10 Kasım günü Atatürk’ü hatırlamak mı, anlamak mı?

0
44

Atatürk; Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu, Türk milletinin Atası ve 20. Yüzyılda mazlum milletlerin Tanrı zannettikleri, emperyalizmi yenerek tarih yapan büyük devrimcidir. Hayata bilimin ışığıyla bakan aydınlar: Atatürk’ün bir Tanrı, bir Melek, bir ermiş veya bir falcı olmadığını bilirler. Hatta Atatürk’ünde eksikleri, yanlışları hataları, eleştirilecek yanları olabileceğini kabul ederler. Çünkü bilime göre, nitelikli insan, muazzam ve olağanüstü olabilir. Ama mükemmel insan yoktur. Nitekim hayatta gerçeği yakalamak için, kişiyi, olay, eylem yaşadığı yer ve tarihsel koşulları içinde irdelersek doğru tespitlere ulaşabiliriz. “Herkesin kendi doğruları vardır” deyimi bazen ön yargı, hatta cehaletin veya menfaatin dayanağıdır. Dolayısıyla bilimsel gerçeği açıklayamaz.           100 Yıldan bu yana, emperyalizm ve adamları tarafından, en çok hakarete, saldırıya muhatap olup hedef tahtasına konulan lider, M. Kemal Atatürk’tür. Milletimizin istiklal savaşına karşı çıkan dış ve iç düşmanlar, M. Kemale hakaretler ederek hatta idamı kararını çıkardılar. Atatürk’e saldırılar Cumhuriyet kurulduktan sonra da devam etti. 1932 yılında İngiliz gizli servis ajanı Armstrong: BOZKURT isimli bir kitabıyla Atatürk’ü diktatör, despot ve kötü adam diye tanıtıyor. Kitabı o yılların bakanı yasaklıyor; ama Atatürk basılıp yayınlanmasını emrediyor. Atatürk o iftiralara, yaşadığı olgularla cevap vererek iddiaları çürüttü. Emperyalist Batı, dün de bugün de her aracı ve yerli uşaklarıyla kalemşorlarını de kullanarak, ATAMIZA saldırıları devam ettiriyor. Bunu sinsi, ince ve ikiyüzlü riyakârlıkla ama bilgiçlikle söyleyerek, onu gözden ve gönülden düşürmeye çalışıyorlar. Terör örgütü! PKK’nin lideri Öcalan bile, 1993 yılında yazdığı makalelerde; “Atatürk’ün fikir babası HİTLER ‘dir; diye yazmıştı. Ama yakalandıktan sonra, İmralı’da Atatürk’e övgüler düzmüştür.             

Can Dündar: Yıllar önce, Atatürk’ü MUSTAFA filmiyle küçültmeye, basitleştirmeye, yalnızlaştırmaya çalışırken birçok Atatürkçü işin farkına bile varamadı. Ama Dündar’ın Atatürkçülere karşı Ergenekon, Balyoz tertip davalarında Cumhuriyet gazetesini FETÖ’nün borazanı haline getirdiğini biliyoruz. Bugün hala uyanamayan hayranlarına, Can Dündar, Almanya’dan Batı hayranlığı güzellemeleri gönderiyor. Bir başkası, Mustafa Sarıgül:  Şişli belediye başkanıyken, Cumhuriyet gazetesine Atatürk resimleri ve sözleriyle dolu bir ek sayfa yaptırıyor. O zaman M. Kemal’in emperyalizme karşı, bağımsızlık ve devrimci sözlerinin törpülendiğini görmüştük. Atatürk’ü kendine reklam malzemesi seçen M. Sarıgül’ün liboş niyetini anlamamız için bunlar yeterli verilerdi.                 İlk basımı 1998 de ve 2008 de de Bağlam kitaptan yayınlanan Vamık D. Volkan ile Norman Itakowitz tarafından yazılmış “ölümsüz Atatürk” isimli kitabın ismi sanki Atatürk’ü yüceltiyor; ama okuduğumuzda içeriği,  Batı’nın iki liboş kafadarı Atatürk’ü kariyer düşkünü, kapris, despot biri diye ispat gayretine girdiklerini anlıyorsunuz. Bir başka ama daha önemli kitap: 2018 yılında Otopsi yayınlarından Cengiz Özakıncı’nın titiz ve çok bilgilendirici bir çalışması var. Kitap: “Tarih üzerinden psikolojik savaş ve ATATÜRK DERSİ” İsimli bu kitapta Özakıncı, Avrupa ama özellikle Amerikan Üniversitelerinde Atatürk aleyhinde kurulan kürsülerde, yüzlerce yalan, bilgi, belge üreten ve yayan akademisyenlerin iddialarını Türkçeye çevirip teşhir ederek çürütüyor.                 1999 İstanbul depreminden sonra Türkiye’ye gelen Amerika devlet başkanı Bill Clinton, depremzede bir ailenin (çocuğunu kucağına alınca) ülkemizin Batı hayranları tarafından en büyük Atatürkçü ilan edildi. Hatta aynı Clinton TBMM’de yaptığı konuşma sonunda vekillerimiz, tarafından ayakta alkışlanmıştı. Hâlbuki Clinton o konuşmayla, Türkiye’ye (Ortadoğu’da haddini bil, çizdiğimiz hizadan çıkma) tehdidini yapmıştı.  Demem o ki: Emperyalistler, Türk milletinin tarihine, önderlerine, tarihsel dayanaklarının simgesi olan Atatürk’e 100 yıldır saldırıyorlar. Yetmiyor, saldıracak TC vatandaşı ama kiralık kalemler ve siyasiler buluyorlar. Bunlara rağmen tarihinde emperyalizme karşı savaşmış on beş kadar ülkenin başşehirlerinde, Atatürk’ün heykellerine saygı, sevgi devam ediyor. Bu nedenlerle, her 10 Kasımda Atatürk’ü anarken onu daha çok anlamalıyız. Çünkü Atatürkçülüğümüzü, resimle, şiirle hatta seviyorum sözünden ziyade, emperyalizme karşı tavrımızla ortaya koymalıyız. BİZİ SAHTE ATATÜRKÇÜLERDEN AYIRAN ÖLÇÜ BUDUR.               

Kitap önerisi: Atatürk’ün Armstrong’a Cevabı- Sadi Borak- Kaynak Yay.

Süleyman ÇELİKCAN

Önceki İçerikMerkez Bankası, “Yeşil Ekonomi ve İklim Değişikliği Müdürlüğü” kurdu
Sonraki İçerikAraştırmalara göre erken uyumak kalp hastalıkları riskini azaltıyor
Süleyman Çelikcan, 1954 Tarsus doğumlu. İlkokulu burada okudu. Dışardan okuyarak Metal teknisyeni oldu.1976’da ÇİTOS-İŞ sendikasının Genel Eğitim Sekreterliğine seçildi. 1978 Adana ve Mersin Çimento fabrikalarında yapılan grevlere önderlik etti. 1979’da Tarsus’tan Mersin’e ABD U2 casus uçaklarına karşı, 2002’de Mersin’den Silopi’ye Irak ambargosuna karşı yürüyüşlere katıldı. 1979-80’de Türkiye İşçi Köylü Partisi Tarsus İlçe Başkanlığı yaptı. 1980’de yurtdışına çıkmak zorunda kaldı. 1982’de yurda döndü. 1986’da Sosyal Demokrat Halkçı Partide faaliyetlerde bulundu. Çalıştığı birçok firma veya fabrikada sendikal çalışmalar nedeniyle işten atıldı. Televizyon açık oturumlarında ve panellerde İşçi Partisi Mersin milletvekili adayı olarak Prof. Halil Cin, Prof. Enis Öksüz, AKP milletvekili Dengir Mir M. Fırat’la Türkiye’yi tartıştı. Üç yıla yakın İşçi Partisi Mersin İl başkanlığı yaptı. Türkiye kanalı AKSU TV’de ve Mersin Kanalı Toros TV’de Gazeteci Saadet Pesen’le ortak ” Haftaya Bakış ” adıyla siyasi programlar yaptı. Bölgede faaliyet yürüten kitle örgütlerinde konferanslar verdi. Mersin Çukurova ve Mersin Gazetesinde köşe yazarlığı yaptı. Evli ve 3 çocuk babası olan yazarımız Arapça ve Almanca bilmektedir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here