SEFALET-MUTSUZLUK ENDEKSİ

0
54

Makroekonomide en temel iki sorunun işsizlik ve enflasyon olduğu genel bir kanaattir. Bu düşünce, hem iktisat teorisi açısından dengesizliklerin varlığı hem de toplum açısından iş ve aş eksikliği bağlamlarında doğrudur. İşsizlik veri ücret seviyelerinde iş arayıp iş bulamama dolayısıyla belirli bir gelirden yoksun olma halidir. İşsizlik bir yandan birey ve toplum üzerinde yaratacağı stres nedeniyle sıkıntı kaynağıdır, diğer yandan ekonomideki mevcut işgücü potansiyelini değerlendiremiyor olma fikri nedeniyle karamsarlık kaynağıdır.

Enflasyon ise fiyatlar genel seviyesindeki sürekli artışlara işaret eder ve halkın nazarında bu durumun adı hayat pahalılığıdır. Enflasyon varsa bugün 100 TL ile sepete koyduğunuz mal ve hizmetleri 1 hafta sonra aynı 100 TL ile dolduramaz, daha az ürüne razı olursunuz. Dar gelirli ve sabit maaşlı insanlar için enflasyon doğrudan yoksullaşma anlamına gelir. Dahası ekonomideki girdi fiyatları ile diğer üretim faktörlerinin fiyatlarıyla da etkileşim içinde olduğu için gelir dağılımı açısından bozulmaya neden olur. Biraz parası olan enflasyonist ortamda daha kolay daha fazla ve emeksiz para kazanmanın yollarını arar, yani fırsatçılık da çoğalır. Türkiye’de özellikle 1980 sonrası kuralsız, denetimsiz, hukuki altyapısı eksik, körü körüne başlatılan piyasacılık olgusunun ülkeyi getirdiği aşamada ahlaki yozlaşma ve her seferinde paralarını kaptıran mağdur bir kitle oldu. En son yaşanan kripto dolandırıcılık vakası bunun bir örneği ve gerekli önlemler alınmadığında, enflasyonist baskı azaltılmadığında son da olmayacak.

Uzun lafın kısası enflasyon ve işsizlik ekonomi ve toplum için çifte tehdit yaratmaktadır.  Korona virüs salgınıyla birlikte binlerce iş yerinin faaliyetlerini durdurması sonrasında artan işsizlik tüm ülkeler için büyük bir problem haline gelmiştir. Ancak Türkiye’de halkın ana gündemi sadece işsizlik değil, aynı zamanda hayat pahalılığı ve geçim derdi olmuştur. İnsanlar bu iki problem yüzünden çıkmaza girdiklerinde intihar etme noktasına kadar sürüklenebilmiştir. Amerikalı iktisatçı Arthur Okun tarafından geliştirilen, işsizlik oranıyla enflasyon oranının toplanmasından oluşan bir gösterge olarak ortaya konulan sefalet endeksi (misery index) veya mutsuzluk endeksi Türkiye için durumu gözler önüne sermektedir.

East Capital adlı oluşum Uluslararası Para Fonu (IMF), Dünya Bankası ve Bloomberg verilerine dayandırarak gelişmekte olan (emerging) ve sınır (frontier) piyasalar kategorisine giren 40 ülkenin sefalet endeksindeki yerini hesapladı. 2021 Mart ayı itibariyle açıklanan işsizlik ve enflasyon verilerinin toplamıyla oluşturulan endekste Türkiye 29.3 puan ile Arjantin (51.7), Nijerya (50.6) ve Güney Afrika’nın (35.4) ardından dördüncü sıraya yerleşti (Haziran’da bu değer 30.49’a yükseldi). Endeks çoğu ülke için işsizliğin artan fiyatlara göre daha büyük bir tehdit oluşturduğunu da ortaya koyarken, 40 ülkenin yer aldığı endeksin son sıralarında Bahreyn, Tayland, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve Umman yer aldı (Grafik 1).

2018’den bu yana ağır bir kriz yaşayan Arjantin % 41 enflasyon ve % 11 işsizlik oranı ile sefalet endeksinde birinci sırada. Dünyanın sayılı petrol üreticilerinden biri olmasına rağmen az gelişmişliği ile göze çarpan Batı Afrika ülkesi Nijerya ise % 17.3 enflasyon ve % 33.3 olan işsizlik oranı ile ikinci sırada. Afrika’nın en zengin ülkesi Güney Afrika % 2.9 enflasyon oranına karşın % 32.5’e ulaşan yüksek işsizlik oranı ile üçüncü sıraya yerleşti. Türkiye ise mart itibarıyla % 16.2’ye çıkan enflasyon ve 2020 sonu itibarıyla % 13.2 olan işsizlik oranı ile dördüncü sırada yer aldı (1).

Grafik 1: Sefalet Endeksi

Bununla birlikte, Ekonomist Prof. Dr. Steve Hanke tarafından geliştirilen ve bazı yayın organlarında “World’s Most Miserable Countries”, “Miserable Index”, “Hanke’s Annual Misery Index” gibi başlıklar altında da yayınlanan “Dünya Sefalet Endeksi” şeklinde yeni hesaplamalar da var. Dünya Sefalet Endeksi’nde endeks puanı her ülkenin enflasyon oranı, işsizlik oranı ve bankaların oluşturdukları kredi faiz oranlarının toplamından yıllık kişi başına düşen milli gelir değişim oranının çıkarılmasıyla bulunuyor. Cato Institute’nün yayınladığı bültende 2019 yılı itibarıyla 95 ülke bulunmaktadır.
Grafik 2: Yeni Sefalet Endeksi

Dünya Sefalet Endeksi’nde Türkiye’nin yıllar içindeki performansına bakıldığında, 2014 yılından bu yana yaşanan negatif bir seyir gözlemlenmekte. Raporlara göre 2013 yılında 32,7 puan ile 108 ülke içerisinde 13. sırada olan Türkiye’nin 2014 yılında endeks puanı 29,4’e geriledi ve listede 22. sıraya geldi. 2018 yılında 53,3 puan ile 95 ülke içinde 5. sırada yer alan Türkiye’nin 2019 yılında ise endeks puanı düşüş gösterse de sıralamasında bir gerileme olmadı. Bunlara ek olarak 2013 yılından bu yana açıklanan raporların hepsinde de Türkiye’nin endeks puanını etkileyen en önemli faktörün ülkedeki faiz oranı olduğu belirtildi (2). 2021yılı için ise pandemi ile mücadeledeki ikircikli politikalar ve belirsizlik nedeniyle hem işsizlik, hem enflasyon hem de faiz oranları açısından parlak beklentiler yapılamıyor. Bu da Türkiye de her zamanki siyasi açmazlar bir yana, toplum üzerinde psikolojik, ekonomik ve sosyolojik anlamlarda çok daha fazla baskı ve stres anlamına geliyor.
(1) Independent Türkçe, “Türkiye Sefalet Endeksinde 4. Sırada”, 11 Nisan 2021, https://www.indyturk.com/node/343366/ekonomi%CC%87/t%C3%BCrkiye-sefalet-endeksinde-4%C3%BCnc%C3%BC-s%C4%B1rada

(2) Doğruluk Payı, “Türkiye Sefalet Endeksinde Tırmanıyor”, Emincan Yüksel, 03.11 2020, https://www.dogrulukpayi.com/bulten/turkiye-sefalet-endeksi-siralamasinda-tirmaniyor?gclid=CjwKCAjwm7mEBhBsEiwA_of-TKDD49ELsI0Ruq5G3XcoEB49n-Zk3tsQIRW8DCkfaeaEv-L-95VWlhoCfocQAvD_BwE

Prof. Dr. Hüseyin M. YÜCEOL



Bizi desteklemek için; 

>Şahit olduğunuz haberleri habercizgi@gmail.com ‘a veya aşağıdaki sosyal medya hesaplarımız iletebilir, 

>Sosyal medyada takip edebilir, paylaşabilir, beğeni ve yorum yapabilirsiniz.

• Instagram: haber_cizgi https://instagram.com/haber_cizgi 

• Facebook: habercizgi https://www.facebook.com/habercizgi/ 

•Twitter:haber_cizgi https://twitter.com/haber_cizgi
Tüm ilginiz ve destekleriniz teşekkürler…


adana ahmetverde alisamiyen ankara Azerbaycan Beşiktaş cimbom corona coronavirüs deprem dünyadanhaberler ekonomi fenerbahçe Galatasaray Gaziantep gs gündem haber habercizgi instagram izmir korona koronavirüs magazin makale mersin mersinhaber moda ortadoğu ortadoğuhaberleri saglık salgın sağlık siyaset sondakika sondakikahaber spor suriye tv türkiye ultraslan virüs yks ÇİN İstanbul

Önceki İçerik“Altın Küre Ödülleri” sahiplerini buldu
Sonraki İçerikAdana’nın Düşman İşgalinden Kurtuluşunun 98. Yıl Dönümü Kutlandı
Prof. Dr. Hüseyin M. Yüceol
Dr. Hüseyin Mualla YÜCEOL 20.02.1971 tarihinde Adana’ da doğmuştur. İlköğretim ve Ortaöğretimini Adana’ da tamamlamış, lisans eğitimini Çukurova Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümünde, Yüksek Lisans ve Doktora eğitimini Çukurova Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İktisat Ana Bilim dalında tamamlamıştır. Mersin Üniversitesi Erdemli Meslek Yüksekokulu’nda 1996 yılında göreve başlayan Dr. Yüceol, 2003 yılında Yardımcı Doçent 2008 yılında Makro İktisat temel bilim alanında Doçent unvanını almıştır. 2013 yılında profesör olan Hüseyin Mualla Yüceol, Mersin Üniversitesi’nde Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri ile Uluslararası İlişkiler bölümlerinde bölüm başkanlıkları, Erdemli Uygulamalı Teknoloji ve İşletmecilik Yüksekokulu’nda Müdürlük, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nde Dekan Vekilliği görevlerini yürütmüştür. Kendisi halen Mersin Üniversitesi İİBF Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkiler bölümünde çalışmakta ve Toros Üniversitesi Mütevelli Heyetinde görev yapmaktadır. Evli ve üç çocuk babası olan Hüseyin Mualla Yüceol’un yayımlanmış ‘Ahlâki Ekonomi’ ve ‘İşsizlik Kuramları ve İşsizlikle Mücadele Politikaları’ adlı iki kitabı, çok sayıda araştırma makalesi, ulusal ve uluslararası bildirileri bulunmaktadır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here