TÜRKİYE İÇİN DIŞ BORÇ KRİZİ RİSKİ ARTIYOR

0
30

Dış borç krizi birçok ülkenin dolayısıyla küresel ekonominin başını çok ağartacak gibi görünüyor. ABD ve Çin gibi ülkelerin dahi sürekli büyüyen dış borçları olduğunu görebiliyoruz. Ancak ABD halen güçlü ekonomisi ve dünyanın halen bir numaralı parası dolarla, Çin ise üretim ve yatırım hamleleriyle en azından kısa vadede yollarına devam edecekler. Buna karşın gelişmekte olan ülkelerde dış borç miktarı artmaya, geri ödeme riski nedeniyle de kriz olasılığı yükselmeye namzet görünüyor.

ABD’nin en büyük bankalarından birisi olan Wells Fargo’nun geçtiğimiz haftalarda yayımladığı bir raporda gelişmekte olan ülkelerin toplam borcunun Çin hariç 8.7 trilyon dolar olduğu açıklandı. Çin’in dış borcu 2.4 trilyon dolar. Pekala potansiyel bir dış borç riski olan ülkeler hangileridir diye bakıldığında kimleri görmemizi beklersiniz ? Çıkartılan listeye göre:

En riskli olanlar; Türkiye, Arjantin, Venezuela, Şili ve Endonezya.

En az riskli olanlar; Macaristan, Malezya, Suudi Arabistan, Güney Kore ve Tayland.

Türkiye en riskli ülkeler arasında 7. Sırada yer alıyor ve İstanbul Kanalı gibi “çılgın” projeleri, istisnasız ödenecek ultra garantileri de hesaba katarsak listede daha da yukarı çıkacak gibi duruyor. Maliyeti konusunda bile farklı rakamların telaffuz edildiği İstanbul Kanalı için her halükarda 100 milyar veya üzeri bir rakama hazır olmak gerekiyor. Bunun için yeterli bir kaynak ve bütçe olmadığı da malum. Bu durumda iyice tüketilecek Hazine kaynaklarına ilaveten tahviller çıkarılacak, yerli ve yabancı bankaların bu projeye – tabii ki Hazine garantisi verilmek suretiyle kredi vermeleri istenecek.

Tek kişilik kararnameler ve genelgelerle yönetilen ülkede tüm kurumlar gibi Merkez Bankası da bu yap boz oyununa dahil olunca Türkiye’nin uluslararası piyasalardaki kredi takas priminin (CDS-ülkenin risk primini gösterir, alacağın ödenmemesi olasılığını hesaba katar) artmaya devam ettiği biliniyor (2018 yılından itibaren 400 baz puanın üzerinde). Bu, alınacak kredi faizlerinin üzerine CDS primi kadar ilave faiz ve ilave borç yükü anlamına geliyor. Halihazırda kısa vadeli dış borç yükümlülükleri 200 milyar dolara koşuyor ve yüksek CDS nedeniyle ne vade uzatılabiliyor ne de risk azaltılabiliyor.

Sonuç itibariyle Türkiye’de brüt dış borç stoku 450 milyar dolar seviyesinde ve bunun milli gelire oranı son olarak % 62.8 düzeyinde. Buradaki kritik konu bu borcun sadece yeteri kadar üretmeyen bir ekonomide yükü arttıracak projelerle (ya da ülkenin geleceğini ipotek altına alan kamu-özel işbirliği projelerinin) çoğalmayacak olması. Her gün gözümüzün önündeki ekranlarda yer alan dolar kurundaki her bir artış bu borcun katlanması anlamına da geliyor. Hazine ve Maliye Bakanlığı verilerine göre aşağıdaki tabloda borç stokunun milli gelire oranını ve almış başını giden bir artış trendini görüyorsunuz (1).

İşte bu tablo ülkenin her geçen gün ekonomik açıdan savunma hatlarının geriye doğru çekildiği anlamına geliyor. Atatürk’ün “hattı müdafaa yoktur sathı müdafaa vardır, o satıh bütün vatandır” sözünden yola çıkarsak hattın gerilediğini, sathın da satışlarda olduğunu göreceksiniz. Şu an Rize’de, Çanakkale’de ve Ege sahillerinde sadece para gelsin diye araziler, ormanlar ya madenlere açılıyor ve doğa biraz daha tahrip ediliyor ya da kıyı şeritlerinde imar değişiklikleri yapılarak özel sektörün buraları talan etmesine müsaade ediliyor. Özetle hem hat hem de satıh elden gidiyor. Bütün bunlar elbette sadece ekonomik anlamda savunma yeteneğinin azalması demek değildir. Tüm olanlar bir milletin gözü ününde bağımsızlığının ve gücünün de sarsılması anlamına gelmektedir. Çünkü egemenlik ve tam bağımsızlık bizde anlaşıldığı gibi ağızdan çıkacak laflar ve içi boş nutuklarla olmuyor. Boş nutuk ve haykırış işe yarasa İsrail’e atılan bunca hakaret ve fırça işe yarar çoluk çocuk aileler herkesin gözü önünde bu kadar kolay katledilmezdi. Ama güçlü ekonomi, üreten ekonomi, insan olarak millet olarak veya ümmet olarak (şimdilik olasılık dahilinde bile olmayan, muhteris ve dünya malına tamah eden Müslüman siyasi liderle yakın gelecekte de olası görünmeyen) birlik ve beraberlik içindeki toplumsal dayanışma hareketleri bütün bunların üstesinden gelir.

Türkiye’nin ekonomik savunma hattının geriye düşmesinde elbette ki eksiye düşen net rezervler de bulunuyor. Rezervler önceki dönemlerde olduğu gibi belirli bir miktarın üzerinde olsa kırılganlık bu kadar yüksek de olmazdı. Ama milyarlarca dolarlık rezervler inatla ve adeta kumar oynanarak harcandı, yandı bitti kül oldu. Şimdi ancak üç-beş yıl sürecek yeniden rezerv biriktirme çalışmaları için işe koyulmak çok önemli. Tabii bütün bunları hep beraber çalışarak, kaynakları ve kısıtları iktisadi akılla, bilimle, adaletle yöneterek yapmaktan başka çare olmadığını anlamış olmak da gerekiyor.

(1) Doğruluk Payı, Yıllara Göre Türkiye’nin Dış Borç Stoku, 26.03.2021, https://www.dogrulukpayi.com/bulten/yillara-gore-turkiye-nin-dis-borc-stoku.

Prof. Dr. Hüseyin M. YÜCEOL



Bizi desteklemek için; 

>Şahit olduğunuz haberleri habercizgi@gmail.com ‘a veya aşağıdaki sosyal medya hesaplarımız iletebilir, 

>Sosyal medyada takip edebilir, paylaşabilir, beğeni ve yorum yapabilirsiniz.

• Instagram: haber_cizgi https://instagram.com/haber_cizgi 

• Facebook: habercizgi https://www.facebook.com/habercizgi/ 

•Twitter:haber_cizgi https://twitter.com/haber_cizgi
Tüm ilginiz ve destekleriniz teşekkürler…


adana ahmetverde alisamiyen ankara Azerbaycan Beşiktaş cimbom corona coronavirüs deprem dünyadanhaberler ekonomi fenerbahçe Galatasaray Gaziantep gs gündem haber habercizgi instagram izmir korona koronavirüs magazin makale mersin mersinhaber moda ortadoğu ortadoğuhaberleri saglık salgın sağlık siyaset sondakika spor sporhaberleri suriye tv türkiye ultraslan virüs yks ÇİN İstanbul

Önceki İçerikProf. Dr. Hüseyin M. Yüceol
Sonraki İçerikENGEL OLUNMAZSA DEVAM EDİLECEK .
Dr. Hüseyin Mualla YÜCEOL 20.02.1971 tarihinde Adana’ da doğmuştur. İlköğretim ve Ortaöğretimini Adana’ da tamamlamış, lisans eğitimini Çukurova Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümünde, Yüksek Lisans ve Doktora eğitimini Çukurova Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İktisat Ana Bilim dalında tamamlamıştır. Mersin Üniversitesi Erdemli Meslek Yüksekokulu’nda 1996 yılında göreve başlayan Dr. Yüceol, 2003 yılında Yardımcı Doçent 2008 yılında Makro İktisat temel bilim alanında Doçent unvanını almıştır. 2013 yılında profesör olan Hüseyin Mualla Yüceol, Mersin Üniversitesi’nde Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri ile Uluslararası İlişkiler bölümlerinde bölüm başkanlıkları, Erdemli Uygulamalı Teknoloji ve İşletmecilik Yüksekokulu’nda Müdürlük, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nde Dekan Vekilliği görevlerini yürütmüştür. Kendisi halen Mersin Üniversitesi İİBF Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkiler bölümünde çalışmakta ve Toros Üniversitesi Mütevelli Heyetinde görev yapmaktadır. Evli ve üç çocuk babası olan Hüseyin Mualla Yüceol’un yayımlanmış ‘Ahlâki Ekonomi’ ve ‘İşsizlik Kuramları ve İşsizlikle Mücadele Politikaları’ adlı iki kitabı, çok sayıda araştırma makalesi, ulusal ve uluslararası bildirileri bulunmaktadır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here