Konut Faizleri Aşağıya Fiyatları Yukarıya

0
29

Ülkemizde piyasa ekonomisi içinde görünüp piyasa ekonomisinin kurallarının tersine uygulama seansları devam ediyor. Bürokratik hayatta talimatla iş yaptırma alışkanlığından olsa gerek piyasanın temel göstergelerinin de talimatla çalışacağına hükmeden bir anlayış var. Faiz, enflasyon ve kur gibi temel makro ekonomik göstergeler bizim bürokratlar gibi canlı kanlı olsaydı pekâla bunlar da uslu uslu talimatlara uyabilirdi. Ama olsun bizdeki uygulamalar bu benzetmeye şöyle uyuyor: Merkez bankası ve kamu bankalarının yöneticileri birer bürokrat olduğuna göre onlara talimat veriliyor onlar da idare maslahat gereği olumsuz addedilen göstergeleri aşağıya çekiyorlar. Tabii ekonominin ve piyasanın mevcut gerçeklerine uygun olmayan bu kararlar kısa sürede anlamına yitiriyor ve hiçbir işe yaramıyor, ama olsun önemli günü kurtarmak ve kendi cebinden bir şey çıkmıyor olmak.

Dünyanın tersine politika faizi aşağıya indirilip döviz kuru uçuşa geçirilince, işini iyi bilen yani ne yapması gerektiğini mutlaka bilen kamu yöneticileri en azından konut faizlerini aşağıya çekerek görevlerini layıkıyla yerine getirdiler. Talimata bile gerek kalmadan durumdan vazife çıkaran üç kamu bankası konut faizlerini düşürüverdiler. Normal şartlarda bundan iyisi Şam’da kayısı demesi gereken vatandaşlarımızın da bunu sevinçle karşılaması, ev sahibi olmayanların bir an önce fırsattan istifade ev sahibi olması gerekirdi.

Bununla birlikte yoksulların, dar gelirlilerin ve hatta orta sınıf olarak ifade edilen orta gelirlilerin dahi ev alması neredeyse imkansız hale geldi. Çünkü zaten yaz döneminde haberçizgi haber portalında da vurguladığımız üzere artan ev fiyatları daha da zamlanacak (1). Görüldüğü üzere herkesin anlayacağı basit bir iktisadi ilişki gerçekleşecek. Konut faizleri aşağıya çekilince konut fiyatları artacak (zira hem talep artacak hem de daha sonra yeni günah keçisi olacak fırsatçı ev sahipleri ve müteaahitler fahiş artışlar yapacaklar).  TÜİK’in açıkladığı İnşaat Maliyet Endeksi, 2021 Ağustosta aylık yüzde 0,93 artarken yıllıkta yüzde 42,13 yükseldi. Haziranda yıllık yüzde 42,9 ile rekor kıran inşaat maliyetleri, temmuzda yüzde 44,76’lık artışla rekor tazelemişti. Demek ki bu durum da yeni yapılacak binalardaki daire fiyatlarının artmasına neden olacak.

İşin bu tarafı tabii ki faizi aşağıya indirenleri ilgilendirmiyor. Faizler düştü mü ? Evet düştü ? Bankaların büyüyen kamu zararları hazine tarafından ödenecek mi ? Evet sağolsun halkımız tarafından ödenecek. Bundan sonrasını ev alacaklar düşünsün, faizler düştüğü için şükretsinler ve ev sahibi olmanın yollarına baksınlar.

Kamuda 1 milyon altı 120 ay vadeli konut kredi faizi daha önce yüzde 1.37-1.38 seviyelerindeydi. Konut kredileri faiz oranlarında 26 Ekim 2021’den itibaren geçerli olmak üzere 1 milyon TL altı tutarlarda yüzde 1,29; 1 milyon TL üzerindeki tutarlarda ise yüzde 1,34 faiz oranları uygulanmaya başlamaya karar verildi. Yani yaklaşık 200 baz puanlık (tam da merkez bankasının faiz indirimine uygun) bir düşüş gerçekleşecek. Ancak, 2020 yaz aylarında da iç tüketimi canlandırmak için yine kamu bankalarınca verilen ucuz krediler aracılığıyla hem konutta hem taşıtta ciddi zamlar meydana gelmiş; o dönem ülke genelinde ortalama yüzde 30 zamlanan konut fiyatlarından sonra aylık 0.64 faizli konut kredisi de avantajlı olmaktan çıkmıştı. Üstelik o dönemde konut açısından birikmiş bir talep vardı, okulların açılması ve öğretmen, memur atamaları söz konusu idi.

Normal şartlarda faiz indirimleri vatandaşın ödeme kabiliyetini artırır ancak son dönemde düşen faiz oranlarının beraberinde yüklü zamlar getirerek vatandaşa değil ev sahipleri ve müteahhitlere daha fazla fayda sağlar. Örneğin, neden vatandaşa daha fazla yarayacak ihtiyaç kredilerinin faizlerini indirerek işe başlamadılar ? Çünkü tüm işaretler geçen hafta bu sayfadaki  “Değer Fakiri Türk Lirası” yazımızda (2) ifade ettiğimiz zorlama faiz indirimlerinin arkasında yatan hesapları su yüzüne çıkarıyor ve tezlerimizi doğruluyor: 1) 2022 olası erken seçimleri hatta baskın seçimler gündemdedir, 2) iktidarını devam ettirmek isteyen bir yönetimin elindeki seçmen kitlesini (özellikle küçük, orta ölçekli işletmeler, ihaleci müteahhitler) kaybetmeme arzusu alev almıştır ve 3) fiyatlar ne kadar artarsa artsın bizim paramız dolar karşısında eridiği için bu tablo ülkemizin kalan son milli varlıklarını, arazilerini yabancılara (şu anda Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri) kelepir fiyatına satma imkanı sunmaktadır. Vesselam.

Prof. Dr. Hüseyin M. YÜCEOL

Önceki İçerikSelahattin Demirtaş’ın yargılanmasına Mersin’de devam edildi
Sonraki İçerikGıda Fiyatlarını Zincir Marketler Mi Yükseltiyor?
Dr. Hüseyin Mualla YÜCEOL 20.02.1971 tarihinde Adana’ da doğmuştur. İlköğretim ve Ortaöğretimini Adana’ da tamamlamış, lisans eğitimini Çukurova Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümünde, Yüksek Lisans ve Doktora eğitimini Çukurova Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İktisat Ana Bilim dalında tamamlamıştır. Mersin Üniversitesi Erdemli Meslek Yüksekokulu’nda 1996 yılında göreve başlayan Dr. Yüceol, 2003 yılında Yardımcı Doçent 2008 yılında Makro İktisat temel bilim alanında Doçent unvanını almıştır. 2013 yılında profesör olan Hüseyin Mualla Yüceol, Mersin Üniversitesi’nde Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri ile Uluslararası İlişkiler bölümlerinde bölüm başkanlıkları, Erdemli Uygulamalı Teknoloji ve İşletmecilik Yüksekokulu’nda Müdürlük, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nde Dekan Vekilliği görevlerini yürütmüştür. Kendisi halen Mersin Üniversitesi İİBF Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkiler bölümünde çalışmakta ve Toros Üniversitesi Mütevelli Heyetinde görev yapmaktadır. Evli ve üç çocuk babası olan Hüseyin Mualla Yüceol’un yayımlanmış ‘Ahlâki Ekonomi’ ve ‘İşsizlik Kuramları ve İşsizlikle Mücadele Politikaları’ adlı iki kitabı, çok sayıda araştırma makalesi, ulusal ve uluslararası bildirileri bulunmaktadır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here