MERSİN’DE EMEK VE SENDİKAL MÜCADELELERİN MİRASI-13

0
20


Çimsa patronu ile sendika ekibimiz müzakere için yeniden masada buluştular. Fakat işveren taviz veremeyeceğimiz kapsam ile iş güvenliği talebimize yine yanaşmıyor ve rakamsal gevezeliklerle yıldırmaya çalışıyordu. Görüşmeler tekrar kesildi. İşveren, çok satan gazetelere bizim Grevi “macera amaçlı” yaptığımızı ilan ediyordu. Bu yalanları biz, yapacağımız yürüyüş ve mitingle kamuoyuna teşhir edecektik. O günlerde: Bülent Ecevit transfer ederek bakan yaptığı kişilerle, hükümet ederken, çimento karaborsa olmuştu. Hükümet, Sabancı’yı uzlaşmaya zorlamadığı gibi, Grevimizi de ertelemedi. Biz, yürüyüş ve miting için, Kemal Öztürk, Süleyman Çelikcan, İshak Turhan üçlüsü bir tertip komitesiyle, yasal mercilere izin başvurusu yapmıştık.
Tertip komitesi, önce Jandarma Alay Komutanı, sonra Mersin Emniyet Müdürü makamlarına çağrıldılar. Bize bu eylemlerden vazgeçirmek için, bazen yumuşak, bazen sert üslupla, “bu eylemler tehlikelidir. Olaylar çıkabilir. Şayet çıkarsa, sizi sorumlu tutarız.” dediler. Biz, “yasal hakkımızı kullanıyoruz” dedik ve geri adım atmadık. Bunun üzerine; “Vali bey le görüşüp, işvereni müzakereye zorlayacağız” sözünü verdiler. Ama bu konuda gelişme olmadığı gibi, Jandarma Grevcileri fabrikanın çevre telleri dışına atmak istedi. Biz o zaman, “tuvalet ihtiyacımızı yolda göreceğiz; bu nedenle siz VEBA salgınına karşı tedbir alın” itirazını yaptık. Bunun sonucu, Jandarma komutanı, “sosyal tesisleri kullanabilirsiniz” tavizini vermişti. Sendika Merkez Yönetimimiz, yürüyüşe karşı olduğunu; “bütün halkla yürümek anarşiye çağrıdır. Zaten ülkede her gün kanlı olaylar var;” korkutmalarıyla ortaya koydu. Ayrıca bağışla topladığımız parayı tartışmaya açtılar. Oysa biz, işveren cephesindeki zaaflara dikkat kesilmiştik. Çünkü çimento karaborsası, bayilerin baskısı, yurt dışı çimento talebi patronu bunalttığını öğrenmiştik.
Sendika Merkez Yönetimi, bizle aynı tespitle hareket etse, işveren bunu görecek, taleplerimize EVET demek zorunda kalacaktı. Ama öyle olmadı! Merkez yöneticilerimiz, Grev alanında işçilere, “yürüyüşü bizim siyasi şov amaçlı yaptığımızı ileri sürdüler” ve bunu oylayalım diye ısrar ettiler. Yaratılan tereddüde karşı biz, patronun pes etmek üzere olduğunu anlattık. Toplanan bağış makbuzlarını, miktarını ve ancak iki imzayla çekilebileceğini açıkladık. Ardından bir manevra yaparak, biz yürüyüşün Çimsa’lı üyelerimizle yapılması oylamasına razı olduk. Hemen yapılan referandumda; işçilerin ezici çoğunluğuyla Çimsa işçileri olarak yürüme kararı çıktı. 1 Haziran 1978’de Grevin 48. Günüydü. Çimsa fabrikasından birçoğumuz da eşiyle, yürüyüşe başladık. Kortej önünde, Türk bayrağı, Grevin sebep ve amacı yazılı pankartlar ile davullar da eşlik ederek Mersin yoluna çıktık.
Çimsa’da bize muhalif olan grup, 15 Km. boyunca görev almadı. Hatta disiplini bozmaya çalıştılar. Biz yol boyunca ve Cumhuriyet alanında, grev bildirisi dağıttık; bağış topladık. Kararlı ve atak tavırlala bozguncuları dizginledik. Mücadelemize halkın ilgisi büyüktü. Miting anıt önünde, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’yla başlayıp, konuşmalarla devam etti. Sendikanın bir merkez yöneticisi, çimento karaborsasını, Kemal Öztürk Grevin sebep ve amacını, Süleyman Çelikcan Grev ile yürüyüşe karşı içten ve dıştan bütün engellemelere rağmen BAŞARIYA vurgular yaptılar.
Bu eylemle patronun uzlaşmazlığı kamuoyunda teşhir olmuştu. Bu nedenle, bir hafta sonra işveren Sendika Merkez Yöneticilerimizle Adana SASA fabrikasında, gizli görüşmeler yaptıklarını içerdeki dostlarımızdan öğrendik. Bu arada üyelerden muhaliflerimiz, bizim görevden alınacağımızı, böylece oturumların başlayabileceği haberlerini yayarak umutsuzluk ve kavga sebebi çıkarıyorlardı. Biz bu haberler üzerine, bir minibüs dolusu güvenilir üyemizle Adana SASA fabrikasına gittik. Bir kısmımız kapıdaki bekçileri pasif ize ederken, diğer arkadaşlar Çimsa yetkilileri ile Sendika Merkez Yöneticilerimizin toplantı odasına daldılar. Böyle bir suçüstüyle ortaya çıkan gizli müzakere masası da dağıtılmış oldu.

Gelecek yazıda: GREVİ SONLANDIRAN, İHANETMİ? BAŞARIMI OLACAK?

SÜLEYMAN ÇELİKCAN

Önceki İçerikEnflasyon rakamları açıklandı
Sonraki İçerikBüyüme rakamları açıklandı
Süleyman Çelikcan
Süleyman Çelikcan, 1954 Tarsus doğumlu. İlkokulu burada okudu. Dışardan okuyarak Metal teknisyeni oldu.1976’da ÇİTOS-İŞ sendikasının Genel Eğitim Sekreterliğine seçildi. 1978 Adana ve Mersin Çimento fabrikalarında yapılan grevlere önderlik etti. 1979’da Tarsus’tan Mersin’e ABD U2 casus uçaklarına karşı, 2002’de Mersin’den Silopi’ye Irak ambargosuna karşı yürüyüşlere katıldı. 1979-80’de Türkiye İşçi Köylü Partisi Tarsus İlçe Başkanlığı yaptı. 1980’de yurtdışına çıkmak zorunda kaldı. 1982’de yurda döndü. 1986’da Sosyal Demokrat Halkçı Partide faaliyetlerde bulundu. Çalıştığı birçok firma veya fabrikada sendikal çalışmalar nedeniyle işten atıldı. Televizyon açık oturumlarında ve panellerde İşçi Partisi Mersin milletvekili adayı olarak Prof. Halil Cin, Prof. Enis Öksüz, AKP milletvekili Dengir Mir M. Fırat’la Türkiye’yi tartıştı. Üç yıla yakın İşçi Partisi Mersin İl başkanlığı yaptı. Türkiye kanalı AKSU TV’de ve Mersin Kanalı Toros TV’de Gazeteci Saadet Pesen’le ortak ” Haftaya Bakış ” adıyla siyasi programlar yaptı. Bölgede faaliyet yürüten kitle örgütlerinde konferanslar verdi. Mersin Çukurova ve Mersin Gazetesinde köşe yazarlığı yaptı. Evli ve 3 çocuk babası olan yazarımız Arapça ve Almanca bilmektedir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here