DOLAR 8,3730
EURO 10,1795
ALTIN 498,86
BIST 1.448
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Mersin 26°C
Çok Bulutlu
Mersin
26°C
Çok Bulutlu
Sal 26°C
Çar 26°C
Per 25°C
Cum 26°C

TBMM’NİN KURULUŞU VE ULUSAL EGEMENLİK DEVRİMİ

TBMM’NİN KURULUŞU VE ULUSAL EGEMENLİK DEVRİMİ
21.04.2021
81
A+
A-

Her yılın 23 Nisan’ında kutladığımız “Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı”mızın 101. Yıldönümünü, bu yıl da yine büyük bir toplamsal sevinç ve coşkunlukla kutluyoruz. 100 yılın felaketi Kovid-19 Pandemisi nedeniyle bu yılki kutlamalar ister istemez sanal ortamlara ve radyo ve televizyonlara taşınacaktır. Bu olumsuz koşulların üzerine ayrıca bir de “Demokratik ve Laik Cumhuriyetle” çekişmeli olan bazı çevrelerin bu törenleri sıradanlaştırmaya ve sönük bir şekilde geçiştirmeye çalışmaları eklenecektir. Ancak her ne gerekçeyle yapılırsa yapılsın, hiçbir şey 23 Nisan’ların önemini ve anlamını ortadan kaldıramaz. Çünkü; 23 Nisan 1920’de TBMM’nin açılmasıyla birlikte, bizim siyasi tarihimizde 18. Yüzyılın ikinci yarısından itibaren Jön Türkler hareketiyle başlatılmış olan ve çok uzun yıllar boyunca kesintisiz bir şekilde sürdürülerek uğrunda çok ağır bedeller ödenmiş olan ulus iradesine dayalı Meclis’li ve Anayasa’lı bir düzen kurma mücadelesi başarıyla sonuçlandırılmış olmaktadır. Gerçek anlamda bir “Ulusal Egemenlik Devrimi” niteliği taşıyan bu kutlu olayın yıldönümü dolayısıyla, tarihsel süreçte bu noktaya gelinceye kadar nelerin yaşandığını şöyle kısaca bir anımsamakta fayda vardır. Bilindiği gibi, 1792 yılında imzalanan Yaş Antlaşmasıyla birlikte çöküş ve dağılma sürecine giren Osmanlı Devleti, bu dönemde art arda girdiği Osmanlı-Rus, Trablusgarp ve Balkan Savaşı gibi savaşlarda ağır yenilgilere uğradı. Bu savaşlar sonucunda, bütün bir Balkanlar’ı, Kuzey Afrika’daki topraklarını, Mısır’ı, 12 Adaları ve doğuda ise Kafkaslardaki bir kısım topraklarını, Kars ve Erzurum gibi illerini de kaybetti. Kaybedilen toprakların yüzölçümü bugünkü Türkiye’nin yüzölçümünden fazlaydı. Ama Osmanlı Devleti için asıl yıkım; maceraperest, ufuksuz ve öngörüsüz devlet adamlarının bir oldubittisiyle girmek zorunda kaldığı dünyanın ilk emperyalist paylaşım savaşı olan I. Dünya Savaşı’ndan sonra geldi. Savaşın sonlarına doğru, artık savaşma gücünü iyiden iyiye yitiren ve savaştığı cephelerde tutunamayan Osmanlı Devleti, 30 Ekim 1918 günü Mondros Ateşkes Anlaşmasını imzaladı. Böylelikle yenilgiyi kabul ederek savaştan çekildi ve teslim oldu. Bu teslimiyetle birlikte Osmanlı Devleti; tarihte o güne kadar hiçbir devletin içine düşürülmemiş olduğu hazin bir durumla karşı karşıya kalmıştı. Bağımsızlığını ve egemenlik haklarını yitirmişti. Sınırlarının nerede başlayıp nerede bittiği belli olmayan, kendisine dayatılacak her koşulu kabul etmeye hazır, savunmasız bir ülke haline gelmişti. Durumun artık çok uygun olduğunu düşünen İtalya, Fransa, İngiltere ve İngiltere’nin himayesindeki Yunanistan gibi emperyalist devletler, ülkenin dört bir yanını işgal etmeye başladılar. Bu emperyalist işgaller kimi yerlerde; Gaziantep, Şanlıurfa, Kahramanmaraş’ta ve 15 Mayıs 1919’da İzmir’in işgalinde olduğu gibi insanlık dışı kanlı katliamlara, vahşi tecavüzlere ve bunlardan kaynaklanan insanlık dramlarına sahne oluyordu. Gücünü ve otoritesini tamamen kaybetmiş olan Osmanlı Devleti, halkının hakkını savunamıyor ve suçsuz insanlarını emperyalistlerin bu zulmüne karşı koruyamıyordu. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Büyük Nutuk’unda da belirttiği gibi, başta bulunan Sultan Vahdettin, kendi koltuğundan ve Osmanlı Hanedanının geleceğinden başka hiçbir şey düşünmüyordu. Çağdaş bir devlette, gelişmiş bir uygarlık düzeyinde, Anayasal haklara sahip onurlu, eşit ve özgür yurttaşlar olarak yaşayabilmek için ülkenin içerisine düşürüldüğü bu korkunç durumdan kurtarılmasından başka hiçbir çare görünmüyordu. Bu amaçla asker-sivil aydınlar ve bürokratlar öncülüğünde harekete geçen yurtseverler, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün liderliği etrafında toplandılar. Ve mazlum milletlerin kurtuluşu için tarihin ilk anti-emperyalist ulusal bağımsızlık savaşını Anadolu’da başlattılar. Kurtuluş ateşini Samsun’da yaktılar. Havza Bildirgesi’ni ve Amasya Tamimi’ni yayınladılar. Erzurum ve Sivas Kongrelerini yaptılar. Bu kongrelerde Temsil Heyeti Başkanı seçilen Mustafa Kemal Atatürk, halkın verdiği bu temsil yetkisini kullanmaya özel bir özen gösterdi. Böylelikle Anadolu’da işgallere karşı yürüttüğü eylemlerine meşruiyet kazandırıyordu. Sivas Kongresi’nden sonra gerçekleştirdiği telgraf eylemiyle İstanbul Hükümeti’nin Anadolu’yla olan tüm irtibat ve iletişimini kesti. Böylelikle İstanbul Hükümeti’ni dize getirdi.  İstanbul Hükümeti temsilcileriyle Amasya’da yaptığı görüşmelerde; Son Osmanlı Meclis-i Mebusan’ı için seçimlerin yapılması ve yeni bir hükümet kurulması kararını aldırdı. Bu kararın Ardından yapılan seçimlerde kendisi de Erzurum Milletvekili seçildi. Mustafa Kemal Atatürk, seçimlerden sonra oluşacak olan yeni Meclis’in, emperyalist kuşatma altındaki İstanbul’da rahat çalıştırılmayacağını öngörüyordu. Bu nedenle yeni Meclis’in Bursa’da toplanmasını istiyordu. Bu önerisi yeni milletvekili seçilmiş olan arkadaşlarınca kabul edilmedi ve Meclis İstanbul’da toplanarak çalışmalarına başladı. Mustafa Kemal Atatürk, İstanbul’daki meclisin emperyalist işgalciler tarafından kapatılacağını öngörüyordu. Bu nedenle, 17 Mart 1920’de, Ankara’da bir “Meclis-i Müessesan” yani “Kurucu Meclis” açılması düşüncesini kolordu komutanlarıyla paylaştı. Komutanlar, “Kurucu Meclis” yerine “Milli Şura” veya “Milli Meclis” adını önerdiler. Sonunda, “Olağanüstü Yetkiler Taşıyan Meclis” adı üzerinde anlaşmaya vardılar. Son Osmanlı Meclis-i Mebusan’ı 20 Ocak 1920 günü Misak-ı Millî kararlarını aldı. Bunun üzerine harekete geçen işgal kuvvetleri 16 Mart 1920 günü İstanbul’u işgal ettiler. Son Osmanlı Meclis-i Mebusan’ını basarak buradaki milletvekillerini adeta yerlerde sürüklediler. Bazı milletvekillerini tutuklayarak Malta adasına sürgüne gönderdiler. O sıralarda Galata Postanesinde telgrafçı olarak görev yapmakta olan Manastırlı Hamdi isimli yurtsever bir memur, 16 Mart 1920 günü İstanbul’un işgali sırasında yaşanan bu şiddet olaylarını Ankara’da bulunan Mustafa Kemal Paşa’ya bildirdi. Bunun üzerine tıpkı bir Devlet Başkanı gibi harekete geçen Mustafa Kemal, tüm büyükelçiliklere ve dış devlet başkanlıklarına yapılan işgali protesto eden telgraflar çekti. Ertesi gün, Valiliklere, Kolordulara, Mutasarrıflıklara ve Belediye Başkanlıklarına yine bir telgraf çekerek Millet işlerini idare etmek ve denetlemek üzere Ankara’da olağanüstü yetkilerle donatılmış bir meclisin çalışmaya başlayacağını; bunun için milletvekillerinin seçilerek Ankara’ya gönderilmesi gerektiğini duyurdu. Yapılan seçimler sonucunda seçilen milletvekilleri ve İstanbul’da dağıtılan Son Osmanlı Meclis-i Mebusan’ında görevli olup ta Ankara’ya gelebilen bazı milletvekilleri Ankara’da toplandılar. 23 Nisan 1920 günü Ankara Hacı Bayram Camiinde kılınan cuma namazından sonra harekete geçen heyet Ulus semtindeki binasında en yaşlı üye Şerif Bey’in başkanlığında çalışmalarına başladı. Ertesi gün Gazi Mustafa Kemal Paşa Meclis Başkanlığına seçildi. Çalışmalarında Osmanlı Teşkilat-ı Esasiye Kanununu esas alan Büyük Millet Meclisi, bu kanunun birinci maddesinde yer alan “Hâkimiyet Kayıtsız Şartsız Osmanlı Hanedanınındır.” Maddesini kaldırdı. Yerine “Hâkimiyet Kayıtsız Şartsız Milletindir” maddesini kabul etti. Böylelikle, siyasal iktidarların meşruiyet kaynağını bir hanedandan alarak millete vermiş oldu. Kabul edilen bu kanunla birlikte, iki bin yıllık Türk Tarihinde ilk defa devlet yönetiminde halk egemenliği esasına geçildi. Şüphesiz ki, bütün bir Türk yönetim tarihinde ilk kez gerçekleştirilmiş olan bu olay, tartışmasız biçimde, kesin bir “Ulusal Egemenlik Devrimi”dir. 23 Nisan 1920 günü, adeta bir ateş çemberinde çalışmalarına başlayan bu meclis, hiç tatil yapmadan üç yıl boyunca aralıksız olarak çalışmıştır. Kuvayı Milliye Ruhu bu mecliste hayat bulmuş ve şahlanmıştır. Ulusal Bağımsızlık Savaşını zafere ulaştırarak Anadolu Bozkırında emperyalizmi dize getiren meclis, işte bu meclistir. Bu nedenle Gazi unvanını almıştır. Gelmiş geçmiş meclislerimiz içerisinde halk kesimlerini temsil yeteneği en yüksek olan meclis bu meclistir. Kuvvetler birliği esasına göre çalışan, tam demokratik bir meclistir. Kütahya Eskişehir Savaşları sırasında Polatlı yakınlarından atılan top sesleri Ankara’dan duyulurken bile her konuyu sabahlara kadar serbestçe tartışabilmiş, kararlarını tamamen demokratik yöntemlerle almıştır. Dünya parlamentolar tarihinde halkının yaşamının en ince ayrıntısına kadar ilgilenebilmiş ve halkının kaderi üzerinde bu kadar etkili olabilmiş ikinci bir meclis yoktur. Özelliklerini ve özgünlüğünü burada anlatmakla bitiremeyeceğimiz Şanlı Meclisimizin 101. Kuruluş yıldönümü ve bu nedenle kutladığımız Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlu olsun.

Celal TEZEL



Bizi desteklemek için; 

>Şahit olduğunuz haberleri habercizgi@gmail.com ‘a veya aşağıdaki sosyal medya hesaplarımız iletebilir, 

>Sosyal medyada takip edebilir, paylaşabilir, beğeni ve yorum yapabilirsiniz.

• Instagram: haber_cizgi https://instagram.com/haber_cizgi 

• Facebook: habercizgi https://www.facebook.com/habercizgi/ 

•Twitter:haber_cizgi https://twitter.com/haber_cizgi
Tüm ilginiz ve destekleriniz teşekkürler…


adana ahmetverde alisamiyen ankara Azerbaycan Beşiktaş cimbom corona coronavirüs deprem dünyadanhaberler ekonomi fenerbahçe Galatasaray Gaziantep gs gündem haber habercizgi instagram izmir korona koronavirüs magazin makale mersin mersinhaber moda ortadoğu ortadoğuhaberleri saglık salgın sağlık siyaset sondakika sondakikahaber spor suriye tv türkiye ultraslan virüs yks ÇİN İstanbul

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.