MERSİN’DE EMEK VE SENDİKAL MÜCADELELERİN MİRASI-14

0
21

Çimsa’da patronla Sendikamızın müzakereleri, merkezdekilerin bizi hedef alması sebebiyle ilerlemiyordu. Bu durum, işçileri tedirgin ediyor; hatta “sözleşme artık bitsin de, nasıl biterse bitsin” anlayışına götürüyordu. Çünkü her gün bir skandal yaşanıyordu. Biz yeni isnatlarla emniyet sorgularına çağrılıyor ve Sendika merkez yöneticileri, bizi patrondan çok yıpratmaya çalışıyorlardı. Geceleri yanlarına bozguncuları alıp, kararsız üyelerin evlerine gidiyor, patronun bizimle masaya oturmayacağını söylüyorlardı. Bazı işçileri parayla tavlıyor, bizi de görevden almak için zemin arıyorlardı. Zaten bize Jandarmanın Çimsa önündeki tavrı, işçiyi endişelendirmişti. Vali’nin çağrısına Kemal Öztürk başkanlığında 3 kişilik heyetle gittik. Suçlandığımız konuları ve sorunlarımızı görüştük. Vali bey bize: “bana sizi yanlış anlatmışlar” ve esas imza yetkisi genel merkezinizdeymiş; uzlaşıp bu işi bitirin; üyeleriniz mağdur dedi.
Grev komitemiz, alanda hep hareketli geceler ise, sorunları saatlerce eğitim dersleri şeklinde tartışıyorduk. Çünkü işçilerde üç eğilim belirmişti. 1- Yeter artık Grev bitsin. 2- Siz kenara çekilin, genel merkez yapsın. 3- Sizi başımızda tutacak bir pazarlık yolu bulun, şeklindeydi. Bunlardan en güçlü eğilim, üçüncü şıktı. Fakat işveren, artık bizimle görüşmüyordu. Çünkü merkez yöneticileriyle temas halindeydi. Biz işçilerin geçim sıkıntısı nedeniyle, Greve geliş listelerini, iki vardiyadan üç vardiya şekline çevirerek düzenledik. Böylece dışarda dönüşümlü çalışanlar sıkıntılarını hafifletebileceklerdi. Fakat Çimsa önünde daha az Grevci kalacaktı. Bu planlamaya muhalifler, (bozguncular) uymuyor hatta bizlere fiili tuzaklar kuruyorlardı. Biz cesur ve ihtiyatlı davranıyorduk ama Grev alanında çıkacak bir kavganın kanlı olabileceği endişesini taşıyorduk.
DİSK ve MİSK taraftarı bozguncuların Grev alanına gelen işçi servislerini, geldikleri mahalle duraklarında durdurup, “Greve gitmeyin, zaten sözleşme yapıldı” kışkırtmasını yapıyorlardı. Bunları bir işçi ancak ya aldanarak, ya parayla, ya da hainlikle yapabilirdi. Öte yanda: Sendika merkez yöneticileri, patronla oturumları Av. Mehmet Cengiz ve Kemal Öztürk ’süz gizli yerlerde sürdürüyorlardı. Nihayet ve maalesef: 17 Haziran 1978 Grevin 64’üncü günü Cumartesi öğleye doğru, Jandarma Çimsa fabrikası önü ve Grev alanında asker sayısını arttırarak, dikkatli bir vaziyet aldı. Biz bir şeylerin olacağını sezmiştik. Nitekim saat 16 ya doğru Sendika Genel Başkanı ekibiyle ve 30-40 yandaşı bozguncu üyenin alkışları ile Jandarmanın koruma çemberi içinde, Çimsa önüne geldiler. Genel başkan toplu iş sözleşmesini imzaladıklarını ama bazı hakların, “bizim yüzümüzden alınamadığını” ilan etti.
Sendika Başkanı, yağlı ballı gözüken 3–5 maddeyi okudu. Greve gitmemize sebep olan kritik maddelerden bahsetmedi. Biz Grev mücadelemizin ihanete uğradığını anladık; fakat bizi orada gözaltına alan Jandarmanın elinde ancak “BU BİR İHANETTİR” diye haykırabilmiştik. Bu haksızlık ve zorbalığa işçilerden isyan ve feryatlar orada bir arbedeye yol açtı. Ancak olayları Jandarma güçlükle yatıştırabilmişti.
19 Haziran 1978 günü Çitos-İş Sendikası Kemal Öztürk başkanlığında ki bizim Mersin şube yönetimimiz, merkez tarafından görevden alındı. Aynı gün, sendika üyeleri ve biz bir “sarı iş sözleşmesiyle” Çimsa Çimento Fabrikasında iş başı yapmak zorunda kalmıştık.

Gelecek yazıda: YENİ ARAYIŞLAR, İŞTEN ATILMALAR, ÇIKARILAN DERSLER.

SÜLEYMAN ÇELİKCAN



Bizi desteklemek için; 

>Şahit olduğunuz haberleri habercizgi@gmail.com ‘a veya aşağıdaki sosyal medya hesaplarımız iletebilir, 

>Sosyal medyada takip edebilir, paylaşabilir, beğeni ve yorum yapabilirsiniz.

• Instagram: haber_cizgi https://instagram.com/haber_cizgi 

• Facebook: habercizgi https://www.facebook.com/habercizgi/ 

•Twitter:haber_cizgi https://twitter.com/haber_cizgi
Tüm ilginiz ve destekleriniz teşekkürler…


adana ahmetverde alisamiyen ankara Azerbaycan Beşiktaş cimbom corona coronavirüs deprem dünyadanhaberler ekonomi fenerbahçe Galatasaray Gaziantep gs gündem haber habercizgi instagram izmir korona koronavirüs magazin makale mersin mersinhaber moda ortadoğu ortadoğuhaberleri saglık salgın sağlık siyaset sondakika spor sporhaberleri suriye tv türkiye ultraslan virüs yks ÇİN İstanbul

Önceki İçerik2017’nin son ATAK’ı yuvadan uçtu
Sonraki İçerikSavunmada proje sayısı 600’e ulaştı
Süleyman Çelikcan, 1954 Tarsus doğumlu. İlkokulu burada okudu. Dışardan okuyarak Metal teknisyeni oldu.1976’da ÇİTOS-İŞ sendikasının Genel Eğitim Sekreterliğine seçildi. 1978 Adana ve Mersin Çimento fabrikalarında yapılan grevlere önderlik etti. 1979’da Tarsus’tan Mersin’e ABD U2 casus uçaklarına karşı, 2002’de Mersin’den Silopi’ye Irak ambargosuna karşı yürüyüşlere katıldı. 1979-80’de Türkiye İşçi Köylü Partisi Tarsus İlçe Başkanlığı yaptı. 1980’de yurtdışına çıkmak zorunda kaldı. 1982’de yurda döndü. 1986’da Sosyal Demokrat Halkçı Partide faaliyetlerde bulundu. Çalıştığı birçok firma veya fabrikada sendikal çalışmalar nedeniyle işten atıldı. Televizyon açık oturumlarında ve panellerde İşçi Partisi Mersin milletvekili adayı olarak Prof. Halil Cin, Prof. Enis Öksüz, AKP milletvekili Dengir Mir M. Fırat’la Türkiye’yi tartıştı. Üç yıla yakın İşçi Partisi Mersin İl başkanlığı yaptı. Türkiye kanalı AKSU TV’de ve Mersin Kanalı Toros TV’de Gazeteci Saadet Pesen’le ortak ” Haftaya Bakış ” adıyla siyasi programlar yaptı. Bölgede faaliyet yürüten kitle örgütlerinde konferanslar verdi. Mersin Çukurova ve Mersin Gazetesinde köşe yazarlığı yaptı. Evli ve 3 çocuk babası olan yazarımız Arapça ve Almanca bilmektedir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here