemli yapısal sorunları vardı. Bu ağır sorunlara karşılık, ülke ekonomisinin de iyi yönetilmediği yönünde ciddi eleştiriler yapılıyordu. Bütün bunların üstüne bir de pandemiyle gelen ülke ekonomisinin kapanması, karantinalar, sağlık, sosyal güvenlik, sosyal yardım harcamaları gibi kamu harcamaların artması ve kamu gelirlerinin azalması gibi olumsuzluklar eklenince ekonomik sorunlar da iyice katmerlendi. Siyasal iktidarın bu sorunların üstesinden gelebilmek için planlı, köklü, gerçekçi ve kalıcı çözümler getirememesi nedeniyle ekonomik yaşantımızda bugüne kadar hiç rastlanılmayan hesapsız ve kontrolsüz şekilde karşılıksız para basılması, kaynak israfı, işyerlerinin ve şirketlerin kapanması ve yaygın iflaslar gibi olumsuzluklar görülmeye başlandı. Esasen, pandemiyle artan kamu harcamalarını karşılamak, ekonomik sorunların üstesinden gelebilmek ve ülke ekonomilerini ayakta tutabilmek gibi amaçlarla kontrollü ve hesaplı bir şekilde para basılması ekonomi bilimine uygun ve gerçekçi bir tercih olarak kabul edilebilir. ABD ve AB ülkeleri, salgının başından beri karşılıksız para basma ve basılan bu parayı sosyal destek sağlamak amacıyla vatandaşlarına dağıtma yoluna gitmişlerdir. Son olarak ABD Başkanı Biden, 1 Trilyon 900 milyar doların karşılıksız basılması ve tamamının Amerikan vatandaşlarına dağıtılması kararını imzalamıştır. Bu şekilde basılarak tedavüle sunulan para, nispi olarak piyasanın canlanması ve ülke ekonomisinin ayakta kalması amaçlarına hizmet edebilir. Devlet, istediği zaman uygulayacağı ekonomik ve mali politikalarla bu parayı piyasadan çekerek, karşılıksız para basmanın sakıncalarını giderebilir. Ancak bizdeki gibi nereye ve nasıl harcandığı bilinmeden, plansız, hesapsız ve kontrolsüz bir şekilde para basılması; ekonomik yapının geneli üzerinde çok olumsuz sonuçlar doğuracaktır? Bizim ülkemizde, kimi uzmanların açıklamalarına göre 90, kimi uzmanlara göre ise 100 milyar Türk Lirası karşılıksız para basılmıştır. Yetkililerce henüz yalanlanmayan bazı haberlere göre ise, karşılıksız para basılmaya devam edilmektedir. Bu karşılıksız para basma işlemine, daha ne kadar süreyle devam edileceği hususu da yeterince açıklıkla bilinmemektedir. Son zamanlarda temel ihtiyaç maddeleri ve gıda fiyatlarının, enflasyonun, döviz kurlarının, altın fiyatlarının ve kredi faizlerinin hızla artmasının en önemli nedenlerinden birisi de işte bu karşılıksız basılmış olan paranın piyasaya pompalanmasıdır. Son günlerde gazete ve televizyonlara yansıyan haberlerden öğrendiğimize göre 128 milyar dolarlık Merkez Bankası rezervinin heba edilmesi, pandemi koşulları nedeniyle yeterince kullanılmayan geçiş garantili köprü ve otoyol müteahhitlerine, yolcu garantili havaalanı işletmecilerine ve hasta garantili şehir hastanesi yapımcılarına astronomik ücretler ödenmesi gibi uygulamalar da kaynak israfı olarak değerlendirilmektedir. Kaynak israfı, Türk Ekonomisinin çok ciddi ve önemli yapısal sorunlarından birisidir. Genel ekonominin tüm göstergelerini olumsuz yönde etkilemektedir. Ekonominin genel gidişatı açısından kaynak israfının bir an önce durdurulması gerekmektedir. Türkiye Ekonomisinin içinde bulunduğu duruma ilişkin olarak söylemde çok iyi şeyler ifade edilebilir. İşlerin tıkırında gittiği ve ekonominin şaha kalktığı gibi görüşler öne sürülebilir. Ancak bu tür söylemler, ekonominin içerisinde bulunduğu somut gerçekleri ortadan kaldıramaz. Zaten halkımız da yaşadığı deneyimlerle, gözlemleriyle ve gündelik yaşam içerisinde bizzat karşı karşıya kaldığı ekonomik zorluklarla bu acı gerçekleri her gün biraz daha iyi görmekte ve anlamaktadır. O nedenledir ki; kamuoyu araştırma şirketlerince yapılan son anketlerde “Sizce Türkiye’nin en önemli sorunu hangisidir? Sorusuna verilen cevaplarda; ölümcül pandemi bile ikinci plana düşmüş, ekonominin öncelikli sorun olduğunu belirtenlerin oranı %80’e ulaşmıştır. Yaşanan bütün bu ekonomik zorluklara karşılık olarak halkımıza, gelişmiş ülkelerde olduğu gibi doğrudan gelir desteği sağlanmamıştır. Siyasal iktidar, halkımızı borçlandırma yoluna gitmiştir. Küçük esnaf ve KOBİ’lerin borçları 225 milyar liradan fazla artmıştır. İstatistiki verilere göre, bugün itibariyle bankalara olan borçları 824 milyar liradır. Çiftçinin ve yurttaşların borcu %50 oranında artmıştır. Bu borçların çok büyük bir kısmı ödenemez hale gelmiştir. Önlem olarak sadece bu borçların takibe alma süreleri uzatılmıştır. Şimdilik sorun ertelenmiştir. Ancak bu borçlar takibe alındığında sorunlar daha da büyüyecektir. Ekonomi alanında yaşanan bir başka ciddi ve önemli sorunumuz da işyeri ve şirket kapanmalarıdır. TOBB verilerine göre, 2020 yılında 24 bin 136 gerçek kişi ticari işletme, 15 bin 366 şirket ve 583 kooperatif kapanmıştır. Yine aynı dönemde, 14 bin 304 şirket ve 397 kooperatif de tasfiye edilmiştir. Kâğıt üzerinde faal görünüp de açılmayan ve fiilen kapalı olan işyerleri ve şirketler de bu rakamlara dahil değildir. Soruna köklü ve kalıcı çözümler getirilemediği için işyerleri ve şirketlerin kapanma süreci 2021 yılında da aynen devam etmektedir. Bütün bunlara ek olarak son zamanlarda Dünya Bankası, IMF ve OECD gibi uluslararası kuruluşlarca hazırlanan raporlarda; yurt içinde yapılan resmi tahminlerin tam aksine olarak ekonominin küçüleceği, enflasyonun artacağı ve iflasların yaygınlaşacağı öngörülerine sıklıkla yer verilmeye başlanmıştır. İktisadi İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı’nın (OECD) henüz yeni yayımlanan “2021/Mart Ara Dönem Ekonomik Görünüm Raporu”nda; “Aşılamada yavaş ilerleme ve mevcut aşıların etkisiz kaldığı yeni virüs mutasyonlarının ortaya çıkması daha zayıf bir ekonomik toparlanma, daha büyük istihdam kayıpları ve daha fazla şirket iflasıyla sonuçlanır” uyarısı yapılmıştır. Raporda ayrıca yüksek emtia fiyatlarının, Hindistan ve Türkiye gibi net emtia ithalatçısı ülkelerde enflasyonu yükselteceği vurgusuna da yer verilmiştir. Bu raporlarda yapılan “yüksek enflasyon ve iflas” uyarılarının ciddiyetle değerlendirilip gerekli önlemlerin alınmasında sayılamayacak kadar çok ve büyük faydalar vardır. Yoksa Türkiye Ekonomisinin 2021 yılında yeni bir iflas dalgasıyla karşı karşıya kalması muhtemel gibi görünmektedir.      

Celal TEZEL



Bizi desteklemek için; 

>Şahit olduğunuz haberleri habercizgi@gmail.com ‘a veya aşağıdaki sosyal medya hesaplarımız iletebilir, 

>Sosyal medyada takip edebilir, paylaşabilir, beğeni ve yorum yapabilirsiniz.

• Instagram: haber_cizgi https://instagram.com/haber_cizgi 

• Facebook: habercizgi https://www.facebook.com/habercizgi/ 

• Twitter: haber_cizgi https://twitter.com/haber_cizgi
Tüm ilginiz ve destekleriniz teşekkürler…


adana ahmetverde alisamiyen ankara Azerbaycan Beşiktaş cimbom corona coronavirüs deprem dünyadanhaberler ekonomi fenerbahçe Galatasaray Gaziantep gs gündem haber habercizgi instagram izmir korona koronavirüs magazin makale mersin mersinhaber moda ortadoğu ortadoğuhaberleri saglık salgın sağlık siyaset sondakika sondakikahaber spor suriye tv türkiye ultraslan virüs yks ÇİN İstanbul

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.