DOLAR 8,4047
EURO 10,1808
ALTIN 507,39
BIST 1.461
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Mersin 27°C
Parçalı Bulutlu
Mersin
27°C
Parçalı Bulutlu
Paz 29°C
Pts 28°C
Sal 27°C
Çar 28°C

SİYASAL PARTİLERİN YENİ ANAYASA HAZIRLIKLARI

SİYASAL PARTİLERİN YENİ ANAYASA HAZIRLIKLARI
07.06.2021
40
A+
A-

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 04 Mayıs 2021 günü düzenlediği basın toplantısında, MHP’nin 100 maddeden oluşan yeni bir anayasa taslağı önerisi hazırladığını açıkladı. Ardından AKP, CHP, İYİ Parti ve Saadet Partisinin de yeni Anayasa taslak metinleri üzerinde çalışmalar yaptıklarına ilişkin haberler, yazılı ve görsel medyada ardı ardına yer almaya başladı.  Böylelikle, siyasal partilerin içe dönük olarak oluşturdukları komisyonlarda, öteden beri alttan alta sürdürdükleri yeni Anayasa taslakları hazırlama girişimleri, iyiden iyiye gün yüzüne çıkmış oldu. Önümüzdeki günlerde, irili ufaklı öteki partilerin ve ilgili diğer kuruluşların da hazırladıkları Anayasa taslak metinlerini kamuoyu ile paylaşmaları hiç de şaşırtıcı olmayacaktır. Esasen, bu tür Anayasa taslağı hazırlama çalışmaları bizim kamuoyumuzun siyasal, hukuksal ve toplumsal konulara duyarlı kesimlerinin hiçte yabancısı olmadıkları bir durumdur. Çünkü, Türk siyasal yaşamında Anayasa ve Anayasacılık hareketlerinin hayli uzun bir geçmişi vardır. Kimi siyasal tarihçiler, bu Anayasacılık hareketlerini 1820’li yıllarda ortaya çıkan Jön Türkler akımıyla birlikte başlatırlar. Kimi tarihçiler ise, Alemdar Mustafa Paşa’nın aracılık ettiği, Osmanlı Padişahı II. Mahmut ile Ayanlar arasında 29 Eylül 1808 günü imzalanan Sened-i İttifak olayına kadar götürürler ve bu tarihi, bizim siyasi tarihimizdeki Anayasa ve Anayasacılık hareketlerinin başlangıcı olarak kabul ederler. Bu da demek oluyor ki, Türk siyasal yaşamında Anayasa ve Anayasacılık hareketlerinin hayli uzun süren, 213 yıllık bir tarihi geçmişi vardır. Bu tarihsel süreçte altı tane Anayasa yapılmıştır. Kişilerin hak ve özgürlüklerini yasal metinlerle güvence altına almaya çalışan, Anayasalı demokratik bir düzene geçebilmek için çok zorlu ve kanlı mücadeleler verilmiş ve çok ağır kişisel ve toplumsal bedeller ödenmiştir. Büyük anayasa hukukçusu ve tarihçisi rahmetli Prof. Dr. Tarık Zafer Tunaya hocamızın bir kitabına “İnsan Derisiyle Kaplı Anayasa” adını vermesinin nedeni; işte, tarihte Anayasa ve özgürlük mücadelesi veren uygarlık ve özgürlük aşığı devrimcilerin ödemiş oldukları bu ağır ve kanlı bedelleri anımsatmak ve Anayasa yapmanın zorluklarını anlatmaktır. Anayasa yapmak her zaman zor olmuş ve sancılı süreçleri gerektirmiştir. Çok ilginçtir, bizim siyasi tarihimizde II. Meşrutiyet için mücadele veren Osmanlı aydınları, çocukça bir saflıkla Anayasayı, her derde deva olacak, yaşanan her sorunu çözecek sihirli bir değnek olarak görmüşlerdir. Ancak Teşkilatı Esasiye Kanunu ilan edildikten sonra bunun hiç te öyle olmadığı, sadece Anayasa ilan etmenin tek başına hiçbir sorunu çözmediği görülmüştür. Sonuçta Anayasalar, devletin şekliyle, yönetimiyle ve kişilerin hak ve özgürlükleriyle ilgili temel ilke ve kuralları belirleyen yasal metinlerdir. Bu metinde yer alan yasa maddeleri, bütünüyle uygulanır ve yaşama geçirilirlerse anlam kazanırlar. Yoksa hiçbir anlam ifade etmezler ve kâğıt üzerinde kalmaya mahkûm olurlar. Ne yazık ki, Türk siyasal yaşamında bugüne kadar yürürlüğe konulmuş olan altı Anayasa da tam anlamıyla uygulanamamış ve yaşama geçirilememiştir. Yürürlükte oldukları dönemlerde yaşayan toplum kesimlerinin büyük çoğunluğunun mutabakatını ve memnuniyetini sağlayamamıştır. Sürekli olarak bazı toplum kesimlerinin muhalefetiyle karşılaşmış ve toplumdaki yeni Anayasa arayışları bir türlü sonlandırılamamıştır.  Tabii olarak böyle bir durumun ortaya çıkmasının çok çeşitli tarihsel, siyasal, yönetsel, toplumsal, hukuksal, eğitsel, kültürel ve ekonomik nedenleri vardır. Yeni Anayasa yapma çalışmaları yürütülürken bu özelliklerin de teker teker nedenleri üzerinde durulmasında büyük yararlar vardır. Bizim 1924 Anayasamız, çeşitli uzmanların bir araya geldiği komisyonlarda hazırlanmış ve II. Meclis tarafından onaylanarak yürürlüğe konulmuştur. Kişi hak ve özgürlüklerine en geniş şekilde yer veren Anayasamız bu anayasaydı. Sanıldığının aksine tek partiyi esas almamış, çok partili bir düzene yer vermiştir. Ancak o günlerin tarihsel özellikleri nedeniyle kurulmuş olan siyasal partiler uzun ömürlü olamamış ve bazı partiler de tabela partisi olarak kâğıt üzerinde varlıklarını sürdürmüşlerdir. 1924 Anayasası, 1950’de çok partili siyasal yaşama geçildikten sonra iktidara gelen Demokrat Parti iktidarı tarafından kanuna karşı hile yoluyla çok zorlanmış ve aşındırılmıştır. 1961 Anayasa’sı Demokrat Parti iktidarına bir tepki olarak ortaya çıkmıştır. Bu Anayasa, toplumun tüm kesimlerinden seçimle gelen temsilcilerden oluşan bir Temsilciler Meclisi tarafından hazırlanmış ve yapılan bir referandumdan sonra halk tarafından kabul edilerek yürürlüğe konulmuştur. 1961 Anayasası demokratik parlamenter rejimi ve çoğunlukçu değil, çoğulcu demokratik düzeni esas alıyordu. 1961 Anayasanın kurduğu düzende; TBMM ve Cumhuriyet Senatosu olmak üzere çift meclise, Anayasa Mahkemesine ve Milli Güvenlik Kurulu’na yer veriliyordu. 1961 Anayasasının yarattığı özgürlükler ortamında eğitim, bilim, kültür, sanat ve gazetecilik alanlarında belirgin bir canlanma olmuş, o dönemde kurulan Türkiye İşçi Partisi aracılığıyla sosyalist düşünceler ve çok çeşitli siyasal görüşler kendilerini ifade etme ve parlamentoda temsil edilebilme olanağına kavuşmuştur. 1961 Anayasasına bir tepki olarak ortaya çıkan 1982 Anayasası ise; biçimsel olarak bile olsa Anayasayı yapmak için kurulan bir Danışma Meclisinde hazırlanmıştır. Ve “Hayır” demenin yasak olduğu tek taraflı bir propaganda kampanyası sonucunda yapılan bir referandumdan sonra halk tarafından kabul edilerek yürürlüğe konulmuştur. Bu Anayasa ile Cumhuriyet Senatosu kapatılmış ve temel hak ve özgürlükler kısıtlanmıştır. Bugün geldiğimiz noktada 1982 Anayasasının da ülkemizin ve halkımızın ihtiyaçlarına cevap veremediği ve başarılı bir düzen kuramadığı anlaşılmıştır. Bu ihtiyacı karşılamak için şimdi yoğun bir yeni Anayasa yapma çalışmalarına girişildiği görülmektedir. Ancak bizim Anayasa ve Anayasacılık geleneklerimizde şimdi olduğu gibi siyasal partilerin ya da ittifakların kendi aralarında Anayasa taslakları hazırlamaları gibi uygulama yoktur. Şimdilerde olduğu gibi her partinin kendi Anayasa taslağını hazırlaması sonucunda ortaya bir Anayasa taslakları enflasyonu çıkmıştır. İttifakların Anayasa yaklaşımları da hemen hemen netleşmiştir. Cumhur İttifakı partileri, mevcut Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemini güçlendirmeyi, Millet İttifakı partileri ise Güçlendirilmiş Parlamenter sistemi esas alan Anayasa taslakları üzerinde çalışmaktadırlar. Bundan sonraki Anayasa tartışmalarının bu çerçevede yoğunlaşacağı anlaşılmaktadır. Anayasalar kurucu asli iktidarlar tarafından yapılır. Yeni bir Anayasa yapma hakkı ve yetkisi tüm bir halkındır. Yasama meclislerinin tek başlarına Anayasa yapma yetkileri yoktur. Olsaydı her gelen siyasal iktidar kendine göre yeni bir Anayasa yapardı. O zaman da hukuksal bir kaos meydana gelirdi. Şimdilerde siyasal İktidarı oluşturan parti yöneticilerinin zaman zaman açıkladıkları gibi, öyle bir, iki partinin görüşlerini esas alan Anayasalar yapılamaz. Meclisteki sayısal çoğunluğunuza güvenip böyle tek taraflı bir Anayasa yapabilirsiniz. Hatta bunu çeşitli araçlar kullanarak halk oylamasından da geçirebilirsiniz ancak, böyle bir Anayasa ülkenin sorunlarını çözemediği gibi hiç kimseye hiçbir fayda da sağlayamaz. Türkiye’nin parlamenter sitemi, hukuk devletini ve güçlü bir denge ve denetim mekanizmalarını esas alan, tam demokratik, çoğulcu, özgürlükçü, insan haklarına saygılı, çağdaş, laik ve sosyal adaletçi yeni bir Anayasa’ya ihtiyacı vardır. Böyle bir Anayasa, siyasal partiler tarafından tek taraflı olarak değil, 1960’lı yıllarda olduğu gibi toplumun tüm kesimlerinin kendi aralarından seçecekleri temsilcileri tarafından oluşturacakları bir Temsilciler Meclisi tarafından tamamen demokratik yöntemlerle hazırlanma ve halkoylamasına sunulmalıdır. Yeni Anayasanın başarılı olma şansı çok büyük oranda hazırlanma yöntemine ve toplumda sağlayacağı oydaşmaya (konsensüse) bağlı olacaktır. 

Celal TEZEL



Bizi desteklemek için; 

>Şahit olduğunuz haberleri habercizgi@gmail.com ‘a veya aşağıdaki sosyal medya hesaplarımız iletebilir, 

>Sosyal medyada takip edebilir, paylaşabilir, beğeni ve yorum yapabilirsiniz.

• Instagram: haber_cizgi https://instagram.com/haber_cizgi 

• Facebook: habercizgi https://www.facebook.com/habercizgi/ 

•Twitter:haber_cizgi https://twitter.com/haber_cizgi
Tüm ilginiz ve destekleriniz teşekkürler…


adana ahmetverde alisamiyen ankara Azerbaycan Beşiktaş cimbom corona coronavirüs deprem dünyadanhaberler ekonomi fenerbahçe Galatasaray Gaziantep gs gündem haber habercizgi instagram izmir korona koronavirüs magazin makale mersin mersinhaber moda ortadoğu ortadoğuhaberleri saglık salgın sağlık siyaset sondakika sondakikahaber spor suriye tv türkiye ultraslan virüs yks ÇİN İstanbul

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.