DOLAR 8,3730
EURO 10,1795
ALTIN 498,86
BIST 1.448
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Mersin 26°C
Çok Bulutlu
Mersin
26°C
Çok Bulutlu
Sal 26°C
Çar 26°C
Per 25°C
Cum 26°C

KÖİ’DE HAKSIZ KAZANÇ VAR !

KÖİ’DE HAKSIZ KAZANÇ VAR !

Kalkınma Bakanlığı’nın verileri üzerinden yapılan hesaplamalarda Kamu Özel İşbirliği (KÖİ) ve Yap İşlet Devret (YİD) ihalelerinin 2023 yılına gelindiğinde 325 milyar doları bulacağı tahminleri yapılmaktadır. İnanılması güç ama alt alta yazıldığında bu aşamaya gelinceye kadar yapılanlar şu şekilde:

– Öncelikle 1986’da başlayan KİT’lerin özelleştirilmesi süreci neredeyse tamamlandı,

– Sonra Bütçe kaynakları tüketildi,

– Bütçe kaynakları tükenince Merkez Bankası’nın yedek akçelerine, döviz rezervlerine sıra geldi,

– Borçlanma olanaklarının sonuna gelindi,

– Dünün, bugünün kaynakları bitince KÖİ kurgusuyla geleceğin kaynaklarına da el atıldı.

Memleketimizin içine düştüğü hazin hikaye bu şekilde. Bu hikaye halkın bütçesinin halkın eğitim, istihdam, geçim sıkıntısı gibi ihtiyaçlarına ya da pandemi döneminde esnafın, tekel büfelerinin, düğün salonlarının, kahvehanelerin, kırtasiyecilerin umduğu sosyal yardımlara hizmet etmediğinin bir göstergesi. Ülkenin kaynakları, madenleri, tarımsal arazileri ya bir avuç müteahit için ya da bir avuç tefeci için ne yazık ki talan ediliyor.

Bununla birlikte KÖİ uygulamaları gelecek 20-30 yılı da ipotek altına alması açısından özellikle üzerinde durulması gereken bir konu. Bilindiği gibi Türkiye’de uzun zamandır devlet yol, köprü, hastane, havalimanı ve enerji tesisleri gibi kamu hizmetlerine ilişkin yapıların ve altyapıların inşası, geliştirilmesi, yenilenmesi ve işletilmesi konusunda bu yöntemi tercih etmektedir. Burada görünen amaç bu tür yatırımlarda özel sektör katılımını sağlayarak, bu şirketlerin bilgi ve tecrübelerinden faydalanmaktadır. Yakın zamanda inşası tamamlanan Osmangazi Köprüsü ve İstanbul Havalimanı gibi yapıların yapım aşamasında da kamu ve özel sektör işbirliklerinden faydalanılmıştır.

Ancak gelinen aşamada söz konusu uygulama kamu-özel işbirliğinden çok kamudan özele kaynak transferine dönüşmüştür. Özellikle koronavirüs krizi ile bu durum çok daha vahim hale gelmiş, verilen garantilerin altında araç, yolcu sayısı geçtikçe halkın sırtına yüklenen fatura kabarmıştır. Vatandaşa altını dövizi bozdurun çağrıları yapılırken verilen garantilerin döviz üzerinden yapılması ve bunun sonucunda kur artışları ayrıca zararı arttırmaktadır. KÖİ’de büyük ölçüde yer alan aynı 4-5 şirkete onlarca kez imtiyaz tanınmış, vergi afları çıkarılmış, bu yatırımcılar için hem kredilerde hem de ucu açık kamulaştırmalarda-arazi kapatmalarda büyük destekler verilmiştir. Ülkenin arkasında büyüyen kamburun muhtemelen son halkasına İstanbul kanalı (sıradan hale gelen torba yasalardan birinde garanti kapsamına alınmıştır) eklenmiştir. Bütün bunların yapılması için artık gereken tek şey gece yarısı çıkarılacak tek imzalık bir kararnamedir.

Aslında kamuoyu bu tür uygulamaların ne anlama geldiğini ve gelecekte ne gibi sonuçlar doğuracağını yakından görmektedir. Ancak ne parlamentonun ne yargının ne de devletin bağımsız ve milli olması gereken kurumlarının bunu durdurabilme olanağı şimdilik görünmemektedir. İstanbul Ekonomik Araştırma Merkezinin bu alanda yaptığı bir çalışma bu konudaki hassasiyeti gözler önüne sermektedir (1).

Altyapı çalışmalarında başvurulan kamu özel sektör işbirlikleri hakkında sayacağım ifadelere ne derece katılırsınız? (%)

Genel sonuçlara göre katılımcıların %53’ü yatırımlar için vatandaşın vergisinin yeterli olacağını ve özel sektör ile iş birliğine gerek olmadığını belirtmektedir. Katılımcıların çoğunluğunu oluşturan %55’lik kesimin, kamu özel sektör işbirliği projelerinin şeffaflık ile yürütülmediğine inandığı gözlenmektedir. Toplumun %69’ununKamu ve özel sektör işbirlikleri ülkemizde bazı şirketlere haksız kazanç sağlamaktadır” ifadesine katıldığı anlaşılmaktadır. Yaklaşık olarak üç katılımcıdan ikisinin (%62) özel şirketlere altyapı projelerinde ödeme garantisi verilmesini doğru bulmadığı saptanmaktadır.

KÖİ uygulamalarının bir özelliği de 20-25 yıl sonra ilgili yatırımın devlete kalmasıydı. Ancak 20 yıl dolmadan örneğin Düzce-Zonguldak yolu, arkasından Erzurum’da yer alan 2. Organize Sanayi Bölgesi’nde devlet kasasından yaptırılan fabrikalar çöktü. Yani gelecekte hurdasını almasını beklediğimiz tesisler daha şimdiden elimizde kalacak gibi. Garanti verilmesi konusunda Türkiye’deki en absürd örnek olan Zafer Havalimanı (Kütahya, Afyonkarahisar ve Uşak illerine hizmet vermek üzere yaptırılan) için geçtiğimiz günlerde TBMM’de bir soru önergesi verilmişti. Zafer Havalimanı için 2020 yılında Hazine’nin görevli şirkete garanti ettiği yolcu sayısı 1 milyon 529, gerçekleşen yolcu sayısı ise sadece 7 bin 429 olmuştu ve buna göre hata payı % 99 olarak gerçekleşmişti. Önergede “bilgilerin saklı tutulması hükmü” gereğince açıklanmayan o “mücbir sebepler gereği” koronavirüs salgınının göz önünde bulundurularak 2020 yılında garanti edilen yolcular için ödenmesi gereken toplam 6 milyon 738 bin 310 Avro’nun 2044 yılı sonrasına ertelenmesi ya da borcun silinmesinin DHMİ’ye önerilmesi istendi. Tabii ki önerge iktidar partisi milletvekilleri tarafından “kamu menfaati görülmemiştir” denilerek reddedildi. Aslında gidişatı iktidar da görüyor olmalı ki örneğin şehir hastanelerindeki ödemeler bu yıla kadar görülebilirken, yıl içindeki ödemeler henüz ortaya konmadı ya da saklanmaya çalışılıyor. Bunca zarara rağmen uygulamaların bu şekilde devam ettirilmek istenmesi, adeta mecbur kalınması ve bu uğurda mevzuatlarda değişiklikler yapılması yine gelecekte çokça sorulacak ve cevabı aranacak bir soru olacak.

Kamuoyunun büyük bölümünün yanlış bulduğu, kara deliklere dönüşen bir uygulamanın devam ettirilmesinin emanete sahip çıkmak ve adalet duygusuyla hareket etmek ilkelerinden uzak olduğu bir gerçektir. Bu inat her kriz ve kaos döneminde kanıtlanan devletin sosyal olma niteliğini biraz daha zedelerken, bir tarafa milyonlarca yoksul ve işsizi diğer tarafta zenginlikleri katlanan az sayıda kişiyi koymaktadır (Forbes dergisinin en son ilan ettiği süper zenginler listesine bakılabilir). Ancak, gelecek açısından tehlike daha büyüktür. Ekonomik bağımsızlığını, üretim gücünü yitiren bir Türkiye gerek kendi içinde gerekse bölgesinde çok önemli problemlerle karşı karşıya kalabilir ve sorunlarını tek başına çözebilme yeteneğini kaybedebilir.  

Prof. Dr. Hüseyin M. YÜCEOL



Bizi desteklemek için; 

>Şahit olduğunuz haberleri habercizgi@gmail.com ‘a veya aşağıdaki sosyal medya hesaplarımız iletebilir, 

>Sosyal medyada takip edebilir, paylaşabilir, beğeni ve yorum yapabilirsiniz.

• Instagram: haber_cizgi https://instagram.com/haber_cizgi 

• Facebook: habercizgi https://www.facebook.com/habercizgi/ 

•Twitter:haber_cizgi https://twitter.com/haber_cizgi
Tüm ilginiz ve destekleriniz teşekkürler…


adana ahmetverde alisamiyen ankara Azerbaycan Beşiktaş cimbom corona coronavirüs deprem dünyadanhaberler ekonomi fenerbahçe Galatasaray Gaziantep gs gündem haber habercizgi instagram izmir korona koronavirüs magazin makale mersin mersinhaber moda ortadoğu ortadoğuhaberleri saglık salgın sağlık siyaset sondakika sondakikahaber spor suriye tv türkiye ultraslan virüs yks ÇİN İstanbul

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.