DOLAR 8,4047
EURO 10,1808
ALTIN 507,39
BIST 1.461
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Mersin 27°C
Parçalı Bulutlu
Mersin
27°C
Parçalı Bulutlu
Paz 28°C
Pts 28°C
Sal 27°C
Çar 28°C

MERSİN’DE EMEK VE SENDİKAL MÜCADELELERİN MİRASI-15

MERSİN’DE EMEK VE SENDİKAL MÜCADELELERİN MİRASI-15
16.05.2021
122
A+
A-


Çimsa’da iş başı yapıldıktan bir hafta sonra, Sendika merkez yöneticileri fabrikaya gelip yemekhanede işçilere bizim yerimize, Sendika şube yönetimine atadıkları isimleri ilan ettiler. Bu isimler, DİSK adına ve MİSK adına bize muhalefet edenlerin bir karmasıydı. Biz, “yapılan sözleşme açıklansın” dedik. Çünkü Grevin nedeni: Kapsam, disiplin kurulu, her milyon kâr için bir yevmiye, gezi ikramiyesi, koruyucu malzemeler, yıllık izinler, oruca kolaylık, kütüphane ve iş güvencesi hakları, sözleşmede yoktu. Bu tablo, masada iradenin patrona bırakıldığını gösteriyordu. Bunu teşhir ettik. Merkez yöneticileri, Grevcilere para veremediklerini, fakat Grev için toplanan bağışları bunlar (bizi kastederek) yediler; suçlaması yaptılar ve bu gerekçe fırsatıyla, “güçlü olmak için” Çitos sendikasını DİSK Federasyonuna katacaklarını açıkladılar. Biz, toplanan 68 bin TL bağışın bankada olup “Grevimize zarar verenler HARİÇ işçilere eşit miktarla dağıtacağımızı” ilan ettik.
İşten atılmaya karşı, Kemal Öztürk’e sağlık raporuyla tedbir aldırdık. Ama işveren, yasayı çiğneyip onu işten attı. Sıra bizlere de geleceğini, çünkü sözleşmenin bizim üzerimizden bir pazarlıkla sonlandırıldığını tahmin ediyorduk. 1978’in Temmuz ortalarında, Çitos-İş DİSK’e bağlı Keramik-İş sendikasına katılma kararı aldı. Çimsa’da işçiler şaşkınlık yaşadı. Biz her gün, fabrika dışında 40-50 kişilik toplantılarda “ne yapalım” diye tartışıyorduk. Bizim iş kolumuzda Türkiye’de en çok üyesi olduğu için, “iş kolu seviyesinde toplu iş sözleşmesi yapabilir” yetkisi TÜRK-İŞ’e bağlı Çimse-İş Sendikası’ndaydı. Bu Sendikaya üye olabilirdik. Zaten Grev günlerinde bu Sendikadan bize teklif gelmişti; ancak biz Greve odaklandığımız için hayır demiştik. Şimdi, işveren, Keramik-İş ve tayfalarının saldırılarına hedeftik. Bu nedenlerle, yasal bir dayanağa ihtiyacımız vardı ve Çimse-İş tek seçenekti.
1978 yılının Ağustos başında, Süleyman Çelikcan ve Süleyman Güllü işten atıldılar. Bu sebeple, işçileri galeyana getirirler korkusuyla, işveren, bekçileri Çimsa kapısına yığmış, Jandarma çağırmıştı. Ağustos ayı içinde öncü ekibimizden, Mehmet Aslan, İbrahim Keleş ve birkaç arkadaşımız daha işten atıldılar. Biz aynı ekiple, gece gündüz işçi evlerine giderek Çimse-İş Sendikasına üye yapıyorduk. Çimsa’da taraftarlarımızın, iş güvenliği ve huzuru kalmamıştı. Daha kötüsü, DİSK’çi ve MİSK’çi Keramik-İş Sendikasının Çimsa’da ki temsilcileri fabrika içinde ve önünde, bize yakın olan işçilere saldırıp, yaraladılar. Öte yanda: Grev döneminde, bankada üç imzayla açılan bağış hesabındaki parayı çekmek için Kemal Öztürk yanına ikinci kişiyi bulamıyordu. Bunun üzerine bankaya gittik. Ve 68 bin liranın Kemal Öztürk’ten habersiz iki imza ile çekilmiş olduğunu öğrendik. Bu bize arkadan “hançer saplama” demekti. Bu ihaneti yapanlar, Grevle aldığımız yenilgiyi fırsat bilerek, Çimsa’dan ilişiklerini kesip bankadan 68 bin TL parayı çekmişler ve sırra kadem basmışlardı.
Çok zor ve kritik bir durum yaşıyorduk. Zaten biz Çimse-İş sendikasına üyeleme çalışması harcamalarını, Çimsa’dan atılmamız sebebiyle aldığımız tazminatlarımızdan yapıyorduk. 68 bin TL olayı, bizim onur meselemiz olmuştu. Bu nedenle dedektifler gibi gece gündüz faillerin takibine koyulduk. Bir hafta sonunda, çekilen paranın bir imzacısını, saklandığı akrabasının evinde bulduk. Öfke ve kararlılıkla sıkıştırmamız sonucunda, ailesi iki günde 68 bin TL yi temin edip bize teslim etti. Bunun ardından fabrikadaki arkadaşlarımızı yaralayanları, Tarsus’ta ve Mersin’de Çimsa servislerine bindikleri duraklarda “hadlerini bildirerek” fabrikaya uğurladık. Daha sonra, 68 bin TL ‘yi, listesini yaptığımız 400 işçiye, fabrika önünde veya evlerine giderek, 170’er TL olarak dağıtmıştık.
Bu mücadeleler, Çimse-İş’e üye yapmamızı hızlandırdı. Böylece 1979 yılı ikinci ayında Çimse_İş Sendikası, Çimsa Çimento Fabrikasında iş kolu seviyesinde yetki almıştı. Bu yetki bir yıl sonra işyeri seviyesi mahiyetini kazanacaktı. Kemal Öztürk’ün şube başkanlığında, biz ekip halinde yoldaş fedakârlığı, işçilerin hakkını savunma, emekçi davasına bağlı, ahlak ve bilinciyle, amansız mücadele verdik. İşçi sınıfının öykülerini yaşadık.

Gelecek ve son yazıda: MÜCADELEMİZİN KAYIPLARI, KAZANÇLARI VE GÜNÜMÜZE BIRAKTIĞI MİRAS! <

SÜLEYMAN ÇELİKCAN

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.