KONUT FİYATLARI NEREYE ?

0
90

Pandemi koşulları, düşen gelirler, işsizlik sorunu kronik birer vaka olarak günlük hayatımızı etkilerken konut fiyatlarındaki fahiş artışlar dikkat çekmeye devam etmektedir. İktisadi düşünce mantığına göre alım gücü düşüyorsa, yani talep azalıyorsa fiyatların düşmesi gerekir. Eğer buna rağmen fiyatlar artıyorsa bu durumda arz tarafına bakılır ve örneğin maliyet artışlarından kaynaklanan bir arz azalışının fiyatları arttırdığına hükmedilir. Ancak, ülkemizde yaşananlar meselenin bu kadar basit bir analize indirgenmesine izin vermez.

Birinci olarak artık Türkiye’de her sorununun arkasında ahlaki bir problem olduğunu görmek gerekmektedir.. Ahlaki yozlaşma hayatın her alanına sirayet etmiştir ve fırsatçılık, ikiyüzlülük, yalan, kişilik kaybı, kurumların dejenerasyonu her an her yerdedir. Deprem zamanında bile deprem yardımı olarak gönderilen kolileri satmaktan, daha fazla para kazanmak için yapılan türlü sahtekarlıklara rastlamak sıradan, gündelik olaylar haline gelmiştir. Bu nedenle konut fiyatlarının ve beraberinde kiraların fahiş olarak artmasında açgözlülük ve fırsatçılık yer almaktadır.

İkinci olarak Türkiye’de çok önemli bir enflasyon beklentisi sorunsalı oluşmuştur. Enflasyon beklentisi ekonominin her alanında ekonomi aktörlerinin kararlarını fiyatların artacağı yönündeki algıya göre belirlemeye başlamasıdır. Siyasi baskı altında kapana sıkışmış ve dört aydır faiz konusunda adım atamayan merkez bankasının enflasyonla mücadelesi yetersizdir. Siyasallaşan bütün kurumlarda olduğu merkez bankasında da öncelikler iktidara ve doğal olarak ideolojik saiklere göre yapılmak durumundadır.

Üçüncü olarak pandemiyle birlikte indirilen faiz oranlarıyla kredi olanakları daha ucuz hale gelmiştir. Bu durum konuta olan talebi arttırmış böylece konut fiyatları son bir yılda enflasyonun üzerinde artmıştır. İllere ve özellikle büyük metropollerde bölgelere göre fiyatların % 25 ile % 35 arasında arttığı gözlenmiştir. İçinde yaşadığımız il olan Mersin’de Temmuz Ayı itibariyle şahsi gözlemlerimize göre % 40’ları bulan fiyat artışları yaşanmıştır. Yukarıdaki faktörler bir yana Mersin için öğretmen, polis gibi memurlar atama süreçlerinin fiyat artışlarında etkili olduğu, neredeyse kiralık ev bulunmadığı bir vakıadır.

Dördüncü olarak sermayenin belirli ellerde toplanıyor olması veya temerküz ediyor olmasıdır. Türkiye’de gözlerden kaçan ve yeterince üzerinde durulamayan gelir dağılımı sorunu şu anda en önemli konulardan birisidir. Ülkemizde orta sınıf olarak ifade edilen grup bir üst sınıfa geçerken alt gelir grubunun sayısı da çarpık bir şekilde artmaktadır. Üst gelir grubuna geçen ve sermayeyi daha fazla elinde tutmaya başlayanlar yatırım amaçlı olarak ev alım-satımında farklı tutumlar içine girerken dar gelirliler düşen alım gücünü korumak için kendi konutlarını satıp daha küçük bir konuta geçmektedir. İşletme sahipleri, esnaf ise pandemi nedeniyle işleri bozulunca şu anda yüksek talep gören konutlarını satmaya başlamaktadır.

Beşinci olarak konut alan yabancı sayısında ciddi artışlar olmuştur. Yabancılar 2020 Haziran’da 1.679 konut satın almışken, 2021 yılı Haziran ayında 4.826 konut almışlar, yani geçen yıla göre 3 katı artışa neden olmuşlardır.

Sonuç olarak konut fiyatlarının yüksek düzeyde artması için Türkiye’de her alanda bir gerekçe bulunabilmektedir. IMF’nin Küresel Konut İzleme raporunda (Global Housing Watch) dünyada konut fiyatları artışında Türkiye % 13.1 ile ilk sırada yer almaktadır.  Ancak bilinmesi gereken bu durumun çok sürdürülebilir olmamasıdır. Piyasa kurallarına göre değerinin çok üzerinde oluşan bu fiyatlar finansal istikrarı bozmaktan, gelir ve servet birikimindeki artan bozukluklara kadar birçok sorunu beraberinde getirmeye namzettir.

Prof. Dr. Hüseyin M. YÜCEOL



adana ahmetverde alisamiyen ankara Azerbaycan Beşiktaş cimbom corona coronavirüs deprem dünyadanhaberler ekonomi fenerbahçe Galatasaray Gaziantep gs gündem haber habercizgi instagram izmir korona koronavirüs magazin makale mersin mersinhaber moda ortadoğu ortadoğuhaberleri saglık salgın sağlık siyaset sondakika spor sporhaberleri suriye tv türkiye ultraslan virüs yks ÇİN İstanbul

Önceki İçerikTOPLU SÖZLEŞMEDE PAZARLIK SÜRECİ BAŞLADI
Sonraki İçerik3 İLDE ORMAN YANGINLARIYLA MÜCADELE SÜRÜYOR
Dr. Hüseyin Mualla YÜCEOL 20.02.1971 tarihinde Adana’ da doğmuştur. İlköğretim ve Ortaöğretimini Adana’ da tamamlamış, lisans eğitimini Çukurova Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümünde, Yüksek Lisans ve Doktora eğitimini Çukurova Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İktisat Ana Bilim dalında tamamlamıştır. Mersin Üniversitesi Erdemli Meslek Yüksekokulu’nda 1996 yılında göreve başlayan Dr. Yüceol, 2003 yılında Yardımcı Doçent 2008 yılında Makro İktisat temel bilim alanında Doçent unvanını almıştır. 2013 yılında profesör olan Hüseyin Mualla Yüceol, Mersin Üniversitesi’nde Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri ile Uluslararası İlişkiler bölümlerinde bölüm başkanlıkları, Erdemli Uygulamalı Teknoloji ve İşletmecilik Yüksekokulu’nda Müdürlük, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nde Dekan Vekilliği görevlerini yürütmüştür. Kendisi halen Mersin Üniversitesi İİBF Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkiler bölümünde çalışmakta ve Toros Üniversitesi Mütevelli Heyetinde görev yapmaktadır. Evli ve üç çocuk babası olan Hüseyin Mualla Yüceol’un yayımlanmış ‘Ahlâki Ekonomi’ ve ‘İşsizlik Kuramları ve İşsizlikle Mücadele Politikaları’ adlı iki kitabı, çok sayıda araştırma makalesi, ulusal ve uluslararası bildirileri bulunmaktadır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here