MERSİN’İN ATANMIŞ VE SEÇİLMİŞ YÖNETİCİLERİNİN DİKKATİNE!

0
89


“Kentimiz ve yeşil alanlarımız, Suriye’den gelenlerin çöplüğü mü”? Milletler eserleri ve kahramanları ile övünür. Çünkü milleti bir arada tutan tarihsel uygarlıklarıdır. Milletin fertleri, Türkiye Cumhuriyeti kurumlarına atananlar dışında, diğer yöneticileri seçmek ve onların yasal yetki ile kararlarına uymak görevimizdir. Fakat yetkililerin kamuya zarar, yanlış ve eksik olan uygulamalarını eleştirmek, öneriyle tamamlamak biz vatandaşların görevidir. Bu yazımın amacı birilerini hedef yapmak değildir. Yöneticilerle de bir husumetim yoktur. Ayrıca atanmış veya seçilmiş kurum yöneticilerinden maddi veya manevi bir beklentim, ya da çekincem de yoktur. Çünkü Mersin’de Sendikacılık, Siyaset, Dernekçilik, TV, Radyo programcılığı ve gazeteciliğe “ücretsiz” verdiğim 50 yılım da hiçbir kurum yöneticisiyle çıkara dayalı ilişkim olmamıştır. Şovmen, maceracı, reklamcı da değilim.
Konuya girelim: Her dönemde kamusal yönetimlerin doğru, isabetli veya yanlış, hatalı işleri de olmuştur. Mersin’de T. Sırrı Gür Stadı yerine TOKİ (Toplu Konut İdaresi)eliyle yapılan 1. Millet Bahçesi ve Orduevinin doğusunda 2. Millet Bahçesi halka açıldı. Ben ikisini gezdim inceledim. Güzel. Mersine hayırlı olsun. Sevinemedim. Çünkü gördüklerim, yeşil alan ve parktan öte “Suriye’den gelenlerin bir ÇÖPLÜĞÜNE benziyordu.” Kahroldum. Bu sitemimin muhatabı, doğal olarak bahçeleri yaptırma ve açılışlarıyla övünen hatta şov yapan yöneticilerdir. Çünkü bu eserler, bizim paralarımızla yapıldı; ama resim, reklam ve gösterişli açılış bandını kesme keyfi, etiketlilere kaldı. Şimdi yapılanı korumak daha önemlidir. Zira akşamları buralar sahipsiz bir “mezbeleye” dönmektedir. Yapıtı mühendis, korunmasını yöneticiler planlarlar. “Bizler yaptık, vatandaş korusun” diyecek yönetici makyajcıdır.
Her medeni esere, cehaletin, yobazlığın ve tembelliğin zararlar verdiğini biliyoruz. Ama buna sebep sıralaması: 1-Sistemin yöneticileri. 2-Ülke vatandaşları. 3-Konuya sonradan dâhil olanlar. (Göçmen, mülteciler) Söz konusu yerleri, duyarlı dostlarımla 26 Haziran günü sabah ve akşam dolaştık; hatta denize girip yapılmış tesislerin keyfini yaşamak istedik. Gurur duyacağımıza Suriyelilerin rezilce savruk çöplerin den utandık ve bu çöpleri bir araya toplayarak çuvalladık. Ayrıca o Suriyelilere bunu gösterip, Arapça ve Türkçe ikaz ederek ayıpladık. Öte yanda, WC, duş, deniz yatağı ve diğer donanımlara verilen tahribatı gözlemledik. Akşamları her konuştuğum Türkiye vatandaşı bu görüntülere, “burayı bizim paramızla yaptıran yetkililer, bu hovarda israfı ve rezil kullanımı gelip görmeliler; eğer vurdumduymazlık yapıyorlarsa, o zaman bozulanı tekrar yapma masrafı pususuna yatıyorlar demektir” şeklindeki isyanlarını dinledik.
AKP Hükümeti, bu Suriyelileri İslam Kardeşliği himayesi adına getirdi. Ama bunlarda İslam’ın “temizlik imandandır” düsturuna yol gösteren vicdan eksikmiş. Bunu ancak yönetim erklerimiz eğitim, disiplin ve denetim üçgeni uygulamasıyla düzeltebilir. Avrupa’ya giden Suriyeli veya Afrika’nın mağara insanları bile denetlenerek orada kuralların disiplinine tabi kılınıyorlar. Hâlbuki Milletimiz Atatürk’le birçok uygarlıklara öncülük etmiş bir millettir. Ama ülkemizde Suriyeliler, bize değil bizi kendilerine benzetmeye çalışıyorlar. Ben yabancı düşmanı değilim; ama ülkemin kaynaklarına zarar verenlere isyan ederim. Bu bahçelerde, kafe, lokanta gibi yerler, ihaleyle işletilince güvenlikte sağlanır demeyin; çünkü kiralayanın tek amacı kâr olacaktır. Zaten Orduevi yanındaki bahçe, eski Belediye Başkanları Macit Özcan ve Burhanettin Kocamaz’ın dönemlerinde, yapma, bozma şovları yüzünden büyük israflara yol açmıştı. Öte yanda, TOKİ’nin de inşaat vs. işleri vurgun, talan şaibeleriyle meşhurdur.
Her şeye rağmen, şimdi biz Millet Bahçelerini tahripten nasıl koruyabiliriz. Önerilerimizi sıralayalım.

1- Belediyeler, iki üç kişilik işin başına yığdığı fazla adamlardan ve bankamatikçi tembellerden, buralara yeterli sayıda nöbetleşe temizlik ve güvenlikçi görevlendirmelidir.

2- Belediyeler, Polisten yardım isteyerek Zabıtayla koordineli bir denetim disiplini oluşturulmalıdır.

3-Belediye Meclislerinde, paradan çok şehrimizi ve insanımızı seven üyeler, birkaç sefer vatandaşa örnek olacak çöp toplama görevine fiilen katılmalıdırlar.

4-İlgili kurumların yetkilileri: Atatürk’ten esinlenerek, zaman zaman şoförsüz, korumasız sabahları bu sahalara çıkıp bu işleri denetlemelidirler.

5-Çevre konularında “mangalda kül bırakmayan” dernek ve örgütlerin bu göreve katkıları istenip sınanmalıdırlar.

6- Bu alanlarda görevli zabıtalara ceza ve yaptırım yetkisi verilmelidir.

7- Ben bu önerilerin hangi kaleminde görev verilirse “ücretsiz” katkı yapmaya hazırım. Bu öneriler 6 ay uygulansın, vatandaşımızın da Suriyelilerin de kurallara uydukları görülecektir. Ama hepsinden önemlisi, hayırlısı ve kesin çözüm, devletimizin Suriye devletiyle anlaşarak Suriyelilerin vatanlarına gitmelerini sağlamak olacaktır.

KENTİMİZİN TEMİZLİĞİ, KENTİMİZİ YÖNETENLER İÇİN DE BİR SINAVDIR. TAKİPTEYİZ.

SÜLEYMAN ÇELİKCAN



adana ahmetverde alisamiyen ankara Azerbaycan Beşiktaş cimbom corona coronavirüs deprem dünyadanhaberler ekonomi fenerbahçe Galatasaray Gaziantep gs gündem haber habercizgi instagram izmir korona koronavirüs magazin makale mersin mersinhaber moda ortadoğu ortadoğuhaberleri saglık salgın sağlık siyaset sondakika spor sporhaberleri suriye tv türkiye ultraslan virüs yks ÇİN İstanbul

Önceki İçerik– TARSUS CHP’DEN OTOYOL TARSUS-MERSİN BÖLÜMÜNÜN ÜCRETSİZ YAPILMASI İÇİN BİLLBOARDLU ÇAĞRI
Sonraki İçerikMİT’TEN SÖZDE ÜST DÜZEYLERİN KAÇIŞ HAZIRLIĞINA SÜLEYMANİYE’DE DARBE
Süleyman Çelikcan, 1954 Tarsus doğumlu. İlkokulu burada okudu. Dışardan okuyarak Metal teknisyeni oldu.1976’da ÇİTOS-İŞ sendikasının Genel Eğitim Sekreterliğine seçildi. 1978 Adana ve Mersin Çimento fabrikalarında yapılan grevlere önderlik etti. 1979’da Tarsus’tan Mersin’e ABD U2 casus uçaklarına karşı, 2002’de Mersin’den Silopi’ye Irak ambargosuna karşı yürüyüşlere katıldı. 1979-80’de Türkiye İşçi Köylü Partisi Tarsus İlçe Başkanlığı yaptı. 1980’de yurtdışına çıkmak zorunda kaldı. 1982’de yurda döndü. 1986’da Sosyal Demokrat Halkçı Partide faaliyetlerde bulundu. Çalıştığı birçok firma veya fabrikada sendikal çalışmalar nedeniyle işten atıldı. Televizyon açık oturumlarında ve panellerde İşçi Partisi Mersin milletvekili adayı olarak Prof. Halil Cin, Prof. Enis Öksüz, AKP milletvekili Dengir Mir M. Fırat’la Türkiye’yi tartıştı. Üç yıla yakın İşçi Partisi Mersin İl başkanlığı yaptı. Türkiye kanalı AKSU TV’de ve Mersin Kanalı Toros TV’de Gazeteci Saadet Pesen’le ortak ” Haftaya Bakış ” adıyla siyasi programlar yaptı. Bölgede faaliyet yürüten kitle örgütlerinde konferanslar verdi. Mersin Çukurova ve Mersin Gazetesinde köşe yazarlığı yaptı. Evli ve 3 çocuk babası olan yazarımız Arapça ve Almanca bilmektedir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here