TÜRKİYE SALGINA KARŞI MALİ TEŞVİK KONUSUNDA SINIFTA KALDI

0
36

Türkiye’nin Covid-19 salgını başladığından bu yana ekonomik anlamda yapmış olduğu yardımlar ve harcamalar hem oransal olarak hem de miktar olarak birçok ülkenin gerisinde kalmış, tabiri caiz ise sınıfta kalmıştır. Bu alanda ülkelerin salgın karşısında attığı ekonomik politika adımlarını analiz eden Prof. Dr. Ceyhun Elgin, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi’nden Prof. Dr. Abdullah Yalaman ve Güney Kore Sungkyunkwan Üniversitesi’nden Dr. Gökçe Başbuğ’un yaptığı çalışma bu tespiti doğrulamaktadır (1).

Tablo 1: Ülkelerin Mali Teşvik Paketlerinin Büyüklükleri

SıraÜlkeMali Teşvik/GSYH (%)
1Japonya54,9
2Guyana40,8
3ABD27,0
4Singapur27,0
5Slovenya24,5
6İsveç23,0
7Finlandiya21,2
8Litvanya20,9
9Almanya20,3
10Avusturya19,9
83Vietnam4,2
84Çad4,0
85Nepal4,0
86Türkiye4,0
87Ürdün3,9
88Etiyopya3,5

Tablo 1 168 ülke arasında Türkiye’nin Çad ve Nepal gibi Gayri Safi Yurt İçi Hasılası’nın % 4’ü kadar yardım yaptığını göstermektedir. Halbuki salgın süresince Türkiye’nin başka ülkelere nakdi ve ayni yardımlar da yaptığı bilinmektedir. Bu nedenle insanların kafasındaki soru şudur: Türkiye’nin başka ülkelere verebilecek kaynağı varsa kendi ülkesinin vatandaşlarına neden bu kadar düşük yardımda bulunmaktadır ? Üstüne üstlük kendi vatandaşına IBAN nosu vererek neden yardım kampanyası düzenlemiştir ? Çünkü gerçekten de diğer ülkelere bakıldığında bir Japonya kadar olmasa da en azından milli gelir büyüklüğüne göre % 10’un üzerinde bir yardımın yapılması makul görünmektedir.

Kaldı ki yapılan harcamaların finansmanında “işsizlere yardım yapmak” üzere oluşturulan İşsizlik Sigortası Fonu’nun büyük ölçüde kullanılması da dikkat çekicidir. Sosyal Koruma Kalkanı kapsamında aktarılan 56 milyar TL’lik desteğin % 84’ü çalışanın İşsizlik Sigortası Fonu’ndan karşılanırken, % 12’si Hazine’den, % 4’ü ise toplanan bağışlardan (IBAN) hanelere aktarılmıştır. Kısa çalışma ödeneği, nakdi ücret desteği, işsizlik ödeneği ve normalleşme destekleri kapsamında ödenen toplam 47.3 milyar TL’nin kaynağı, İşsizlik Sigortası Fonu olmuştur.

Türkiye’nin maliye politikalarını daha etkili kullanması bu oranı yükseltebilir. Buna karşılık makro dengelerin giderek bozulması bu ihtimali azaltıyor. Merkez Bankasının net rezervleri halen ekside ve Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın son verilerine göre Türkiye’de dış borcun milli gelire oranı % 60’ları geçmiş durumda. Devlet bir tek her koşulda az sayıda şirket veya kişi için yerine getirilemeyen garantileri istisnasız, üstelik vergi avantajları ve çeşitli imtiyazlarla vermekten vazgeçemiyor. Halbuki güçlü devlet, sosyal devlet, adil devlet zor durumda olan vatandaşını başta iş ve aş olmak üzere temel ihtiyaçlar konusunda koruma altına alan devlettir. İnsanlar yoksullukla, işsizlikle boğuşurken (kısa çalışma ödeneği de 31 Mart 2021 tarihi itibariyle son erdi), küçük esnaf ve sanatkarlar var olma savaşı verirken halka ait olanın verilmemesi ya hakkın gasp edilmesi ya da darda olanın sesine kulak tıkanması anlamına gelmektedir.

Bugün yukarıdaki listenin üst tarafında yer alan, yani güçlü ve kaynaklarını akıllıca kullanan ülkeler pandemi süreci devam ederken söz konusu paketlerini de güncelleyip makul ve adil ölçülerle desteklerini devam ettiriyorlar. Ek paketlerle de desteklerini genişletmeyi başarabiliyorlar. Zira artık sosyal yardımlar sosyo-ekonomik eşitsizlikleri gidermenin ötesinde geleceğin kalabalıklaşan, hastalık, veba, kuraklık, göçe zorlanma gibi birçok sorunu karşısında “vazgeçilmez bir hak” olarak algılanmaktadır.

Aslında bu hakkın hak sahiplerine verilmesi misyonunu her ülke başarabilir yeter ki; mevcut kaynakları doğru ve ekonomik kullanabilsinler, israfı, yolsuzluğu, devlet ya da parti olanaklarını kendi zenginliği ve gösterişli hayatı için kullanma alışkanlığına set çeksinler, dürüst ve ahlaklı olmayı, işini düzgün yapmayı vazgeçilmez bir düstur olarak benimsesinler. Üstünlerin hukukuna değil hukukun üstünlüğüne önem versinler. Ekonomi bilimi kaynakların nasıl etkin ve verimli kullanılacağını, sosyoloji bilimi toplumların içindeki bulundukları yer ve zamana göre nasıl anlaşılması gerektiğini, siyaset bilimi siyasi kararların, olayların somut bir şekilde nasıl değerlendirilmesi gerektiğini, ilahiyat da kul hakkı yemeden, zulmetmeden, yalan söylemeden, ah almadan nasıl bir yaşam sürülmesi gerektiğini nasıl olsa öğretmiyor mu ?

Prof. Dr. Hüseyin M. YÜCEOL


Bizi desteklemek için; 

>Şahit olduğunuz haberleri habercizgi@gmail.com ‘a veya aşağıdaki sosyal medya hesaplarımız iletebilir, 

>Sosyal medyada takip edebilir, paylaşabilir, beğeni ve yorum yapabilirsiniz.

• Instagram: haber_cizgi https://instagram.com/haber_cizgi 

• Facebook: habercizgi https://www.facebook.com/habercizgi/ 

•Twitter:haber_cizgi https://twitter.com/haber_cizgi
Tüm ilginiz ve destekleriniz teşekkürler…


adana ahmetverde alisamiyen ankara Azerbaycan Beşiktaş cimbom corona coronavirüs deprem dünyadanhaberler ekonomi fenerbahçe Galatasaray Gaziantep gs gündem haber habercizgi instagram izmir korona koronavirüs magazin makale mersin mersinhaber moda ortadoğu ortadoğuhaberleri saglık salgın sağlık siyaset sondakika spor sporhaberleri suriye tv türkiye ultraslan virüs yks ÇİN İstanbul

Önceki İçerikDünyanın en büyük ikinci rezervi Türkiye’de!
Sonraki İçerik2017’nin son ATAK’ı yuvadan uçtu
Dr. Hüseyin Mualla YÜCEOL 20.02.1971 tarihinde Adana’ da doğmuştur. İlköğretim ve Ortaöğretimini Adana’ da tamamlamış, lisans eğitimini Çukurova Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümünde, Yüksek Lisans ve Doktora eğitimini Çukurova Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İktisat Ana Bilim dalında tamamlamıştır. Mersin Üniversitesi Erdemli Meslek Yüksekokulu’nda 1996 yılında göreve başlayan Dr. Yüceol, 2003 yılında Yardımcı Doçent 2008 yılında Makro İktisat temel bilim alanında Doçent unvanını almıştır. 2013 yılında profesör olan Hüseyin Mualla Yüceol, Mersin Üniversitesi’nde Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri ile Uluslararası İlişkiler bölümlerinde bölüm başkanlıkları, Erdemli Uygulamalı Teknoloji ve İşletmecilik Yüksekokulu’nda Müdürlük, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nde Dekan Vekilliği görevlerini yürütmüştür. Kendisi halen Mersin Üniversitesi İİBF Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkiler bölümünde çalışmakta ve Toros Üniversitesi Mütevelli Heyetinde görev yapmaktadır. Evli ve üç çocuk babası olan Hüseyin Mualla Yüceol’un yayımlanmış ‘Ahlâki Ekonomi’ ve ‘İşsizlik Kuramları ve İşsizlikle Mücadele Politikaları’ adlı iki kitabı, çok sayıda araştırma makalesi, ulusal ve uluslararası bildirileri bulunmaktadır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here