DOLAR 8,0395
EURO 9,6208
ALTIN 455,79
BIST 1.408
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Mersin 23°C
Az Bulutlu
Mersin
23°C
Az Bulutlu
Cts 23°C
Paz 22°C
Pts 24°C
Sal 23°C

MERSİN’DE EMEK VE SENDİKAL MÜCADELELERİN MİRASI-6

MERSİN’DE EMEK VE SENDİKAL MÜCADELELERİN MİRASI-6
15.03.2021
2.625
A+
A-


Çitos-İş Sendikası kongresiyle merkez yönetimine seçilmiştik. Genel Başkan ile Genel Sekreter sendikadan maaşlı, fakat diğer yöneticilerin hepsi, fiilen çalıştıkları işyerlerinden maaş alıyorlardı. Genel kurul, yönetim toplantıları, sendikal çalışmalar masrafımızı kendimiz karşılıyorduk. Çitos-İş yönetimimiz Adana, Tarsus, Mersin’de kanunsuz ve yoğun sömürünün olduğu karo, mozaik atölyelerinde, çalışan işçileri sendikalaştırmak için çok çaba harcadık. Bu 10-20 kişilik iş yerlerinde “aidatları ve sayıları az” diye Türk-İş ve DİSK’e bağlı sendikalar hiç ilgilenmiyorlardı. Sendikamız Konya Ereğli’sinde örgütlü olduğu 150 kişilik tuğla fabrikasında işverenle sürdürdüğü toplu iş sözleşmesi müzakerelerine işçilerin seçtiği üyeleri de katarak sonuçlandırdı. Nitekim sözleşme Belediye salonunda bütün işçilerin gözetimi ve halka açık bir şekilde okunarak üyelerimizin onayıyla 1976 sonunda imzalanmıştı.
Türkiye’de ilk kez işçilerin “söz ve karar sahibi” olduğu bu tarzda bir sözleşmeyi biz yapmıştık. Bundan sonra Çitos-İş “Çimento İşçilerinin Sesi” adıyla aylık bir dergi çıkardık. İşçilerin yasa, sendika, işveren ile haberlerini, sorunlarını, çözümlerini yazarak ve yazdırarak yayımlıyorduk. Çitos-İş olarak Çukurova’da her haklı sosyal, ekonomik, demokratik, toplumsal eylemlere destek veriyorduk. Böylece sendikalar ve kitle örgütlerinin ilgi odağı olmuştuk. Dost örgütlenmeler, sendika ve yönetimimizi güvenilir bulduğundan binamıza gelip toplantılarını yapıyorlardı. Bu vesileyle bizlerde hem öğreniyor hem öğretiyorduk. Ancak Türk-İş’e bağlı sendikalarda ağalık yapan ile DİSK’e bağlı ama işçinin “söz ve karar sahibi” olması ilkesinden vazgeçen sendika yöneticilerini de eleştiriyorduk. Bu süreçte 1977 İlkbahar’ında Adana Çimentodaki üyelerimizin önerileriyle hazırladığımız toplu sözleşme taslağını işveren (OYAK)’la müzakerelere başladık.
Patronun masadaki temsilcileri, çoğu avukat ve tecrübeliydiler. Biz genç sendikacılar, ise hızla öğrenen neyi ve niçin istediğini bilen, daha önemlisi işçilerin birliği ve gücüyle masaya kararlı oturmuştuk. Bu günlerde Ankara’dan sendikamızı takip eden DİSK’e bağlı Ağaç-İş Sendikası hukukçusu Av. Mehmet Cengiz’le tanışmıştık. Adana’ya bir görevle gelişinde, ısrarımız üzerine, işverenle müzakere oturumumuza katılmıştı. Onun iş hukuku, sendika ile toplu sözleşme mevzuatı ve müzakerecilik tecrübelerinden kısa zamanda çok şey öğrendik. İşveren çok önem verdiğimiz iş güvencesi ve sosyal taleplerimizi ret ediyor, görüşmeler sertleşiyor, bazen kesiliyordu. Sonuçta doruğa çıkan uzlaşmazlık nedeniyle, sendikamızın grev kararı 1977 Ağustos’unda Adana Çimento ya asılmıştı.
Yazı konumuz Mersin’de sendikacılık olduğu için; Adana’yı kısa geçeceğim. Adana grevi 42 gün birlik ve başarıyla sürdürüldü. Ancak (MC) Milliyetçi Cephe Hükümetinin kararıyla grev ertelenerek durduruldu. Çitos-İş in bu grevi sürerken Mersin ÇimSA üyelerimizden İMC usulüyle topladığımız erzak, gıda ve kurbanlık koyun desteğimizle topluca ve otobüslerle Adana’ya gitmiştik. O gün orada en önemli ve tarihi olay: Adana Belediye Başkanı Ege Bagatur’un işveren Avukatı eşi, Yıldız Bagatur sendika genel sekreterimiz Rıza Beke’yi Polise provakatif bir suç icadı şikâyetiyle, kışkırtmalar yaparak gözaltına aldırmıştı. Zaten daha öncede güvenlik güçlerinden grevcilere karşı birçok kışkırtıcı ve kanunsuz baskılar yaptırtılmıştı. Fakat son olayda, Mersin’den giden işçilerin atak, kararlı davranması ve Adana işçileriyle beraber Rıza Beke’yi birliğimizin gücüyle fiili bir durum yaratarak polisin elinden zorla almıştık.
Adana grevi: sendikalar ile kitle örgütlerinden kimin yanımızda ve tutarlılıkla durduğunu, ayrıca sendikamızın bazı yöneticilerinin zaaflarını da bize göstermişti. Ama MC Hükümeti ve siyasi düzeninin emekçilere karşı uygulamalarını da daha net görmüş olduk. Bu koşullar, bizi Mersin ÇimSA’da bir süre sonra yapacağımız, toplu iş sözleşmesine bilinçle hazırlıyordu. Daha kritik olan tablo: Türkiye’de bütün toplumsal kurumların siyasileştiği bir dönemi yaşıyor olmasıydı. Bu nedenle, artık bizde emek ve sendikal mücadelemizi sınıfsal bir siyasi ufukla analiz ederek vaziyet almaya başladık.

GELECEK YAZIDA: MERSİN ÇİMSA’DA PATRON, MİSK ve MC’YE KARŞI, SENDİKAMIZ ÇİTOS’A YETKİ ALMA MÜCADELESİ.

SÜLEYMAN ÇELİKCAN

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.