YKS SINAVLARININ BAZI BELİRGİN ÖZELLİKLERİ

0
72

İlkokul yıllarından itibaren tüm öğrencilik yaşamları boyunca üniversiteye girmek için çalışıp çabalayan milyonlarca gencimiz, nihayet önümüzdeki hafta sonu yapılacak olan YKS Sınavlarına girecekler. Böylelikle; sayıları milyonlara ulaşan bu gençlerimiz ve aileleri için bazen büyük umutlarla, bazen yorgunluk ve yılgınlıklarla, bazen yitirilen umutların yerini alan karamsarlıklarla ve çoğunlukla da büyük zorluklarla ve stresle geçen uzun ve gerilimli bekleyiş sona ermiş olacak. Yapılacak olan sınavlar sonucunda kimi gençlerimiz sevinecekler ve hedeflerine ulaşmanın verdiği haklı bir coşkuyla mutlu olacaklar. Ancak her yıl olduğu gibi bu yıl da yine bu gençlerimizin büyük bir çoğunluğu, aradığını bulamamış insanların hayal ve umut kırıklıklarıyla baş başa kalacaklar, üzülecekler ve belki de bunalımdan bunalıma gireceklerdir. YKS Sınavları için hemen başta söylememiz gerekirse; dünyada, eğitim sistemine girmiş olan öğrencilerinin, ana-babalarının ve velilerinin hemen hemen tamamı üzerinde bu kadar büyük bir stres ve psikolojik baskı oluşturan, yaşamları boyunca sürecek derin travmatik izler bırakan ikinci bir sınav yoktur. Bizim yıllardır ülke gerçeklerine ve ihtiyaçlarına uygun, fırsat eşitliğine olanak sağlayan, eğitimin ve öğrencilerin niteliklerini arttıran, adaletli ve bilimsel yöntemlerle yapılan yeni ve işlevsel sınav sistemleri geliştirmeden, hep aynı bilinen yöntemlerle yapmakta ısrar ettiğimiz bu YKS sınav sistemi, toplumumuzdaki eğitimle doğrudan doğruya ilgili olan ve olmayan hiç kimseyi mutlu etmemektedir. Üniversitelerin ilgili bölümlerine, bu bölümlerin gerektirdiği ölçütlere uygun nitelikte akademik bilgi ve beceriye sahip öğrencilerin yerleştirilmesi beklentilerine de cevap vermemektedir. Sınavlardaki başarı düzeyleri, eğitim ve öğrenci nitelikleri her yıl daha da artan ölçülerde geriye gitmektedir. Bu durum, toplumumuzun geleceği ve ülkemizin uygarlık düzeyi açısından çok büyük sakıncalar yaratmaktadır. Bu açılardan bakıldığında mevcut YKS sistemi, her yıl sınavlar yapılıp bittikten sonra, eğitim bilimciler tarafından çok çeşitli yönleriyle eleştirilmekte, sistemin aksayan yönleri ve bunların yaratacağı sakıncalar ortaya konulmaktadır. Ancak, her nedense sitemi işlevsel hale getirecek iyileştirmeler bir türlü yapılamamaktadır. Artık, dünyada eşi ve benzeri bulunmayan bu YKS sisteminden tamamen vazgeçilmesi ve sistemi kökten değiştirecek olan büyük bir “ÜNİVERSİTELERE ÖĞRENCİ YERLEŞTİRME DÜZENİ REFORMU” yapılması ihtiyacı ortaya çıkmıştır. Ülkemizde yıllardır uygulanan bu YKS sınav sistemimizi dünya ülkelerindeki öteki üniversitelere öğrenci seçme sistemlerinden ayıran belli başlı belirgin özellikler mevcuttur. Birincisi, dünyada bizdeki gibi üniversitede öğrenim görmek isteyen öğrencilerini ülkenin her yanında aynı gün ve aynı saatte, aynı sorularla gerçekleştirilen birkaç oturumda yapılan merkezi bir sınavla belirleyen bir başka ülke yoktur. Yani bizim YKS SINAVIMIZ, DÜNYADAKİ TEK MERKEZİ SINAVDIR. Elbette ki bunun çok çeşitli sakıncaları vardır. Çocukluk ve ilkgençlik yıllarının tamamını okullarda ve dershanelerde eğitim-öğretimle geçiren öğrencilerin kaderlerinin ve geleceklerinin adet yerini bulsun diye ve yasak savarcasına yapılan birkaç oturumluk ve birkaç saatlik sınavlarla belirlenmesi ölçme ve değerlendirme bilimine, hakkaniyet ölçütlerine uygun, akılcı, gerçekçi ve yararlı bir uygulama değildir. Bizim bu sınav sistemimizin amacı, yükseköğrenimle kazanılan bir mesleğin gerektirdiği liyakate, kişilik yapısına ve bilgi ve beceriye sahip olan en iyi adayı ve öğrenciyi seçmek değildir. Bu YKS Sistemimizin amacı, toplumda üniversiteye öğrenci yerleştirilmesiyle ilgili olarak fazlaca bir tartışmanın ortaya çıkmasına fırsat vermeden, öğrencilerin mümkün olan en kısa sürede, patırtısız ve gürültüsüz bir şekilde üniversitelere yerleştirilmelerini sağlamaktadır. Sınav işlemleri bu şekilde tamamlandığında, YKS sistemi görevini başarıyla yerine getirmiş olarak kabul edilmektedir. Bu sınavlarda, bilgi, beceri, liyakat, kimlik, kişilik, yetenek ve yeterlilik gibi özelliklerin aranması ve en iyi şekilde saptanması gibi bir çaba ve çalışma söz konusu değildir. İkincisi ve en önemlisi bizim YKS Sınavlarımız az önce de belirtmeye çalıştığım gibi bilgiyi, beceriyi ve yeteneği ölçen sınavlar değildir. Bizim YKS sınavımız bir YARIŞMA SINAVIDIR. Yani bu sınavlarda önemli olan aday öğrencilerin sahip oldukları bilgileri derinlemesine özümsemiş olmaları değil, sınavdaki işlem çözme hızlarıdır. Verilen süre içerisinde kim daha fazla soru çözerse o öğrenci daha başarılı sayılmakta ve üniversiteye yerleştirilmektedir. Sorunun nasıl çözüldüğünün hiçbir değeri yoktur. Çok düşük bir olasılıkla da olsa, soruların doğru cevaplarının toto oyunu oynar gibi rastgele işaretlenmesiyle de, ya da daha başka pratik soru çözme yöntemleriyle de başarılı olma olasılığı vardır. Bu açılardan bakıldığında bizim YKS Sistemimiz maraton koşuna ve at yarışlarına benzetilmektedir. Bu benzetmenin yapılmasında çok büyük oranda haklılık payı mevcuttur. Bir başka yönden ele alındığında bizim YKS sistemimiz; çocuklarımızı ve öğrencilerimizi asosyal birer yarış atına çevirmekle, onların; çocukluklarını ve gençliklerini yaşamalarına imkan tanımadan, sınav hazırlıkları dışında hiçbir etkinliklerine izin vermeden yetişmelerine sebep olmakta ve bu olumsuz etkileri dolayısıyla da duygusal yönden örselenmiş kişilik yapılarının ortaya çıkmasının en önemli etkenlerinden birisi olarak da gösterilmektedir. Üçüncü olarak bizim YKS SİSTEMİMİZ, BİRTAKIM SUİİSTİMALLERE, SPEKÜLASYONLARA, ÇEŞİTLİ SINAV HİLE VE YOLSUZLUKLARINA AÇIK BİR SİSTEMDİR. Nitekim,sınav merkezinde kimi stratejik birimleri ele geçiren bazı şer odaklarının 2010 yılından itibaren ele geçirdikleri sınav sorusu cevaplarını yandaşlarına dağıtarak, çok sayıda liyakatsiz yandaşlarının hak etmedikleri halde üniversitelere girmelerini sağladıkları bilinmektedir. Bu suçları nedeniyle hapse mahkûm olan ÖSYM başkanları bile mevcuttur. Bu aşağılık emek hırsızları, pek çok liyakat sahibi, kendisini iyi yetiştirmiş, yetenekli ve erdemli tertemiz vatan evlatlarının geleceklerini çalmışlardır. Bu eylem ülkemizin geleceği olan gençlerimize karşı yapılmış olan en büyük ihanetlerden birisi olarak tarihe geçmiştir. Ne yazık ki, mevcut YKS Sistemi, bu sınav yolsuzluklarının önüne geçememiş ve sınav yolsuzlukları ortaya çıktıktan sonra da bugüne kadar yükseköğrenim hakları ellerinden çalınan gençlerin uğradıkları haksızlıkların telafisi yoluna gidilmemiştir. Bu ve benzeri sınav yolsuzluğu söylentilerinin yaygınlık kazanması nedeniyle YKS sistemine duyulan güven zedelenmiştir. YKS Sistemimiz aynı zamanda pahalı ve fırsat eşitliğine imkân tanımayan bir sistemdir. ÖSYM Kurumu elde ettiği sınav gelirleriyle inanılmaz derecede zenginleşmiş adeta devlet içinde devlet olmuştur. ÖSYM tarafından yapılan sınavların sayısı ve burada dolaşan paranın hacmi düşünülecek olursa ülkemizde sanki bir SINAV SEKTÖRÜ meydana gelmiştir. YKS Sistemimizi dünya örneklerinden ayıran, burada yer darlığı nedeniyle dile getiremediğimiz daha pek çok olumsuzluklar ve özellikler vardır. ANCAK BURADA SON OLARAK YKS SINAVLARININ STRES KATSAYISI ÇOK YÜKSEK OLAN SINAVLAR OLDUĞUNU BELİRTMEMİZ GEREKMEKTEDİR. Bu sınav stresi bazı durumlarda paniğe, hatta bazı başarısızlık durumlarında intiharlara bile neden olabilmektedir. Bu nedenle özellikle sınavın yaklaştığı şu günlerde eğitim kurumlarında bu sınav stresini giderecek psikolojik danışmanlık ve rehberlik hizmetlerine özel bir önem verilmesinde çok büyük yararlar bulunmaktadır. Öğretmen ve velilerin de aynı anlayışla öğrencilerine sınav stresiyle baş etmeleri konusunda yardımcı olmaları gerekmektedir. Şurası unutulmamalıdır ki, STRES YÖNETİMİ de bilgi kadar, hatta bilgiden daha öncelikli olarak bu sınavda başarılı olabilmenin mutlak ön koşullarından birisidir. Çocukları YKS Sınavlarına girecek tüm ana-baba ve velilere sabır ve sükûnet, geleceğimizin teminatı ve gözbebeğimiz olan tüm öğrencilerimize ise girecekleri bu yaşamsal sınavda üstün başarılar dilerim.

Öğr. Gör. Celal TEZEL

Önceki İçerikSerrac ve Hafter Moskova’da bir araya gelecek
Sonraki İçerikHakkari’de Kapan-3 Kavaklı Operasyonu başlatıldı.
Öğr. Gör. Celal TEZEL
Öğr. Gör. Celal TEZEL, 20.05.1954 tarihinde Tarsus’ta  dünyaya geldi. Sırasıyla; Tarsus Kerim Çeliktaş İlkokulu, Tarsus Erkek Sanat Enstitüsü Ortaokulu, Tarsus Cengiz Topel Lisesi ve üniversite sınavını kazanarak girdiği Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Basın ve Yayın Yüksekokullarından mezun oldu. Kamu hizmetine 1979 yılında o zamanki adıyla Köyişleri ve Kooperatifler Bakanlığı Kooperatifler Genel Müdürlüğü Eğitim Dairesi Başkanlığında Eğitim Uzmanı olarak başladı. Daha sonra askerlik hizmeti nedeniyle gittiği Polatlı Topçu ve Füze Okulundan Topçu Asteğmen olarak mezun oldu. Kıta hizmeti nedeniyle gönderildiği Erzurum’da 1983-1984 yıllarında Erzurum Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hemşirelik Yüksekokulunda Atatürk İlkeleri İnkılâp Tarihi derslerini vermek ve aynı şekilde Erzurum Lisesi ve Erzurum Kız Meslek Liselerinde ise Milli Güvenlik derslerini okutmak üzere görevlendirildi. Askerlik görevinin sona ermesinin ardından o zamanki adıyla Maliye ve Gümrük Bakanlığının açtığı sınavları kazanarak bu bakanlığa katıldı. Çeşitli Defterdarlıklarda Özel Yetkili Yoklama Memurluğu ve vergi dairelerinin Çok çeşitli servislerinde servis şefliği görevlerinde bulundu. 1994 yılında Mersin Üniversitesinin açmış olduğu sınavları kazanarak bu üniversitede Öğretim Görevlisi oldu. Aynı yıl açılan Erdemli Meslek Yüksekokulunun kuruluşunda görev aldı. Burada İktisadi ve İdari Programlar Bölüm Başkanlığı yaptı. Yine aynı yıl açılan Silifke Meslek Yüksekokulunun kurucu ekibi arasında yer aldı bu yüksekokulda uzun yıllar uzmanlık alanına giren alanlardaki çeşitli dersleri okuttu. Mersin Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Kamu Yönetimi Bölümünde Yüksek Lisansını tamamladı. Burada yazmış olduğu “Türkiye’de Yönetsel Denetimin Yapısı ve İşleyişi – Denetim Yönetimi” adlı tezini “Bilim Jürisi” önünde savunarak “Kamu Yönetimi ve Yönetim Bilimleri Bilim Uzmanı” unvanını almaya hak kazandı. Daha sonra, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Doktora Programına kayıt yaptırdı. Bu eğitimi nedeniyle Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi ve Siyaset Bilimi Bölümünde doktora düzeyinde çeşitli çalışmalar yaptı. Bazı sağlık sorunları nedeniyle bu eğitimini yarıda bırakmak zorunda kaldı. 2000 yılında Tarsus’ta kurulan Tarsus Teknik Eğitim Fakültesinde görevlendirildi. Bu Fakültenin kurucu ekibi içerisinde Fakülte Sekreter Vekilliği, Eğitim Bilimleri Bölüm Başkanlığı ve Eğitim Bilimleri Ana Bilim Başkanlığı gibi idari görevlerde bulundu. Yine bu yıllarda Mersin Üniversitesi Tarsus Teknik Eğitim Fakültesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi ve Silifke Uygulamalı Teknoloji ve İşletmecilik Yüksekokullarında uzmanlık alanına giren konularda Lisans düzeyindeki çeşitli dersleri okuttu. Tarsus’ta yükseköğretimin gelişmesine katkı sunmak amacıyla “Tarsus Teknik Eğitim Fakültesini Geliştirme ve Güçlendirme Derneği”ni kurdu ve daha sonra çıkartılan bir yasayla okul dernekleri kapatılıncaya kadar bu derneğin başkanlığını yaptı. Bu çerçevede Tarsus’taki Yükseköğretim kurumlarına fiziki, sosyal, kültürel ve akademik destekler sağladı. Yine bu yıllarda Tarsus Kaymakamlığı öncülüğünde kurulan ve Tarsus’a üniversite kurmak için faaliyet gösteren komisyonda üye olarak görevlendirildi. Bu komisyonda aktif olarak çalıştı ve çok çeşitli katkılar sundu. Tarsus Teknik Eğitim Fakültesi’nin kapanması nedeniyle Tarsus Meslek Yüksekokulu Büro Hizmetleri ve Sekreterlik Bölümünde görevlendirildi. Akademik çalışmalarını burada ve Çağ Üniversitesi Meslek Yüksekokulunda sürdürmekte iken 2018-2019 Eğitim-Öğretim yılı sonunda yaş haddinden emekli oldu. Öğr. Gör. Celal TEZEL, sosyal sorumluluk çalışmaları kapsamında TEMA Vakfı, İltişimliler Vakfı (İLEF) ve Mülkiyeliler Birliğinin aktif üyesi olarak akademik ve bilimsel faaliyetlerini halen sürdürmektedir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here